<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SBS, seviye belirleme sınavı, Sbs soruları, 6. 7. 8. Sınıf Sbs Sonuçları, Sbs 1. 2. 3. Yerleştirme Sonuçları 2010 &#187; SBS</title>
	<atom:link href="http://www.hedefsbs.com/tag/sbs/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hedefsbs.com</link>
	<description>SBS ye ( Seviye Belirleme Sınavı ) hazırlanan öğrenciler için Sbs kaynak sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 11:51:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>SBS sonuçları ağustos ayında</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-sonuclari-agustos-ayinda.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-sonuclari-agustos-ayinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 10:12:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[6 ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Öğrencilere sınavda 80 soru yöneltildi. Öte yandan Uğur Dershaneleri Sosyal Bilgiler Bölüm Başkanı Seda Sarıkaya şöyle dedi: “A kitapçığı 1’inci soru, 2008’de 6’ncı sınıf SBS’de aynen sorulmuştur. Bu da kazanım ve ölçme açısından sakıncalıdır.” Sınav soru ve cevaplarına “www.meb.gov.tr” internet &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-sonuclari-agustos-ayinda.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilere sınavda 80 soru yöneltildi. Öte yandan Uğur Dershaneleri  Sosyal Bilgiler Bölüm Başkanı Seda Sarıkaya şöyle dedi: “A kitapçığı  1’inci soru, 2008’de 6’ncı sınıf SBS’de aynen sorulmuştur. Bu da kazanım  ve ölçme açısından sakıncalıdır.”</p>
<p>Sınav soru ve cevaplarına  “www.meb.gov.tr” internet adresinden ulaşabilecek. Sınav sonuçları 6  Ağustos’ta açıklanacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-sonuclari-agustos-ayinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sbs 6 ingilizce, matematik testleri</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-6-ingilizce-matematik-testleri.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-6-ingilizce-matematik-testleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 20:05:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[6.SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[matematik testleri]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Mutlaka çözmeniz gereken İngilizce ve matematik testlerini sizler için derledik.Mutlaka indirin ve çözün. SBS 6.SINIF testleri ingilizce -TIKLAYINIZ SBS 6.SINIF testleri matematik -TIKLAYINIZ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlaka çözmeniz gereken İngilizce ve matematik testlerini sizler için derledik.Mutlaka indirin ve çözün.</p>
<p>SBS 6.SINIF testleri ingilizce -<a href="http://www.4shared.com/file/139916736/208c31b4/6_snf_sbs_test.html" target="_blank">TIKLAYINIZ</a></p>
<p>SBS 6.SINIF testleri matematik -<a href="http://www.4shared.com/file/94691916/26a6f4bf/6_snf_SBS_Buhan_Yaynlar.html" target="_blank">TIKLAYINIZ</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-6-ingilizce-matematik-testleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>6. sınıf Sbs deneme sınavı</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/6-sinif-sbs-deneme-sinavi.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/6-sinif-sbs-deneme-sinavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 19:53:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS DENEME SINAVI]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[deneme sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[sınavı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[SBS 6.sınıf deneme sınavlarına ulaşmak için aşağıdaki kaynaklardan faydalanabilirsiniz. SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları 1 TIKLAYINIZ SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları -2 TIKLAYINIZ SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları -3 TIKLAYINIZ SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları -4 &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/6-sinif-sbs-deneme-sinavi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>SBS 6.sınıf deneme sınavlarına ulaşmak için aşağıdaki kaynaklardan faydalanabilirsiniz.<br />
</em></strong></p>
<p>SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları 1 <a href="http://www.4shared.com/file/184296729/cf22dbf0/1_online.html">TIKLAYINIZ</a></p>
<p>SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları -2 <a href="http://www.4shared.com/file/184296890/5e56fda2/2_online.html" target="_blank">TIKLAYINIZ</a></p>
<p>SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları -3 <a href="http://www.4shared.com/file/184296838/aa629d1a/3_online.html" target="_blank">TIKLAYINIZ</a></p>
<p>SBS 6. sınıf sbs deneme sınavları -4 <a href="http://www.4shared.com/file/184296817/8ebe209/4_online.html" target="_blank">TIKLAYINIZ</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/6-sinif-sbs-deneme-sinavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, tamlamalar konusu</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:57:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[isim tamlaması]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[tamlama]]></category>
		<category><![CDATA[tamlama nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tamlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[zincirleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[İSİMLER A. Varlıklara Verilişlerine Göre. 1. Özel İsim 2. Cins İsmi B. Maddelerine Göre İsimler 1. Somut İsim 2. Soyut İsim C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler 1. Tekil isim 2. Çoğul isim 3. Topluluk İsmi D. Yapılarına Göre İsimler 1. &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    İSİMLER</p>
<p>    A. Varlıklara Verilişlerine Göre.<br />
    1. Özel İsim<br />
    2. Cins İsmi</p>
<p>    B. Maddelerine Göre İsimler<br />
    1. Somut İsim<br />
    2. Soyut İsim</p>
<p>    C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler<br />
    1. Tekil isim<br />
    2. Çoğul isim<br />
    3. Topluluk İsmi</p>
<p>    D. Yapılarına Göre İsimler<br />
    1. Basit İsim<br />
    2. Türemiş isim<br />
    3. Birleşik İsim<br />
    a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler<br />
    b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler</p>
<p>    İsimlerde Küçültme.</p>
<p>    İsmin Hâlleri<br />
    1. Yalın  Hâl (Nominatif)<br />
    2. Belirtme (Yükleme) Hâli<br />
    3. Yönelme Hâli<br />
    4. Bulunma Hâli<br />
    5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli<br />
    6. Eşitlik Hâli<br />
    7. Vasıta Hâli<br />
    8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)</p>
<p>    İsim Tamlamaları</p>
<p>            Sınav sorularında ve dilbilgisi anlatımında “tür, görev, tür ve görev” kelimeleri aynı şeyi ifade eder. Türkçe’deki kelimelerin tür ve görev yönünden özelliklerini aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:</p>
<p>    TÜR VE GÖREV BAKIMINDAN KELİMELER </p>
