<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SBS, seviye belirleme sınavı, Sbs soruları, 6. 7. 8. Sınıf Sbs Sonuçları, Sbs 1. 2. 3. Yerleştirme Sonuçları 2010 &#187; zamir</title>
	<atom:link href="http://www.hedefsbs.com/tag/zamir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hedefsbs.com</link>
	<description>SBS ye ( Seviye Belirleme Sınavı ) hazırlanan öğrenciler için Sbs kaynak sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Feb 2012 18:49:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Türkçe sbs, cümlenin öğeleri,</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cümlenin öğeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dolaylı tümleç]]></category>
		<category><![CDATA[nesne]]></category>
		<category><![CDATA[öğelere ayırma]]></category>
		<category><![CDATA[özne]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe sbs]]></category>
		<category><![CDATA[yüklem]]></category>
		<category><![CDATA[zamir]]></category>
		<category><![CDATA[zarf tümleci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[CÜMLENİN ÖĞELERİ 1. Yüklem 2. Özne. 3. Nesne 4. Dolaylı Tümleç 5. Zarf Tümleci Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle CÜMLE Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir. Bugün hava ne kadar güzel! Senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CÜMLENİN ÖĞELERİ</p>
<p>    1. Yüklem</p>
<p>    2. Özne.</p>
<p>    3. Nesne</p>
<p>    4. Dolaylı Tümleç</p>
<p>    5. Zarf Tümleci</p>
<p>    Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle</p>
<p> CÜMLE</p>
<p>Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir.</p>
<p>Bugün hava ne kadar güzel!<br />
Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara, “Şehir magandaları!” diye bağırasın geldi mi hiç?</p>
<p>Özellikleri</p>
<p>]Her cümle bir yüklem ve varsa ona bağlı diğer öğelerden oluşur.<br />
]Cümlede yargı bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur. İhtiyaca göre başka öğelerle desteklenir. </p>
<p>Geldim.<br />
Ben geldim.<br />
Ben buraya geldim.<br />
Ben evden buraya geldim.<br />
Ben evden buraya koşarak geldim.<br />
Ben evden buraya kadar koşarak geldim.<br />
Ben seni görmek için evden buraya kadar koşarak geldim. </p>
<p>]Bir cümle anlam ve yargı bildiren, ek-fiille çekimlenmiş bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve şahsa göre çekimlenmiş bir tek fiilden (yüklem) de oluşabilir, yüklemi ve birbirini anlam bakımından bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani en küçük cümle tek kelimeden oluşabilir.</p>
<p>Öğretmenim.<br />
Öğretiyorum.<br />
Biz sizinde gelmeyeceğiz.<br />
Sokaklarda, caddelerde, kaldırımlara park eden otolar yüzünden, yayaların rahatça yürüme imkânı kalmadı artık.</p>
<p>Karşılıklı konuşmalarda tek kelimeden oluşan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya bırakılmıştır. </p>
<p>¦İnsanın elini yakmaz mı?<br />
¦Yakmaz.<br />
¦Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.<br />
¦Biliyorum.<br />
CÜMLENİN ÖĞELERİ</p>
<p>Öğe:Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öğe denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümleridir. </p>
<p>Bugün   /   alış veriş yapmak için   /   çarşıya   /   çıkacağım. </p>
<p>]Anlam bozulmayacak şekilde birbirlerinden ayrılabilirler. </p>
<p>çıkacağım.</p>
<p>çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p>alış veriş yapmak için   /   çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p>Bugün   /   alış veriş yapmak için   /   çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p> ]Her öğe görev ve anlam yönünden bir tek öğeye eşlik eder; onu tamamlar. Bu öğe de yüklemdir.  </p>
<p>­Birinci derecede önem taşıyan öğe yüklemdir. </p>
<p>çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p>alış veriş yapmak için   /  çıkacağım.</p>
<p>bugün   /   çıkacağım.</p>
<p>Bugün              alış veriş yapmak için           çarşıya             çıkacağım.</p>
<p>zaman              amaç                                   yer                   yapılacak</p>
<p>bakımından      bakımından                           bakımından      iş</p>
<p>­İkinci derecede önemli öğe öznedir. Sadece yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. </p>
<p>Beğendi-k                   “-k” eki “biz”i karşılıyor. </p>
<p>­Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci, dolaylı tümleç, edat tümleci ve nesnedir. </p>
<p>Hiçbir zaman              kader              bizi      senden             ayırmasın.<br />
Zarf tüml.                   Özne              nesne   d.lı tüml.         yüklem </p>
<p>]Bazı cümlelerde bazı öğeler hiç bulunmaz. </p>
<p>­Yüklemi geçişsiz fiilden oluşan cümleler nesne almazlar.<br />
Tarlanın sınırına gelince dinlenmek üzere oturduk. </p>
<p>­İsim cümlelerinde tümleçler pek sık görülmez.<br />
Ben / de / bir varisin olmakla / bugün / mağrurum.<br />
                Edat tüml.           Zarf tüml. </p>
<p>]Öğelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde olabilir.<br />
Yağız atlar / kişnedi, meşin kırbaç / şakladı.<br />
Bir dakika / araba / yerinde / durakları.<br />
Giden geminin arkasından / bakakaldı. </p>
<p>]Yüklem genellikle en sondadır. Diğer öğelerin yerleri anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur yüklemin önündedir. </p>
<p>“Bu şehrin çilesini ben çekerim yıllardır,<br />
Hasretini ben duyarım.” </p>
<p>]Cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Vurgu, gerektiğinde özellikle belirtilmek istenen öğe üzerine çekilebilir, ya da o öğe yükleme yaklaştırılır. </p>
<p>Ben Ankara’ya yerleştim.<br />
Ben Ankara’ya yerleştim.<br />
Ankara’ya en geç ben yerleştim. </p>
<p>]Asıl yargının bulunduğu cümleler gibi, ona bağlı olan yan cümleler de öğelerden oluşur. Öğelerden oluşan bir cümle başka bir cümlenin öğesi de olabilir. </p>
<p>Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar.      (amaç) </p>
<p>]Öğeler bulunurken,  </p>
<p>­Önce yüklem, sonra özne ve sonra tümleçler aranır.<br />
­Sorular yükleme sorulup alınan cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.<br />
­Öğeler bulunurken tamlamalar ve diğer kelime grupları bölünmez.<br />
­Bağlaçlar öğe sayılmamalıdır. </p>
<p>Bugün              alış veriş yapmak için           çarşıya             çıkacağım.<br />