<p>                 İSİM SOYLU KELİMELER                                 FİİL SOYLU KELİMELER<br />
    A. Tam Anlamı Olanlar                                           1. Fiil<br />
    1. Tek Başına Görev Üstlenenler                              2. Fiilimsi<br />
    &#8211; İsim (Ad)                                                      a) İsim-fiiller (Ad-Eylem)<br />
    &#8211; Zamir (Adıl)                                                   b) Sıfat-Fiiller (Ortaç)<br />
                                                                          c) Zarf-Fiiller (Bağ-Fiil,Ulaç)<br />
    2. Başka Kelimelerle Birlikte Görev Üstlenenler<br />
    &#8211; Sıfat (Önad)<br />
    &#8211; Zarf (Belirteç)</p>
<p>    B. Tam Anlamı Olmayanlar<br />
    &#8211; Edat (İlgeç)<br />
    &#8211; Bağlaç<br />
    &#8211; Ünlem</p>
<p>            Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi Türkçe’de dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur.</p>
<p>İSİMLER</p>
<p>Tanım:Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları,  hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.</p>
<p>İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.<br />
A. VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE</p>
<p>İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir.</p>
<p>1. ÖZEL İSİM:Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.<br />
Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.<br />
Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu&#8230;</p>
<p>Başlıca Özel İsimler<br />
 1. İnsan isimleri: Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın&#8230;</p>
<p> 2. Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite isimleri:Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Turhal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü&#8230;</p>
<p>3. Millet, kavim, din, mezhep isimleri:Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar&#8230;<br />
Müslüman, Musevî, Hıristiyan&#8230;<br />
İslâm, İslâmiyet, Musevîlik, Hıristiyanlık&#8230;<br />
Hanefî, Hanefîlik, Şafiî, Alevî&#8230;</p>
<p>4. Dil isimleri: Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe&#8230;</p>
<p>5. İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak  isimleri:Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak&#8230;</p>
<p>6. Ülke ve bölge isimleri:<br />
Türkiye, Afganistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8230;<br />
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara&#8230;</p>
<p>7. Kıta isimleri:Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.</p>
<p> 8. Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu<br />
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı &#8230;</p>
<p>9. Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası&#8230;</p>
<p>“Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.</p>
<p>10. Gezegen ve yıldız adları:Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı&#8230;</p>
<p>11. Dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:<br />
Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.<br />
Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.<br />
Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.<br />
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.<br />
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)</p>
<p>12. Kitap, gazete, mecmua, eser isimleri:Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi&#8230;</p>
<p>13. Hayvanlara takılan özel isimler:Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş, Pamuk&#8230;</p>
<p>2. CİNS İSMİ:Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza&#8230;</p>
<p>Başlıca Cins İsimleri<br />
 1. Vücudun bölümleri ve organ isimleri: baş, kol, el, ayak&#8230;<br />
2. Akrabalık isimleri: ana, baba, kardeş, dayı, hala, teyze&#8230;<br />
3. Araç, eşya isimleri: kaşık, makas, bardak, iplik, iğne&#8230;<br />
4. Hayvan ve bitki isimleri: kedi, kartal, fındık, ceviz, kiraz&#8230;<br />
5. Kavramlar: düşünce, hedef, zekâ, temenni&#8230;<br />
6. İş, meslek; meslek sahibi simleri: öğretmenlik, öğretmen, avukat, işçi, memur, profesyonel, futbolcu&#8230;<br />
7. Giyecek isimleri:ceket, ayakkabı, gömlek, eldiven&#8230;<br />
8. Yiyecek isimleri:elma, yemek, ekmek, biber&#8230;<br />
9. İçecek isimleri:su, meşrubat, gazoz&#8230;<br />
10. Sayı isimleri:on, beş yüz, bir&#8230;<br />
11. Renk isimleri:sarı, kıpkırmızı, mor&#8230;<br />
12. Nitelik isimleri:büyük, kocaman, dairesel&#8230;<br />
13. Zaman isimleri:ay, saat, dakika, yıl&#8230;<br />
14. Soru. Kelimeleri:ne, kim, hangi&#8230;</p>
<p>Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıldığı görülür:<br />
tırmık: bir ziraat aleti.<br />
Tırmık: bir kedinin özel adı<br />
ozan: şair<br />
Ozan: erkek ismi<br />
B. MADDELERİNE GÖRE İSİMLER</p>
<p>İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.</p>
<p>1. Somut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.</p>
<p>su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku&#8230;</p>
<p>2. Soyut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.<br />
sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan&#8230;<br />
C. VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER</p>
<p> 1. Tekil isim:Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. kendi, ben, çocuk, kalem, defter&#8230;</p>
<p>Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.</p>
<p>İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)<br />
Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)</p>
<p>2. Çoğul isim:Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.</p>
<p> onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar&#8230;</p>
<p>Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.<br />
Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.<br />
Asker, sınırları bekliyor.<br />
Genç yaşta saçı dökülmüş.</p>
<p>Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.</p>
<p>Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:<br />
1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır.</p>
<p>Yarın Ahmetlere gideceğiz.<br />
İzmir’e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz.  (burada özel isme getirilmemiş.)<br />
Aliler bize gelecekler.</p>
<p>2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:<br />
Bu millet nice Fatih&#8217;ler, Kemal&#8217;ler yetiştirecektir.<br />
Bu topraklarda ne Çaldıran’lar, ne Ridaniye’ler yaşandı.</p>
<p> 3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:<br />
Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.<br />
Hüseyin’lerin hepsi buraya gelsin.</p>
<p>4. Abartma anlamı katar:Çalışmak için ta Almanya’lara gitti.</p>
<p>5. Topluluk, soy kavramı bildirir:Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar&#8230;</p>
<p>3. Topluluk İsmi:Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.</p>
<p>ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet&#8230;</p>
<p>Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.Ordular, ormanlar, sürüler.</p>