Kelime               kelime grubu                      kelime              kelime </p>
<p>Semt belediyesine bağlı bir sağlık ocağında             dolaylı tüml.</p>
<p>fazla iş                                                                  özne</p>
<p>olmaz.                                                                   yüklem</p>
<p>Basit muayenelerin ve müdahalelerin dışında,         zarf tüml.</p>
<p>ya                                                                              bağlaç</p>
<p>hastahaneye                                                              dolaylı tüml.</p>
<p>hasta                                                                         belirtisiz nesne</p>
<p>sevk ederler,                                                              yüklem</p>
<p>ya                                                                              bağlaç</p>
<p>ölüler için                                                                  edat tüml.</p>
<p>defin ruhsatnamesi                                                    belirtisiz nesne</p>
<p>verirler.                                                                     yüklem</p>
<p>Masasında                                                                 dolaylı tüml.</p>
<p>bir de                                                                        bağlaç</p>
<p>bunların koçanları                                                    özne</p>
<p>olurdu.                                                                       yüklem</p>
<p>O koçanlardan kopardığım sayfaların arka yüzüne             dolaylı t.</p>
<p>resimler                                                                     belirtisiz n.</p>
<p>yapar,                                                                       yüklem</p>
<p>otomobil modelleri                                                    belirtisiz n.</p>
<p>çizer                                                                           yük</p>
<p>ya da                                                                          bağ</p>
<p>ilerde keşfetmeyi umduğum makineler                     b.siz n.</p>
<p>uydurur,                                                                    yük</p>
<p>bir de                                                                        bağ</p>
<p>tanıdığım artistlerin, ünlülerin listesini                     b.li n.</p>
<p>çıkarırdım.                                                                yük</p>
<p>Az sonra                                                                    zarf t.</p>
<p>annem                                                                      özne</p>
<p>gelir,                                                                          yük</p>
<p>koçandan ,                                                                dol. t.</p>
<p>temiz bir sayfa                                                           b.li n.</p>
<p>koparır,                                                                     yük</p>
<p>ön yüzünü                                                                  b.li n.</p>
<p>doldurur,                                                                   yük</p>
<p>gelenin işini                                                               b.li n.</p>
<p>görür,                                                                        yük</p>
<p>defin ruhsatnamesinde yukarıya                               dol. t.</p>
<p>ölenin adını                                                                b.li n.</p>
<p>yazar,                                                                        yük</p>
<p>en altta                                                                      dol. T.</p>
<p>da                                                                              bağl.</p>
<p>hep                                                                            zarf t.</p>
<p>kendi kaşesi ve imzası                                               özne</p>
<p>olurdu.                                                                       yüklem</p>
<p>Benim gözümde anneme ölüm karşısında üstünlük sağlayan bir şeydi    yüklem</p>
<p>bu.                                                                             özne</p>
<p>Ölümü                                                                       belirtili nesne</p>
<p>başka adreslere                                                         dolaylı tümleç</p>
<p>gönderirdi.                                                                Yüklem. </p>
<p>(Murathan Mungan, Pamukçuklar)</p>
<p> Şimdi bu cümle öğelerini tek tek inceleyelim:<br />
1. Yüklem</p>
<p>İş, kılış, oluş, hareket, durum bildiren; haber veren; cümleyi bir yargıya bağlayan çekimli öğedir. </p>
<p>Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle getirdi.</p>
<p>Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da insanların birbirlerini sevip saymamalarıdır.</p>
<p> Özellikleri</p>
<p>]Cümlenin temel öğesidir. Cümle yargı bildiren bir söz; yüklem de yargıyı üstlenen öğe olduğuna göre yüklemsiz bir cümle olamaz.</p>
<p> Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle &#8230;&#8230;&#8230;?&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;          cümle değil</p>
<p>Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da &#8230;&#8230;&#8230;.?&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;      cümle değil</p>
<p> ]Yüklem, tek kelimeden de oluşabilir bir kelime grubundan da.  </p>
<p>Yaşlılara saygı, topumun geçmişine olan saygısını gösterir.<br />
İnsanlar birbirlerinin hakkına riayet etmeliler. </p>
<p>] Cümle oluşturmaya yeterli olan tek öğe yüklemdir.<br />
Öğretmenim.<br />
Geliyorum. </p>
<p>]Diğer unsurlar, yüklemin anlamını desteklemek üzere cümlede bulunur. </p>
<p>Yeri</p>
<p>]Türkçede asıl öğe en sonda bulunduğu, yardımcı öğeler daha önce geldiği için Türkçe söz dizimine göre yüklem cümlenin en sonundadır. Bütün öğeler sıralanır, sonra bunlarla hazırlanan haber veya yargı yükleme yüklenir. </p>
<p>Gökyüzünün başka rengi de varmış.<br />
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı. </p>
<p>]Şiirde, atasözlerinde ve günlük konuşma dilinde yüklem cümlenin sonunda değil de herhangi bir yerinde olabilir.  </p>
<p>“Uzar gider bir sessizlik içinde<br />
Bir uçtan bir uza Türkistan toprakları.”<br />
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler.<br />
Sakla samanı, gelir zamanı. </p>
<p>Türü</p>
<p>]Fiil cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildiren cümlelerin yüklemi çekimli bir fiildir. Bu fiil, basit, türemiş ya da birleşik olabilir.</p>
<p>Fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir. </p>
<p>Bir ipte iki cambaz oynamaz.            Hiçbir zaman<br />
Yarın buraya gelecekler.                    Onlar </p>
<p>]İsim cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildirmeyen cümlelerin yüklemi de ek-fiille çekimlenmiş bir isimdir. Bu, isim soylu herhangi bir kelime (sıfat, zamir, zarf, edat) olabilir. </p>
<p>Ben bir Türküm; dinim cinsim uludur.<br />
Yeniden doğmuş gibiyim.<br />
Tabiattaki en iç açıcı renk yeşildir.<br />
Çık hızlısın. </p>
<p>*Bu ek-fiiller bazen düşebilir.<br />
İçimde en güzel duygular saklı. </p>
<p>*Ek-fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.<br />
Gökyüzünün başka rengi de varmış. </p>
<p>Sayısı</p>
<p>Bir cümlede birden fazla özne, zarf tümleci, dolaylı tümleç, nesne bulunabilir, ama yüklem tektir. Bir söz dizisi içindeki yüklem sayısı cümle sayısını gösterir. </p>
<p>“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,<br />
Bir dakika araba yerinde durakladı.”<br />
“Yol onun, varlık onun,<br />
Gerisi hep angarya.” </p>
<p>Yüklemdeki Kelime Sayısı</p>
<p>Yüklem tek kelimeden oluşabileceği gibi bir kelime grubu da olabilir. </p>
<p>Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir / bu.<br />
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir / bu.<br />
Dönülmez akşamın ufkundayız.<br />
Güzel yüzü, geniş bir gülümseyişle  / ışıl ışıldı. </p>
<p>Yüklemsiz Cümleler (Eksiltili Cümle)</p>
<p>]Yüklemi söylenmeyen cümlelere eksiltili (kesik) cümle denir. Yüklemin söylenmemiş olması cümlenin anlamında eksiklik meydana getirmez. Dinleyici ya da okuyucu cümlenin söylenmemiş kısmını ya kendisi tamamlar ya da zaten bilinmektedir. </p>
<p>Kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan.<br />
Az veren candan, çok verev maldan.<br />
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder. </p>
<p>“Seni istikbal için önce gelmek cihana,<br />
Ve başkasından almak sonra geliş müjdeni,<br />
Bir nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana,<br />
Aramak her tarafta, bulmamak asla seni.    (Han Duvarları)</p>
<p> *Bazı kesik cümleler önceki cümlenin yardımıyla tamamlanır.<br />
Bilmiyorum aradan ne kadar zaman geçti. Belki altı ay&#8230; Belki bir yıl.<br />
Buralarda hiç yol yoktur. Hatta keçi yolu bile&#8230; </p>
<p>¦Nerede çalışıyordun?<br />
¦Türk Dil Kurumunda. (çalışıyorum) </p>
<p>¦Kardeşin kaçıncı sınıfta okuyor?<br />
¦İkinci sınıfta.<br />
2. Özne</p>
<p>Tanımı<br />
Yüklemde bildirilen işi, oluşu, hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur. </p>
<p>Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.<br />
Elimdeki defter yere düştü. </p>
<p>Özne, yükleme sorulan “ne?, kim?” sorularının cevabıdır. </p>
<p>Göçmen kuşlar yine yolculuğa başladı.<br />
¦Kim? / Kim başladı? / Başlayan kim?<br />
¦Göçmen kuşlar </p>
<p>Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.<br />
¦Ne? / Ne dizilmişti? / Dizilen ne?<br />
¦Kitaplar </p>
<p>Özellikleri</p>
<p>Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olurlar.Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.</p>
<p>Ankara halkı kaldırımlarda yürüyememekten rahatsız değil galiba.<br />
Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar. </p>
<p>Durumu</p>
<p>Özne; yüklemi isim olan cümlelerde pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir. </p>
<p>Hava durgundu.                                            Özne, olan</p>
<p>Muayene odasının kapısı açılır.                     Özne, olan, yapılan</p>
<p>Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu.                    Özne, yapan</p>
<p>Genç kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu.     Özne, olan </p>
<p>Türü</p>
<p>İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde özne olabilir: </p>
<p>Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.<br />
Bir dakika araba yerinde durakladı.<br />
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,<br />
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar&#8230;<br />
Dakikalar ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.<br />
İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.<br />
Kapı tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.<br />
Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.<br />
O, benim can dostumdur.<br />
Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?<br />
Köprü altında balık tutanlar, bezgin değildi.<br />
Türklerin bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez. </p>
<p>Çeşitleri:Sözde ve gerçek özne </p>
<p>Sayısı:Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir. </p>
<p>Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bit parıltı içinde erir.<br />
Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır. </p>
<p>*Bazı cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.<br />
Etrafa hoş ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı. </p>
<p>*Bazı cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle ifade edilir.<br />
Tarih, sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur. </p>
<p>Öznesiz Cümleler</p>
<p>Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir öznedir.</p>
<p>*Gizli özne bir özne çeşidi değildir. </p>
<p>Dün beni aramışsın.   Sen: gizli özne<br />
Karanlığın, yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.<br />
Geniş merdivenlerden yukarı kata çıktı. </p>
<p>*Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir. </p>
<p>Bu sıcakta uyunmaz.<br />
Bu söze gülünür.<br />
Yarın pikniğe gidilecek.<br />
Burada kalınacak.<br />
Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı. </p>
<p>Özne-yüklem Uyumu</p>
<p>Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir. </p>
<p>a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu</p>
<p>Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk anlamı varsa yüklem olumsuzdur.</p>
<p>Yarın herkes dersten önce kütüphanede toplansın.<br />
Hepsi burada toplanacak. </p>