<p>D. YAPILARINA GÖRE İSİMLER</p>
<p>İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.</p>
<p>1. Basit İsim:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.<br />
İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), &#8230;</p>
<p>Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.</p>
<p>Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ “kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp “kel” diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.</p>
<p>2. Türemiş isim:İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.</p>
<p>İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik&#8230;</p>
<p>Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı</p>
<p>Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak&#8230;<br />
yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,<br />
başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma&#8230;</p>
<p>3. Birleşik İsim:Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.</p>
<p>Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.</p>
<p>Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.</p>
<p>Türkçe’de üç yolla birleşik isim yapılır:<br />
Anlam kayması yoluyla<br />
Ses kaynaşması yoluyla<br />
Kelime sınıfı kayması yoluyla</p>
<p>    a. Anlam kayması yoluyla:</p>
<p>    Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı&#8230;<br />
    İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:Adamotu, yayınbalığı, incehastalık&#8230;<br />
    Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik&#8230;Başbakan, başyazar, başhekim&#8230;<br />
    Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder:Karatavuk, yerelması, karafatma&#8230;</p>
<p>    b. Ses kaynaşması yoluyla:cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki&#8230;</p>
<p>    c. Kelime sınıfı kayması yoluyla:kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu&#8230;<br />
    örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı&#8230;<br />
    giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran&#8230;<br />
    elverişli, rasgele, albeni, çalçene&#8230; </p>
<p>Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:</p>
<p>Varlıklara verilişine göre                 : özel isim, cins ismi<br />
Maddelerine göre                           : soyut, somut<br />
Varlıkların sayılarına göre                : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi<br />
Yapılarına göre                               : basit, türemiş, birleşik</p>
<p>el                            : cins ismi; somut, tekil, basit isim<br />
düşünce                   : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim<br />
kitaplıklar                 : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim<br />
ayakkabı                  : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim<br />
ordu                         : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim<br />
Ankara                     : özel isim; somut, tekil, basit isim<br />
Çanakkale                : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.<br />
İSİMLERDE KÜÇÜLTME</p>
<p>Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen “küçük, mini, ufak” gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa&#8230;</p>
<p> Bazen bu sıfatların yerini “Cİk, -Ceğİz” ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.<br />
küçük tepe›tepecik                        küçük çocuk›çocukcağız</p>
<p>Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:</p>
<p>Serçecik daldan dala atlıyor.                        (acıma)<br />
Adamcağız korka korka ayağa kalkar.        (acıma)<br />
Bebeciğimi çok özledim, diyordu.                  (sevgi)<br />
küçük insan›insancık                                  (zavallılık)<br />
zavallı kelimeler›zavallı kelimecikler         (küçümseme)</p>
<p>“k” sesi ile biten sıfatlara –Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki “k” düşer:<br />
küçük›küçücük             ufak›ufacık                  alçak›alçacık                  minik›minicik</p>
<p>“-cE, -İmsİ, -İmtrak” ekleri de küçültme anlamı katar:<br />
küçük›küçükçe         büyük›büyükçe              iri›irice       yeşil›yeşilimsi              sarı›sarımtırak<br />
İSMİN HÂLLERİ:</p>
<p>İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.</p>
<p>1. Yalın  Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.<br />
ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)&#8230;</p>
<p>Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş&#8230;</p>
<p>Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi&#8230;</p>
<p>2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.<br />
Defteri, okulu&#8230;  Ali kitabı aldı. (Belirtili  nesne)<br />
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın&#8230;</p>
<p>NOT : Türkçe’de üçt çeşit –i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.</p>
<p>    * Köyü güzelmiş (iyelik eki)<br />
    * Köyü gezdiler (hal eki)<br />
    * Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)</p>
<p>3. Yönelme Hâli:“-E” ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.<br />
Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, kime, nereye” sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön&#8230;</p>
<p>4. Bulunma Hâli:“-dE” ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle “kimde, nede, nerede”sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)</p>
<p>ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor&#8230;</p>
<p>5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:“-dEn” ekiyle yapılır.Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; “çıkma, ayrılma, uzaklaşma” bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereden, kimden, neden” sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi&#8230;</p>
<p>          -den ekini alan isimler  bazen zarf tümleci olur.  Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)<br />
          -den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış&#8230;<br />
          -den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki –ın, -in, -un, -ün ‘ün yerini tutabilir. Çocukların biri &#8230;.Çocuklardan biri.<br />
          -den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.<br />
          -den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller&#8230;</p>
<p>6. Eşitlik Hâli:“-CE” ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.<br />
Onun davranışları çok zaman delicedir.<br />
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.<br />
O gün sizi saatlerce bekledik.<br />
Bu kararı sınıfça aldık.<br />
Bugün milletçe sevinçliyiz.</p>
<p>7. Vasıta Hâli:“ile” edatı kullanılarak yapılır. “i” düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.</p>
<p>Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)<br />
İşi kolaylıkla başardı.<br />
Ayağına gelen topa hızla vurdu.<br />
Babasını sevinçle karşıladı.<br />
O artık bizimledir.<br />
Öğrencileriyle geziye gitmişti.<br />