<p>*Öznenin olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.<br />
Akşam yemeğine herkes katılmadı.<br />
Yağmur yağdığı için öğrencilerin tamamı gelmedi. </p>
<p>*Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.<br />
Üç günden beri kimse uğramadı buraya.<br />
Hiç kimse bu paraya bu işi yapmaz.<br />
Hiçbiri anlatılanlara inanmadı. </p>
<p>*“ne&#8230;.ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin yüklemi olumludur.<br />
Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir.<br />
Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi. </p>
<p>b. Tekillik-çoğulluk Uyumu<br />
Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur. </p>
<p>Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.<br />
Çocuk annesini çağırdı.<br />
Ali’yle Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler. </p>
<p>*Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme bağlanır. </p>
<p>Bu erikler çok tatlıdır.<br />
Otlar kurudu.<br />
Aradan uzun yıllar geçti.<br />
Gözlerim yaşardı.<br />
Fikirler baskıyla benimsetilmez.<br />
Dışarıdan bağrışmalar duyuluyordu.<br />
Sıfatlar çekim eki almaz.<br />
Ordu yola çıktı.<br />
Martılar bağrışıyorlar. </p>
<p>*Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de olabilir çoğu da. </p>
<p>Çocuklar erken uyur.<br />
Öğrenciler teneffüse çıkmış.<br />
Memurlar hak aradı.<br />
Askerler eğitim alanında toplandı.<br />
Öğrenciler birer ikişer gelmeye başladılar. </p>
<p>*Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1., 2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki alır. </p>
<p>Ahmet’le ben yarın gideceğiz.<br />
Ben ve o, beraberce içeri girdik.<br />
Bu işi sen ve ben yapmalıyız.<br />
Ben, o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.<br />
Biz, siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız. </p>
<p>*Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.<br />
Sen ve o, bu işi yapmalısınız.<br />
Siz ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız. </p>
<p>*Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır. </p>
<p>Sayın Vali, madalyaları elleriyle taktılar.<br />
Cumhurbaşkanı, okulumuzu ziyaret edecekler.<br />
Küçük bey henüz uğramamışlar. </p>
<p>*Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır. </p>
<p>İki çocuk içeri girdi.<br />
Birçok insan böyle davranışlara tepki gösterir.<br />
3. Nesne</p>
<p>Tanımı<br />
Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.</p>
<p>*Dolayısıyla sadece fiil cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim cümleleri de nesne alabilir.</p>
<p>*Düz tümleç de denir.</p>
<p>*Yükleme sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabıdır. </p>
<p>Burada son fırtına son dalı kırıyordu.<br />
Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.<br />
Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur. </p>
<p>Türü</p>
<p>]İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar, tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler, kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.  </p>
<p>Babam gazetesini okuyor; annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında uyguluyordu.<br />
İyilik eden iyilik bulur.<br />
Ayıkla pirincin taşını.<br />
Bugün bana ne getirdin?<br />
Siz bunlardan hangisini istersiniz?<br />
Çocuk sevinçle, “Bitirdim!” dedi.<br />
Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” demişler.<br />
Sabahları odadan odaya gezinerek düşünmeyi severim. </p>
<p>Çeşitleri<br />
Belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır. </p>
<p>Belirtme hâl eki alanlara belirtili; yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir. </p>
<p>Her gün gazete okuyorum.<br />
Gazeteyi her gün okuyorum. </p>
<p>]Belirtisiz nesnenin kullanılması ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur. Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar. </p>
<p>Bunu bana bir çocuk anlatı.              Vurgulanan: herhangi bir çocuk<br />
Bir çocuk bana bunu anlattı.             Vurgulanan: bu<br />
Her hafta bir kitabı okurum.             Belirli kitaplardan birini<br />
Bir kitabı her hafta okurum.             Belirli bir tek kitabı </p>
<p>]Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile” edatlarından başka bir kelime giremez.<br />
Her hafta bir kitap okurum.<br />
Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.<br />
Gezi sırasında sincap bile gördük. </p>
<p>*Bazı nesneler belirtme hâl eki almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.<br />
“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.<br />
Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin okurduk. </p>
<p>Sayısı<br />
Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı özelliği taşımalıdır.  </p>
<p>“Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,<br />
Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,<br />
Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.” (YKB)<br />
Dağılmış eşyaları, titreyen çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.<br />
Uçurtmalar biraz gök, açık hava, rüzgâr ister. </p>
<p>*Bazı cümlelerde ikinci nesne, birincinin açıklayıcısıdır.<br />
Surların önünde, kemerlerinden hâlâ o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)<br />
4. Dolaylı Tümleç</p>
<p>Tanımı</p>
<p>“-E, -dE, -dEn” eklerini alarak cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir.</p>
<p>Yer tamlayıcısı da denir. </p>
<p>Biz yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.<br />
Nice tarihî eserler sular altında bırakılıyor.<br />
Buğdayı çiftçiden hep ucuza alırlar.<br />
Baş ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.<br />
Büyük bir boşlukta bozuldu büyü.<br />
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.<br />
Başımız üstünden yorgun bulutlar geçer. </p>
<p>*Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.<br />
-Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.<br />
- Hâlbuki bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız. </p>
<p>]Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereye?, nerede?,  nereden?, kime?, kimde?, kimden?, neye?, nede?, neden?” sorularının cevabıdır. </p>
<p>Bunları babana sormalısın.                        Kime?<br />
Aradığınız kitapları sahafta bulursunuz.       Nerede?<br />
Tebeşir kireçten yapılır.                             Neden? </p>
<p>Türü<br />
]İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları dolaylı tümleç olabilir. </p>
<p>Kuleye çıkınca, sabah güneşinin henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.<br />
Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.<br />
Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu. </p>
<p>]Yer soran soru kelimeleri de dolaylı tümleçtir?<br />
Bu elbiseyi nereden aldınız?<br />
Benim kalemim kimde kalmış?</p>
<p>Sayısı</p>
<p>Bir cümlede birden fazla aynı veya farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir. </p>
<p>Ormanlardan, derelerden, köprülerden, tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.<br />
Gökalp ve arkadaşları, hem edebî eserlerinde, hem de Türkçeyi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde halka yöneldiler. </p>
<p>*Bazı yer tamlayıcıları kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.<br />
Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.<br />
5. Zarf Tümleci</p>
<p>Tanımı</p>
<p>Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır.</p>
<p>*Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir. </p>
<p>Akşama kadar çalıştık.<br />
Toprak derin derin ürperdi.<br />
Bu şiir yağmur yağarken yazdım.<br />
Ben resim çekmeyi de çok seviyorum.<br />
Akşama doğru eve varırız.<br />
Aşağı inmişti.<br />
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.<br />
Bu hastahanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.<br />
On beş yaşına dek evinden uzun süreli ayrılmadı.<br />
Anlatılanları korkuyla dinledik.</p>
<p>Hastayı ambulânsla getirmediler; taksiyle getirdiler.          vasıta<br />
Yağmur yağdığı için sular kesilmiş.                                  sebep<br />
Düşüncelerinizi bir kompozisyonla açılayın.                       araç<br />
Bazı öğrenciler anneleriyle gelmişlerdi.                             birliktelik </p>
<p>]Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl?, ne zaman?, ne kadar?, nereye?” ve “kiminle?, neyle?, niçin?, neden?, niye?”soruları sorulur.  </p>
<p>Sağa sola bakmadan içeri girdi.                             Nasıl?  Nereye?<br />
İki arkadaş gece boyunca uzun uzun konuştular.     Ne zaman?  Nasıl?<br />
Biz , akşamki trenle gideriz.                                  Neyle?<br />
Raşit’i son gördüğümde Hüseyin’le geziyordu.         Kiminle?<br />
Çocuk korkudan konuşmuyordu.                            Neden?<br />
Onu görmek için beklemiştik.                                 Niçin? </p>
<p>Türü<br />
İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar. </p>
<p>Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.<br />
Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur.<br />
Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı.<br />
Hana sağ indi, ölü çıktı geçende.<br />
Kulak verdin mi yürekten kavala saza.<br />
Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde  olduğundan ayakta fazla duramadı.<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım. </p>
<p>*Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir.<br />
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.<br />
Ankara’ya yaklaştıkça heyecanım artardı.<br />
Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu.<br />
Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.<br />
Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler.<br />
Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim.<br />
Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme. </p>
<p>*Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.<br />
Yarın benimle gelir misin?     zarf<br />
Yarını bekleyemem.                İsim<br />
İçeri›içeriye, dışarı›dışarıya, aşağı›aşağıya </p>
<p>*Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)</p>
<p>“ile”<br />
Ankara’ya uçakla giderler.               (vasıta)<br />
Bizi boş vaatlerle kandırdılar.           (araç)<br />
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu.    (beraberlik)<br />
Arabanın gürültüsüyle irkildi.           (neden)<br />
Öfkeyle kalkan zararla oturur.          (nasıl, öfkeli ve zararlı)<br />
Sevinçle boynuma sarıldı.                  (nasıl, sevinçli bir hâlde) </p>
<p>“-E kadar”</p>
<p>Dershaneye kadar gidelim.<br />
Akşama kadar çalıştık.   </p>
<p>“için”</p>
<p>Çalışmak için başvurdu.        (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)<br />
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir.       (sınavı kazanmanın şartı)<br />
Sıkıldığı için dışarı çıktı.                    (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)<br />
Bu ayakkabıyı babam için aldım                   (özgülük)<br />
Bu iş için kaç lira ödedin?                             (karşılık)<br />
Senin için sorun yok tabi.                              (görelik)<br />
Bizim için ne diyorlar?                                  (hakkımızda)<br />
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı.                       (aitlik) </p>
<p>“üzere, üzre”</p>
<p>Sorunu halletmek üzere gidiyorum.              (amaç, için)<br />
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı.    (için, amaç) </p>
<p>“-E göre”</p>
<p>Başbakana göre enflâsyon düşük.     (açısından)<br />
Ayağını yorganına göre uzat.            (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)<br />
Allah dağına göre kış verir.               (uygunluk)<br />
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş.  (bakılırsa, yönünden)<br />
Siz bana göre daha gençsiniz.           (karşılaştırma)<br />
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu.  (karşılaştırma)<br />
Bana göre ayakkabınız var mı?        (uygunluk) </p>
<p>“karşı”</p>
<p>Edebiyata karşı ilgim vardı.              (hakkında, yönelik)<br />
Denize karşı bir balkonu var.                        (yönelik) </p>
<p>“diye”</p>
<p>Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)<br />
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden) </p>
<p>“doğru”<br />
Ormana doğru yürüdük.<br />
Bana doğru bakıyor. </p>
<p>“dolayı, ötürü”<br />
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.<br />
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.</p>
<p>“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.<br />