Arabasıyla evimize kadar getirdi.<br />
İğneyle kuyu kazıyorsun.<br />
Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.<br />
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.<br />
Zilin sesiyle yarışma bitti.</p>
<p>8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):“-(n)İn”, “-dEn” ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.<br />
Kitabın yaprağı yırtılmış.<br />
Ceket düğmesi<br />
Öğrencilerden biri<br />
İSİM TAMLAMALARI</p>
<p>                İki veya daha fazla ismin, yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birlikte kullanılmasıyla oluşan söz gruplarına isim tamlaması denir.  Ad takımı şeklinde de söylenebilir.</p>
<p>                İsim tamlamalarında ilk isme tamlayan; ikinci isme tamlanan denir. Bu kural iki isimden oluşan tamlamalar için geçerlidir. İkiden fazla isimden oluşan tamlamalarda genellikle son isim tamlanan diğerleri tamlayan olur. Fakat bu kurala uymayanlar da vardır.</p>
<p>Bahçenin duvarı.     Bahçenin duvarının boyasının rengi.  Bizim okulun tahta kapısı   </p>
<p>  Tamlayan     Tamlanan   Tamlayan     Tamlanan Tamlayan Tamlanan            </p>
<p>                İsim tamlamalarının çeşitleri ve özellikleri şöyledir:<br />
1-BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI</p>
<p>Tamlayan –ın, -in, -un, -ün , tamlanan –ı, -i, -u, -ü eklerinden birini alır. Tamlayan sesli harfle biterse –n kaynaştırma harfi; tamlanan sesli harfle biterse –s kaynaştırma harfi kullanılır. Bahçe-n-in kapı-s-ı</p>
<p>NOT :* “Su” ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz. Örnek: Su-y-un tad-ı, ne-y-in tad-ı.</p>
<p>          o<br />
            Zamirler tamlayan veya tamlanan olabilir. Örnek: Bizim evimiz. Çocukların birkaçı&#8230;<br />
          o<br />
            Tamlanan isim sayı veya belirsizlik bildiren bir kelime olursa, tamlayan eki –ın, -in, -un, -ün yerine-den, -dan eki gelebilir. (Adamların ikisi&#8230;.Adamlardan ikisi)<br />
          o<br />
            Bazı belirtili isim tamlamaları, sıfat tamlamasının ters çevrilmesiyle oluşur. (Taze balık&#8230;Balığın tazesi)<br />
          o<br />
            Bazı b.isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan yer değiştirir. (Çok verimlidir ovası Konya’nın&#8230;) (Konya’nın ovası&#8230;) </p>
<p>2-BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI</p>
<p>Tamlayan, tamlama eklerini almaz. Tamlanan –ı, -i, -u, -ü eklerini alır. Bahçe kapısı, gönül dostu&#8230;</p>
<p>          Tamlayan somut veya soyut isim olabilir: Kitap kabı, duygu yoğunluğu<br />
          Tamlanan somut, soyut isim veya isimleşmiş olabilir: Masa örtüsü, gurbet düşüncesi, dünya güzeli.(İsimleşmiş sıfat)<br />
          Tamlayan çoğul eki alabilir: Öğretmenler odası&#8230;<br />
          “Kendi” kelimesi, belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan olabilir. Bunun dışındaki zamirler belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olmaz.: Kendi evi&#8230;<br />
          İsim-fiiller tamlanan olabilir: Gece yürüyüşü&#8230;<br />
          Bazı belirtisiz is.tamlamaları kendisinden sonra gelen ismi niteler ve sıfat görevi kazanabilir: Deniz mavisi gömlek&#8230;.<br />
          Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlama eki günlük konuşmada düşebilir: Hatay sokağı&#8230;Hatay sokak.    Bu durumun yazıda gösterilmesi yanlıştır. (Lokanta Bahar) veya (Bahar Lokanta) yanlıştır. Doğrusu (Bahar Lokantası) şeklinde olacaktır.<br />
          Bu tamlamalarda mecazlı anlatım görülebilir: Laf salatası, ömür törpüsü&#8230;<br />
          Bazı belirtisiz isim tamlamaları kalıplaşarak birleşik kelime olmuştur: Kuşadası, hanımeli..<br />
          Bazı belirtisiz isim tamlamalarının başına bir sıfat gelebilir: Kırmızı kadın ceketi&#8230;<br />
          Bazen belirtisiz isim tamlamalarında sıfatın başa gelmesi dil yanlışlığına yol açar: Devlet Eski Bakanı (Doğru)&#8230; Eski Devlet Bakanı (Yanlış)</p>
<p>        3 . TAKISIZ İSİM TAMLAMASI</p>
<p>             Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, tamlananın hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Takısız İsim Tamlaması                       Sıfat Tamlaması<br />
Tahta çanta                                          Güzel çanta<br />
Demir kapı                                            Büyük kapı<br />
Demir yumruk                                      Sert yumruk<br />
Badem göz                                           Siyah göz<br />
Çini vazo                                              süslü vazo<br />
Altın bilezik                                          Burgulu bilezik<br />
ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI</p>
<p>         En azından üç isimden oluşan tamlamalara denir. Dedemin dedesinin dedesi, Ayşe’nin kardeşinin okul çantası.</p>
<p>NOT: Zincirleme tamlamayı oluşturan kelimelerden en az biri sıfat görevinde kullanılıyorsa böyle tamlamalara KARMA TAMLAMA denir. Karma tamlamalar, isim tamlamalarının tamlayanı ile tamlananı arasına bir sıfat girmesiyle oluşabildiği gibi, iki sıfat tamlamasının birleşmesiyle de oluşabilir. (Babamın eski ceketi)(Güzel Türkiye’nin güzel çayı)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, imla yazım kuralları</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[imla]]></category>
		<category><![CDATA[konusu]]></category>
		<category><![CDATA[kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[yazım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[İMLÂ (YAZIM ) KURALLARI Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ (yazım) kuralları denir. Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İMLÂ (YAZIM ) KURALLARI</p>
<p>Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ (yazım) kuralları denir.</p>
<p>Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve telâffuz; akla, mantığa, geleneğe, çoğunluğa vb.ne uyduğu takdirde -zaten yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan bir dil olan- Türkçenin imlâsı kolayca halledilecektir.<br />
1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı</p>
<p>Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.<br />
Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.<br />
Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:</p>
<p>] Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.</p>
<p>“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!”</p>
<p>“Ömür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say.” (Mevlâna)</p>
<p>„ Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.</p>
<p>-Ah, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede&#8230; Yalnız bizde&#8230; Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz&#8230; Bize artık hikâyeni anlatma!&#8230; Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu? (Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)</p>
<p>Orhun Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)</p>
<p>„Bu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:</p>