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.  </p>
<p>“karşın, rağmen “</p>
<p>Çok uğraşmama karşın başaramadım.<br />
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu. </p>
<p>“beri”<br />
Dün akşamdan beri görülmedi.<br />
Okuldan beri hiç susmadı.<br />
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.<br />
Kar, sabahtan beri yağıyor. </p>
<p>“yalnız”<br />
Cebinde yalnız yol parası vardı.        (sadece, edat)<br />
Beni yalnız sen anlarsın.                    (sadece, bir tek) </p>
<p>“ancak”<br />
Seni ancak ebediyyetler eder istiab   (sadece)<br />
Onu ancak para ilgilendirir.              (sadece, bir tek);<br />
Bu işten ancak Hasan Usta anlar.     (sadece)<br />
Bu kömür ancak üç ay yeter.            (en fazla, olsa olsa)<br />
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler.       (belki, ihtimal) </p>
<p>Sayısı</p>
<p>Bir cümlede aynı veya farkı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir. Zaman zarfı genellikle diğer zarf çeşitlerinin önünde, miktar zarfı da yüklemden önce kullanılır. </p>
<p>Kızılay’a indiğim zaman, kalabalığa takılmamak için insanlar arasından hızla ilerlerim.<br />
“Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış<br />
Eski Şîrâz’ı hayal ettiren ahengiyle.”  (YKB)<br />
Çocukları ilk gördüğünde çok sevinmişti.<br />
Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle</p>
<p>Cümlenin kuruluşuna katılmayan, yani öğe olmayan ve dolaylı olarak cümlenin anlamına yardımcı olan unsurlardır.  </p>
<p>Bağlaçlar, ünlemler, ünlem grupları, hitaplar, ara sözler cümle kuruluşunun dışında kalan unsurlardır.  </p>
<p>Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.<br />
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.<br />
Şair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.<br />
Ulu mabet, seni ancak bu sabah anlıyorum.<br />
Neden böyle düşman görünürsünüz<br />
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar. </p>
<p>Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.<br />
Varsın sonunda bizzat yarattığımız bu eser bizi inkâr etsin.<br />
Bahçeye indim, fakat çiçeklerin eski kokusunu alamadım. </p>
<p>*Yardımcı ve açıklayıcı bir öğe olarak cümlenin içine giren ve çıkarılması cümlenin anlamında eksiklik ya da bozulma meydana getirmeyen sözlere ara söz denir. Ara söz bir kelime, kelime grubu veya cümle hâlinde olabilir. </p>
<p>Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.<br />
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik. </p>
<p>]Ara söz, iki virgül arasında, parantez içinde ya da iki kısa çizgi arasında verilir. “ki” ile de bağlanabilir.<br />
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.<br />
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.<br />
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.<br />
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa  Kemal hedef olarak göstermişti bize. </p>
<p>]Cümlede herhangi bir öğenin açıklayıcısı ve açıkladığı öğe ile aynı görevde olabilir.<br />
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.     Özneyi<br />
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik.                      Dolaylı tümleci<br />
Doğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti.         Nesneyi<br />
Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay’da gördüm. Zarf tümlecini </p>
<p>]Cümlenin herhangi bir öğesi olmaksızın da kullanılabilir.<br />
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.<br />
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.<br />
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz. </p>
<p>]Cümlenin herhangi bir yerinde bulunabilirler.<br />
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli<br />
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi<br />
Evet, her şey bende gizli bir düğüm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe SBS konu anlatımı, zamir</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-konu-anlatimi-zamir.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-konu-anlatimi-zamir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:35:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS HAZIRLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Seviye Belirleme Sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[zamir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/genel/turkce-sbs-konu-anlatimi-zamir.html</guid>
		<description><![CDATA[ZAMİR(ADIL) Zamir Çeşitleri 1. Şahıs Zamirleri 2. Dönüşlülük zamiri 3. İşaret zamirleri 4. Belgisiz zamirler 5. Soru zamirleri 6. İlgi zamiri 7. İyelik zamiri YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER 1. Basit Zamirler 2. Birleşik Zamirler 3. Öbekleşmiş Zamirler 4. Ek Hâlindeki Zamirler ZAMİRLER Zamir:İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu kelimelerle bazı eklere zamir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> ZAMİR(ADIL)<br />
        Zamir Çeşitleri<br />
        1. Şahıs Zamirleri<br />
        2. Dönüşlülük zamiri<br />
        3. İşaret zamirleri<br />
        4. Belgisiz zamirler<br />
        5. Soru zamirleri<br />
        6. İlgi zamiri<br />
        7. İyelik zamiri</p>
<p>        YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER<br />
        1. Basit Zamirler<br />
        2. Birleşik Zamirler<br />
        3. Öbekleşmiş Zamirler<br />
        4. Ek Hâlindeki Zamirler</p>
<p>    ZAMİRLER</p>
<p>    Zamir:İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu kelimelerle bazı eklere zamir denir.</p>
<p>    Ahmet’ten öğrendim › ondan öğrendim<br />
    Kitabı gördün mü? › bunu gördün mü?<br />
    Öğrenciler dışarı çıktı› hepsi/herkes dışarı çıktı.</p>
<p>    Zamirlerin Özellikleri<br />
    1. İsim soyludur.<br />
    2. Bir ya da birden fazla ismin yerini tutarlar. Onları öğrenmek için de kullanılırlar.<br />
    3. Anlamdan çok görev yönü ağır basar.<br />
    4. İsimlerin yerini geçici olarak tutarlar.<br />
    5. İsim çekim eklerini (hâl, iyelik, çoğul ekleri) –genellikle– alabilirler.<br />
    6. Tekil ve çoğul şekilleri vardır.<br />
    7. Dolayısıyla cümlede isim gibi kullanılabilirler.<br />
    8. Cümlede tek başlarına görev üstlenebilirler.<br />
    9. Birçok sıfat, zamir olarak da kullanılabilir.</p>
<p>        Zamir Çeşitleri<br />
        Zamirler, isimlerin yerini tutma şekillerine ve yerini tuttukları isimlere göre çeşitlere ayrılırlar:<br />
        1. Şahıs zamirleri<br />
        2. Dönüşlülük zamiri<br />
        3. İşaret zamirleri<br />
        4. Belgisiz zamirler<br />
        5. Soru zamirleri<br />
        6. İlgi zamiri<br />
        7. İyelik zamiri</p>
<p>    1.Şahıs Zamirleri</p>
<p>    Şahıs isimlerinin yerine kullanılan zamirlerdir: “ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler.”</p>
<p>        -Tamlayan eki (ilgi hâl eki)ni alabilirler; iyelik eklerini almazlar.</p>
<p>        Bu durumda şahıs zamirleri tamlamalarda ancak tamlayan olarak kullanılabilirler.<br />
        Bu tamlamalarda sonradan tamlayan düşebilir. Çünkü tamlanandaki iyelik ekleri zaten şahıs anlamı taşımaktadır:</p>
<p>        Benim kalemim, senin defterin, onun çantası, bizim okulumuz, sizin sınıfınız, onların bahçeleri, bizlerin kaygısı, sizlerin iyiliği&#8230;<br />
        kalemim, defterini al, çantası, okulumuz, sınıfınız, bahçelerine bak&#8230;</p>
<p>        ­Bu tür tamlamalarda tamlayan vurgulanmak istenirse düşürülmez:</p>
<p>        Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Başkasının değil, senin. Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)</p>
<p>        Biz bugün senin misafiriniz. (Başkasının değil, senin.)</p>
<p>        ­Tamlayan atıldığında yanlış anlaşılma olacaksa atılmaz:</p>
<p>        Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)<br />
        Onun eşyalarını bize getir. › Eşyalarını bize getir<br />
        Senin doğum tarihini bilen yok mu? ›Doğum tarihini bilen yok mu<br />
        Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim.</p>
<p>        “ben” ve “sen” zamirleri yönelme hâl eki aldıklarında ses değişikliği meydana gelir:</p>
<p>        Ben › bana<br />
        Sen › sana</p>
<p>        “sen” yerine saygı ve incelik olsun diye “siz” de kullanılır. Tabi bu durumda yüklem de çoğul olmalıdır.</p>
<p>        Siz bu olayı görmediniz mi?</p>
<p>        Böbürlenmek amacıyla “ben” yerine “biz” kullanılabilir:</p>
<p>        Böylelerinin hakkından gelmesini biliriz biz.  </p>
<p>     2. Dönüşlülük zamiri</p>
<p>     Şahısları pekiştirerek bildiren ve fiildeki işin, özne tarafından bizzat yapıldığını ya da yapana dönüşünü bildiren zamirdir. Şahıs zamiri olarak da bilinir:<br />
    Dönüşlülük zamiri “kendi”dir.</p>
<p>    Bu zamir diğer zamirlerden farklı olarak bütün iyelik eklerini alabilir. İyelik eklerini üzerine hâl ekleri getirilebilir.</p>
<p>    Kendi-m-de<br />
    Kendi-n-den<br />
    Kendi-si-n-i<br />
    Kendi-miz-in<br />
    Kendi-niz-le</p>
<p>    Kendi-leri-n-ce  </p>
<p>    İyelik eki almadan tamlayan olabilir. Bu durumda belirtili isim tamlaması sayılır:</p>
<p>    Kendi elim<br />
    Kendi arkadaşın</p>
<p>    Kendi babası</p>
<p>    Kendi evimiz<br />
    Kendi okulunuz<br />
    Kendi fikirleri</p>
<p>    Özneyle (isim veya zamir) birlikte, pekiştirme görevinde (bizzat anlamında) kullanılır: </p>
<p>    “Saide Hanım, bir kitap okuyordu. Başını kaldırdı, kocasını süzdükten sonra:<br />
    -Siz kendiniz de inanmıyorsunuz ya! dedi.<br />
    -Ama, inanılır şeyler mi? (Memduh Şevket Esendal; Saide)<br />
    Ben kendim de yaparım.<br />
    Vali Bey, kendisi emir vermiş.<br />
    O kendisi okusun.<br />
    Evi siz, kendiniz görmelisiniz.</p>
<p>    Fiilin özneye dönüşünü bildirir:Çocuk kendisi yıkanmış.</p>
<p>    Tamlama hâlinde ve tek başına yapılan bir işi anlatmak için kullanılabilir:</p>
<p>    “Yüzlerce defa kendi kendime sorduğum bu suale içimizdeki yanık, hicranlı sesten ayni cevabı alıyordum&#8230;”<br />
    “Tabiatın pek nafile yere bana verdiği bu gençlik hazinesinin kendi kendine tükenip gittiğine sızladım&#8230;”<br />
     3. İşaret zamirleri</p>
<p>    İsimlerin yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.</p>
<p>        * İyelik eki almazlar; diğer isim hâl eklerini alabilirler. Dolayısıyla isim tamlamalarında ancak tamlayan olabilirler.</p>
<p>    bundaki, burada, onlarla, şundan, ötekiler&#8230;<br />
    bunun rengi, buranın havası, onların evi, ötekinin bahçesi&#8230;</p>
<p>    Başlıca işaret zamirleri şunlardır:“bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, öteki, beriki, bura, şura, ora, burası, şurası, orası, böylesi, şöylesi, öylesi&#8230;”</p>
<p>    Bunu kim yaptı?<br />
    Şunda ne var?<br />
    Benim kitabım o değil.<br />
    Bunlar size ait.<br />
    Şunlar da sizin olsun.<br />
    Onlar kime kaldı?<br />
    Ötekini bana ver.<br />
    Beriki sende kalsın.<br />
    Bura bana pek yabancı gelmedi.<br />
    Şura nasıl?<br />
    Ora daha iyi.<br />
    Burası da fena değil.<br />
    Şurası yakın sayılır.<br />
    Orası çok uzak.<br />
    Böylesi, insanı rahatsız eder.<br />
    Şöylesi de doğru olmaz ki.<br />
    Öylelerinden her zaman kaçarım.</p>
<p>        * “bu, şu, o, öteki, beriki, böylesi, şöylesi, öylesi” kelimeleri çeşitli görevlerde kullanılır:</p>
<p>    bu: işaret zamiri › Bunu biliyor musun?<br />
    işaret sıfatı › Bu bilgiyi nereden aldın?<br />
    şu: işaret zamiri › Şunu görmüştüm.<br />
    işaret sıfatı › Şu eşyaları taşıyalım.<br />
    o: şahıs zamiri › O bu akşam geç gelecek.<br />
    işaret zamiri › O benim elmam.<br />
    işaret sıfatı › O elma benim.</p>
<p>    Aşağıdaki kelimeler de hem işaret zamiri hem de sıfat olarak kullanılabilir.<br />
    Öteki             Ötekini bana ver.                           Öteki kitabı ver.<br />
    Beriki            Beriki sende kalsın.                        Beriki kaset sende kalsın<br />
    Böylesi          Böylesi, insanı rahatsız eder.           Böylesi davranışlar.<br />
    Şöylesi          Şöylesi de doğru olmaz ki.              Şöylesi bir tarzla yapmak.<br />
    Öylesi            Öylesinden her zaman kaçarım.      Öylesi insanlardan.</p>
<p>        * Bu kelimelerin sıfat mı zamir mi olduklarını anlamak için şu soruları sorarız:</p>
<p>    ¦İsmin yerini mi tutuyorlar, yoksa ismi niteliyor ya da belirtiyorlar mı?<br />
    ¦Zamirler ismin yerini tutar; sıfatlar isimle birlikte kullanılır.<br />
    ¦Tekilleri ve çoğulları var mı?<br />
    ¦Sıfatların çoğulları yoktur; zamirlerinse vardır.<br />
    ¦Hâl eklerini alıyorlar mı?<br />
    ¦Sıfatlar hâl ekleri almaz, zamirler alır.<br />