<p>&#8220;Durun!&#8221; diye bağırdı annem.<br />
Bu kez çocuk, &#8220;Bu peri midir, melek mi?&#8221; diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.</p>
<p>„İki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:</p>
<p>Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş&#8230;</p>
<p>„Örneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:</p>
<p>Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.</p>
<p>„Cümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:</p>
<p>Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” demektedir.</p>
<p>„Tırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.</p>
<p>Nabi’nin “&#8230;&#8230;&#8230; var içinde” redifli gazeli açıklanacak.</p>
<p>„İki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.</p>
<p>Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.<br />
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.<br />
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.<br />
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa  Kemal hedef olarak göstermişti bize.<br />
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.<br />
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.<br />
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.</p>
<p>„Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.</p>
<p>1998 yılında ortaokulu bitirdim.</p>
<p>] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:</p>
<p>&#8230;<br />
Bir de baharlar bilirim,<br />
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.<br />
Anadolu bozkırlarında<br />
İstanbul&#8217;dan çıkıp, Diyarbekir&#8217;e doğru, tekerleri<br />
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen<br />
Cesur otobüs pencerelerinden<br />
Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen<br />
Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında<br />
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının<br />
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken<br />
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.</p>
<p>] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:</p>
<p>„ Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:</p>
<p>Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın&#8230;<br />
Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer&#8230;<br />
Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran&#8230;<br />
Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)&#8230;<br />
Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel&#8230;<br />
Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro&#8230;</p>
<p>„Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.</p>
<p>Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca&#8230;<br />
Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal&#8230;</p>
<p>„Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:</p>
<p>Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali&#8230;</p>
<p>„ Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı&#8230;</p>
<p>„Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:</p>
<p>Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.<br />
Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.</p>
<p>„ Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:</p>
<p>Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap&#8230;<br />
Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik&#8230;<br />
Müslüman, Musevî, Hıristiyan&#8230;<br />
Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık&#8230;<br />
Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik&#8230;<br />
Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik&#8230;</p>
<p>„Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:</p>
<p>Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele&#8230;<br />
cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü&#8230;<br />
Eski Yunan tanrıları&#8230;</p>
<p>„ Dil ve lehçe isimleri:</p>
<p>Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca&#8230;</p>
<p>„ İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:</p>
<p>Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park&#8230;</p>
<p>„Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:</p>
<p>Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule&#8230;</p>
<p>„ Devlet, ülke ve bölge isimleri:</p>
<p>Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8230;<br />
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara&#8230;</p>
<p>Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.<br />
Kuzey Kıbrıs’a tatile gittik.<br />
Kıbrıs’ın kuzeyine tatile gittik.<br />
Doğu Anadolu’nun coğrafyası&#8230;<br />
Anadolu’nun doğusundaki dağlar&#8230;</p>
<p>„ Kıta isimleri:</p>
<p>Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.</p>
<p>„ Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:</p>
<p>Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu<br />
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı &#8230;</p>
<p>„ Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:</p>
<p>Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası&#8230;</p>
<p>Dikkat!<br />
“Çanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.</p>
<p>Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.  Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.</p>
<p>„ Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:</p>
<p>Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley&#8230;</p>
<p>Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.<br />
Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.<br />
Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.</p>
<p>Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.<br />
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)</p>
<p>„ Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:</p>
<p>Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku&#8230;</p>
<p>„ Hayvanlara takılan özel isimler:</p>
<p>Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş&#8230;</p>
<p>„Yer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.</p>
<p>Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi&#8230;</p>
<p>] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:</p>
<p>İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri&#8230;</p>
<p>] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:</p>
<p>Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın&#8230;</p>
<p>] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:</p>
<p>Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım&#8230;</p>
<p>] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:</p>
<p>Başarmak ve Kazanmak, Türk dili ve edebiyatı, karga ile tilki&#8230;</p>
<p>(Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)</p>
<p>] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:</p>
<p>Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan&#8230;</p>
<p>] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:</p>
<p>Bu yıl 2 Eylül’de döneceğiz.<br />
15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.</p>
<p>Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.<br />
Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.</p>
<p>]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.</p>
<p>Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor<br />
Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon&#8230;<br />
III. kat, IV. sınıf, I. blok&#8230;</p>
<p>]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:</p>
<p>Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı&#8230;</p>
<p>]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:</p>
<p>Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,<br />
tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.</p>
<p>] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:</p>
<p>Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı&#8230;</p>
<p>] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:</p>
<p>Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı&#8230;<br />
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm&#8230;</p>
<p>„Özel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:</p>
<p>acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk&#8230;<br />
acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı&#8230;<br />
2. Kısaltmaların Yazımı</p>
<p>Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.</p>
<p>AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.</p>
<p>„ Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.</p>
<p>TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)</p>
<p>Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:</p>
<p>MEB’e, TBMM’nin, DTCD’ne değil DTCF’ye, İTÜ’nden değil İTÜ’den</p>
<p>]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.</p>
<p>ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ</p>
<p>Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:</p>
<p>ASELSAN’da, BOTAŞ’a, İLESAM’ın, SEKA’nın, TÖMER’den, TEDAŞ’ta</p>
<p>]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.</p>
<p>„ Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.</p>
<p>Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.<br />
Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.</p>
<p>Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>İst.da, Alm.yı, İng.ye</p>
<p>„ Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.</p>
<p>C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)</p>
<p>Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da</p>
<p>„Elementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:</p>
<p>C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg&#8230;</p>
<p>Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:</p>
<p>m’ye, mm’de, cm’yi, km’ye, g’dan, kg’dan, l’de, mg’ı</p>
<p>„Sert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:</p>
<p>AGİK’in (agiğin değil agikin), TÜBİTAK’a (tübitağa değil tübitaka)</p>
<p>Ancak “birlik” kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:</p>
<p>ÇUKOBİRLİK’e (çukobirliğe)<br />
3. Ek-Fiilin Yazımı</p>
<p>Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..</p>
<p>a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da&#8230; Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar.</p>
<p>1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer:</p>
<p>rahatsız idim›rahatsızdım,<br />
çocuk ise›çocuksa,<br />
Serkan imiş›Serkan’mış,<br />
koşar iken›koşarken<br />
Suçlanan ben imişim›benmişim<br />
Biz imişiz›bizmişiz<br />
Meğer sen ne çalışkan imişsin›çalışkanmışsın<br />
Çalışkan imişsiniz›çalışkanmışsınız<br />
Adam yirmi yıldır evine hasret imiş›hasretmiş</p>
<p>2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:</p>
<p>Bir güzelin hayranı i-di-m›hayranıydım, hayranı idik›hayranıydık<br />
Zeki idi›zekiydi<br />
Ali imiş›Ali’ymiş,<br />
Hasta ise›hastaysa,<br />
Nöbetçi iken›nöbetçiyken,<br />
Merhametli imişler›merhametliymişler<br />
Merhametliler imiş›merhametlilermiş</p>
<p>b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:</p>
<p>çalışmış i-di-k›çalışmıştık<br />
okuyor i-se›okuyorsa<br />
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş›okuyorlarmış<br />
4. “ile” Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı</p>
<p>Edat ve bağlaç olarak kullanılır.<br />
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.<br />
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da&#8230;</p>
<p>Bitişik yazılan “ile” kelimesi “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:</p>
<p>arabası ile›arabasıyla, konu ile›konuyla,<br />
annem ile babam›annemle babam</p>
<p>Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:</p>
<p>Bora ile›Bora’yla, sopa ile›sopayla, dava ile›davayla, arkadaşı ile›arkadaşıyla, dolayısı ile›dolayısıyla&#8230;</p>
<p>Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki “i” ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre “la” veya “le” şeklinde kullanılır.</p>
<p>Murat ile›Murat’la, cam ile›camla, deve ile›deveyle&#8230;<br />
5. “mi” Soru Ekinin Yazımı</p>
<p>Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.</p>
<p>„ “-mİ”, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:</p>
<p>Gelecek miydin? (fiile)<br />
Sen misin? (isme)<br />
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?&#8230;<br />
Sen burada mısın?<br />
Bizi duyuyor musunuz?<br />
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?<br />
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?</p>
<p>„ Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:</p>
<p>Salı mı?          Sen mi?           O mu?             Ölü mü?</p>
<p>„ Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.<br />
Seni çağıran bu çocuk muydu?</p>
<p>„ Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.</p>
<p>Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.<br />
Güzel mi güzel bir evi var.<br />
6. “dE” Bağlaının ve “-dE” Hâl Ekinin Yazımı</p>
<p>“de” bağlacı ve “de” eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.<br />
a. “dE” Bağlacı</p>
<p>Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve “de, da” şeklinde yazılır; bitiştirilmez, “te, ta” şeklinde yazılmaz.</p>
<p>“ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”<br />
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.</p>
<p>Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar. Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani –te, -ta şekilleri yoktur.</p>
<p>Gölgende ban da bana da yer ver.<br />
Ateşten kızaran bir gül arar da<br />
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.<br />
Bu soruyu Ali de mi bildi?<br />
Sorsan da söylemem.<br />
Çalış da çalış&#8230;<br />
Büyüyecek de bana bakacak.<br />
Çalışıp da kazanacaksın.<br />
Alacak ya da almayacak.<br />
b. “-dE” Hâl Eki</p>
<p>İsim çekim eklerindendir.<br />
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.<br />
Yer ve zaman bildirir.<br />
Sesli uyumlarına uyar.<br />
“dE” bağlacının yalnız “de”, “da” biçimleri varken; “-dE” hâl ekinin “-de”, “-da”, “-te”, “-ta” biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.<br />