    4. Belgisiz zamirler</p>
<p>    Birden fazla simin yerini tutan ya da hangi ismin yerini tuttuğu açıkça belli olmayan zamirlerdir. Bunların çoğu, belgisiz sıfatlara çekim eki (3. şahıs iyelik ekleri) getirilerek yapılır. Sıfatla ilgisi olmayanlar da vardır.</p>
<p>    “biri, birisi, hepsi, kimi, kimisi, hepsi, tamamı, herkes, kimse, hiç kimse, çoğu, bazısı, birkaçı, birazı, birçoğu, başkası, her biri, öteberi, şey&#8230;”</p>
<p>    Belgisiz sıfattan yapılanlar: “birkaç-ı, bazı-ları, bir-i, pek çoğ-u, pek az-ı, bazı-sı, tüm-ü, bütün-ü, bir kısm-ı, her bir-i, başka-sı, hiçbir-i&#8230;”</p>
<p>    “filân” kelimesi de olduğu gibi hem sıfat hem zamir olarak kullanılır.</p>
<p>    Hepsini tekrar çağırdılar.<br />
    Kimi de gelmeyi hiç düşünmedi.<br />
    Buraya hepsinin gelmesi gerekiyordu.<br />
    Tamamından sen sorumlusun.<br />
    Herkes böyle düşünmez.<br />
    Kimse senin gibi olamaz zaten.<br />
    Çarşıdan ne kadar öteberi aldın?<br />
    Birkaçı dün de gelmişti.<br />
    Bazıları bu sabah gelmeyi düşündüler.<br />
    Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar.<br />
    İnsanların pek çoğu bu konuda bilinçsizdir.<br />
    Çalışanların pek azı hak ettiğini alır.<br />
    Bazısı da hep mağdurdur.<br />
    Elindekilerin tümünü yere bırak.<br />
    Bütününü görmeden bir şey diyemem.<br />
    Bir kısmını görmekle karar verilmez.<br />
    Her biri ayrı özellikler taşır.<br />
    Başkasının yerine konuşamam.<br />
    Hiçbiri bunu uygun görmez.<br />
    Falanın filânın ne dediği önemli değil.<br />
    Kendisine bir şey söyleyecektim.</p>
<p>        * Bazı ikilemelerde ikinci ve anlamsız olan kelime zamirdir.</p>
<p>    Para mara istemem.<br />
    Kalem malem alacağım.</p>
<p>        * Belgisiz zamirlerin de sıfatlardan ayırt edilme yolu bütün zamirlerde (özellikle işaret zamirlerinde) olduğu gibidir. Zaten belgisiz zamirler ek almış oldukları hâlde sıfat olarak kullanılamazlar.</p>
<p>        * Belgisiz zamirler isim tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan olabilir:</p>
<p>    Öğrencilerin pek çoğu<br />
    Pek çoğunun velisi<br />
    Adamın kimsesi yoktu<br />
    Kimsenin işine karışmam.<br />
     5. Soru zamirleri</p>
<p>    Soru yoluyla isimlerin yerini tutan zamirlerdir. Cümledeki soru anlamı soru zamirleriyle de sağlanır.<br />
    “ne, kim, hangisi, nere, kaçı”</p>
<p>    Yanında ne getirdin?<br />
    Bunları sana kim anlattı.</p>
<p>    Özellikleri ve Örnekler</p>
<p>        * Soru zamirleri cümleye soru anlamı katar, ama bazı durumlarda soru cümlesi yapmaz.</p>
<p>    Kimin geldiğini bilemem.<br />
    Hangisini istediğini anlamadım.</p>
<p>        * “hangi ve kaç” sıfatları iyelik eki alarak zamir olular.</p>
<p>    Hangisi sizinle geldi?<br />
    Soruların kaçı cevaplandı?</p>
<p>        * Soru zamirleri hâl eklerini alabilir.</p>
<p>    Buraya nereden geldiniz?<br />
    Nereden gelip nereye gidiyoruz?<br />
    Burada kimi bekliyorsun?<br />
    Bu masa neden yapılmış? (¦tahtadan)</p>
<p>        * Soru zamirleri isim tamlamasında tamlayan da tamlanan da olabilir.</p>
<p>    Kimin yanında bozuk para var?<br />
    Bu da neyin nesi?<br />
    Bizim neyimiz eksik?<br />
    6. İlgi zamiri</p>
<p>        -Belirtili isim tamlamasında tamlananın yerine kullanılır.<br />
        -Tamlayan eklerinin üzerine gelir.<br />
        -Ek hâlindeki tek zamirdir. “-ki”<br />
        -Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.<br />
        -Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:</p>
<p>    benim kalemim›benimki<br />
    onun eli›onunki<br />
    Orhan’ın puanına nazaran Hakan’ınki daha yüksek.<br />
    Cemal’in defteri seninkinden daha düzenli.</p>
<p>        Türkçede üç tane “ki” vardır:</p>
<p>        a. “ki” Bağlacı<br />
        Sadece “ki” biçimi vardır.<br />
        Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.<br />
        Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.<br />
        “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:</p>
<p>        Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-<br />
        Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.<br />
        Bir şey biliyor ki konuşuyor.</p>
<p>        b. “-ki” İlgi Zamiri<br />
        Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.<br />
        Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:</p>
<p>        senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki&#8230;</p>
<p>        c. “-ki” Yapım Eki<br />
        İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.<br />
        Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.<br />
        Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:</p>
<p>        bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım&#8230;<br />
        masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap&#8230;</p>
<p>    7. İyelik zamiri</p>
<p>    İyelik ekinin ta kendisidir. Her dil bilgisi kitabı bunu zamir olarak almaz. İsim tamlamasında tamlayan kullanılmadığı takdirde tamlanandaki bu eklere iyelik zamirleri denir.</p>
<p>    kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları<br />
    masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları<br />
    su-y-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları<br />
    ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri</p>
<p>    YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER</p>
<p>    Yapı bakımından zamirler dörde ayrılır:</p>
<p>    1. Basit Zamirler<br />
    Kök hâlindeki zamirlerdir:<br />
    Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, hepsi, çoğu, birisi, hangisi, kaçı, bazısı&#8230;</p>
<p>    2. Birleşik Zamirler<br />
    Birden fazla kelimeden oluşan zamirlerdir.<br />
    Hiçbiri, birtakımı, öbürü&#8230;</p>
<p>    3. Öbekleşmiş Zamirler<br />
    Birden fazla kelimenin değişik yollarla öbekleşerek oluşturdukları zamirlerdir.<br />
    Öteki beriki, falan filân, şundan bundan, herhangi biri, ne kadarı&#8230;</p>
<p>    4. Ek Hâlindeki Zamirler<br />
    İlgi ve iyelik zamirleri ek hâlindedir.<br />
    Benimki, kalemimiz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-konu-anlatimi-zamir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