Yapım eki olarak da kullanılabilir:</p>
<p>Eski İstanbul&#8217;da ne güzel günler yaşanmış.<br />
Saat yedide mi gelecekmiş?<br />
Her şey yerli yerinde.<br />
Suyu bir yudumda içti.<br />
Siz ayakta kaldınız.<br />
Çamaşırları elde yıkıyormuş.<br />
Yılda yirmi gün izni var.<br />
Yüzde yetmiş başarı vardı.<br />
Ayda yılda bir uğrar oldu.<br />
Elde avuçta ne varsa bitti.<br />
Parmak kalınlığında yaprakları var.<br />
Peyami Safa&#8217;nın &#8220;Sözde Kızlar&#8221;ını okudun mu?<br />
7. “ki” Bağlacının, “-ki” İlgi Zamirinin ve “-ki” Yapım Ekinin Yazımı</p>
<p>Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.<br />
a. “ki” Bağlacı</p>
<p>Sadece “ki” biçimi vardır.<br />
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.<br />
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.<br />
“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:</p>
<p>Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-<br />
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.<br />
Atatürk diyor ki: &#8230;<br />
Bir şey biliyor ki konuşuyor.<br />
Ben ki hep sizin için çalıştım.<br />
Sınavı kazanabilir miyim ki&#8230;<br />
Baktım ki gitmiş.</p>
<p>Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.</p>
<p>belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.<br />
b. “-ki” İlgi Zamiri</p>
<p>Ek hâlindeki tek zamirdir.<br />
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.<br />
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:</p>
<p>senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki&#8230;<br />
c. “-ki” Yapım Eki</p>
<p>İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.<br />
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken<br />
“-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.<br />
Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:</p>
<p>bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım&#8230;<br />
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap&#8230;<br />
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı<br />
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler<br />
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler<br />
9. İkilemelerin Yazımı</p>
<p>İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.</p>
<p>Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,<br />
Eş dost yüzümüze gülmez mi?<br />
O adam hatır gönül dinlemez.<br />
Bu zamanda ev bark edinmek zor.<br />
Delikanlıda boy pos yerinde.<br />
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.<br />
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.<br />
O kadar üzülme, beterin beteri var.<br />
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?<br />
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.<br />
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.</p>
<p>Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:</p>
<p>cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)&#8230;<br />
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.<br />
10. Sayıların Yazımı</p>
<p>Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.</p>
<p>]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.</p>
<p>İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri&#8230;<br />
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.</p>
<p>]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.</p>
<p>Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan&#8230;</p>
<p>Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.</p>
<p>Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda&#8230;</p>
<p>]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:</p>
<p>25, 150, 15.000&#8230;</p>
<p>Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.</p>
<p>XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt&#8230;</p>
<p>]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (‘) ile ayrılır:</p>
<p>Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci&#8230;</p>
<p>]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:</p>
<p>beşinci, yirmi ikinci&#8230;</p>
<p>Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, “-ncİ” eki de:</p>
<p>16., 20., XXI.,  16’ncı, 121’inci, 110’uncu&#8230;</p>
<p>]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:</p>
<p>ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon&#8230;</p>
<p>]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:</p>
<p>22 605, 111 548 600,<br />
22.605, 111.548.600</p>
<p>]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:</p>
<p>15,2     5,26</p>
<p>]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.</p>
<p>Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,</p>
<p>Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:</p>
<p>onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı<br />
11. Tarihlerin Yazımı</p>
<p>a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:<br />
30 Haziran 1998<br />
30.06.1998<br />
30/06/1998</p>
<p>b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:<br />
11.12.1999=11/12/1999</p>
<p>c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:<br />
2 Eylül 2000=02.09.2000<br />
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı</p>
<p>Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:<br />
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre<br />
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı</p>
<p>Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.<br />
a. İnceltme görevi</p>
<p>„Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:</p>
<p>dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne<br />
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân<br />
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,<br />
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet<br />
billûr, üslûp, velût</p>
<p>Batı dillerinden alınan kelimelerde de  durum böyledir.</p>
<p>plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm&#8230;</p>
<p>Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.</p>
<p>lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak&#8230;</p>
<p>Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:</p>
<p>Hâlâ il hala<br />
Kâr ile kar<br />
b. Uzatma görevi</p>
<p>Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.</p>
<p>Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:</p>
<p>Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:</p>
<p>Âdet    : gelenek, alışkanlık               adet     : sayı<br />
Yâr      : sevgili                                   yar       : uçurum<br />
Âlem   : dünya, evren                        alem    : bayrak<br />
Şûra    : danışma kurulu                    şura     : şu yer<br />
Hâlâ    : şimdi                                    hala     : babanın kız kardesi</p>
<p>“âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”</p>
<p>Not: ”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı,  telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.</p>
<p>İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:</p>
<p>Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî&#8230;</p>
<p>Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz.</p>
<p>çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi&#8230;</p>
<p>Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.</p>
<p>altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî&#8230;</p>
<p>Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.</p>
<p>Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.</p>
<p>ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme&#8230;</p>
<p>Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:</p>
<p>(Türk) askeri,            askeri gördüm,           askerî elbise<br />
(Türk) tarihi,              tarihi bilirim,              tarihî eserler<br />
(onun) zihni                zihni geliştirir             zihnî meseleler</p>
<p>Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:</p>
<p>bîçare, bîvefa, bîtaraf;<br />
bihakkın, bizatihi, bilumum&#8230;<br />
14. İki Şekilde Yazılabilen Kelimeler</p>
<p>Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.</p>
<p>döğmek›dövmek; göğermek›gövermek; oğmak›ovmak; öğmek›övmek; söğmek›sövmek, öğün›övün&#8230;</p>
<p>Söyleyişte ğ›v değişimi görülen bu  kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.<br />
15. Yabancı Kelimelerde Büyük “i”nin Yazımı</p>
<p>Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana&#8230; Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.<br />
16. Ses Değişikliği Görülen Bazı Kelimelerin Yazımı</p>
<p>„Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:</p>
<p>söyle-yor›söylüyor,<br />
anla-yor›anlıyor,<br />
yaşa-yor›yaşıyor,<br />
de-yor›diyor<br />
de-e›diye<br />
de-en›diyen,<br />
de-e-lim›diyelim,<br />
ye-en›yiyen,<br />
ye-ince›yiyince,<br />
ye-ecek›yiyecek,<br />
kork-ma-yor›korkmuyor,<br />
gel-me-yor›gelmiyor&#8230;</p>
<p>Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (›atlıyarak), başlayan (›başlıyan), yaşayacak (¦yaşıyacak),<br />
atlamayalım (¦atlamıyalım), gelmeyen (¦gelmiyen), gizleyeli (¦gizliyeli)&#8230;</p>
<p>„Ünlü düşmesi olan kelimeler:</p>
<p>ağız›ağzı, burun›burnu, koyun (bağır, döş)›koynuna, alın›alnı,<br />
oğul›oğlu, gönül›gönlüm, beniz,›benzi, ömür›ömrüm, cürüm›cürmü,<br />
hüküm›hükmü, fikir›fikri&#8230;<br />
ileri-le-mek›ilerlemek, koku-la-mak›koklamak,<br />
kavuş-ak›kavşak, uyu›uyku, devir-›devril-&#8230;<br />
nerede›nerde, burada›burda, şurada›şurda&#8230;</p>
<p>kayıp›kaybolmak, emir›emretmek, keşif›keşfetmek, sabır›sabretmek&#8230;</p>
<p>gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.</p>
<p>oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.</p>
<p>Özel isimlerde –hâliyle- hece düşmesi olmaz:</p>
<p>Gönül’e, Ömür’ü&#8230;</p>
<p>„ Ünsüz türemesi görülen kelimeler:</p>
<p>aff›af›affetmek, affı<br />
hiss›his›hissetmek, hissi<br />
zann›zan›zannetmek ,zannı<br />
redd›ret›reddetmek, reddi<br />
şıkk›şık›şıkkı,<br />
zemm›zem›zemmetmek,<br />
hall›hal›halli, halletmek&#8230;</p>
<p>fiat›fiyat, faide›fayda, zaif›zayıf,<br />
repertuar›repertuvar, lâboratuar›lâboratuvar,<br />
konservatuar›konservatuvar, tual›tuval, tualet›tuvalet&#8230;</p>
<p>Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:</p>
<p>Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare&#8230;</p>
<p>„ Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:</p>
<p>Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.</p>
<p>hakk›hak, redd›ret, hiss›his, zann›zan, zemm›zem, hall›hal, şıkk›şık, afv›af&#8230;</p>
<p>Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.</p>
<p>çift, rast, serbest&#8230;</p>
<p>Farsça “hane” kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde “ha” hecesi korunmalıdır.</p>
<p>Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane&#8230;</p>
<p>Fransızca’dan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.</p>
<p>„ n›m değişimi görülen kelimeler:</p>
<p>Türkçe veya yabancı kelimelerde b’den önce gelen n sesi m’ye dönüşebilmektedir.</p>
<p>saklanbaç›saklambaç, dolanbaç›dolambaç, anbar›ambar, canbaz›cambaz, anber›amber, çeharşenbe›çarşamba, pencşenbe›perşembe, çenber›çember, sünbül›sümbül, penbe›pembe, tenbel›tembel, menba›memba&#8230;</p>
<p>İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m’ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine “n” olarak korunur.</p>
<p>„ i›ı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda “k” sesi daima kalın okunur.</p>
<p>inkılâp,  inkıyat&#8230;</p>
<p>„ b›p değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:</p>
<p>“s”den sonra gelen “b”, “p”ye dönüşür.</p>
<p>nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih&#8230;</p>
<p>“s”den sonra gelmeyen “b”ler ise olduğu gibi kalır.</p>
<p>Makbul, ikbal, tatbik, teşbih&#8230;</p>
<p>„ c›ç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:</p>
<p>eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul&#8230;<br />
mescit, tescil, teşci&#8230;</p>
<p>„ d›t değişmesi görülen yabancı kelimeler</p>
<p>Farsça “-dar” soneki bulunduran kelimelerde d, t’ye dönüşür.</p>
<p>emektar, minnettar, silâhtar, taraftar&#8230;</p>
<p>Bazı Arapça kelimeler:</p>
<p>metfun, methal, methiye, tetkik&#8230;</p>
<p>Bazı Arapça kelimelerde “d” korunmuştur:</p>
<p>takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir&#8230;</p>
<p>„ “din” kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:</p>
<p>Seyfettin, Necmettin, Hayrettin&#8230;</p>
<p>„ “abd” kelimesiyle kurulmuş olan ve “u”lu veya “ü”lü kullanılan Arapça isimler:</p>
<p>Abdullah, Abdurrahman&#8230;<br />
Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm&#8230;<br />
17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler</p>
<p>Ek-fiilin çekimleri olan “iken, ile, ise” kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.</p>
<p>Ama bu eklerden sadece “–ken”, hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra “iken” ya da “–ken” olarak yazılır.</p>
<p>Alır iken›alırken, okulda iken›okuldayken,<br />
gelenler ile›gelenlerle, Ali ile›Ali’yle, çanta ile›çantayla<br />
olacak ise›olacaksa, okumalı ise›okumalıysa&#8230;<br />
18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin Yazımı</p>
<p>„-yor (şimdiki zaman eki): Sadece –yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.<br />
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor&#8230;</p>
<p>„-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece –ken şeklinde yazılır.<br />
alırken, koşarken, bakarken&#8230;</p>
<p>„-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.<br />
sabahleyin, akşamleyin</p>
<p>„-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):<br />
yeşilimtırak, mavimtırak, ekşimtırak&#8230;</p>
<p>„-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): “bugünkü, dünkü, öbürkü” kelimeleri hariç –ki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.<br />
onunki, yukarıdaki, akşamki&#8230;</p>
<p>„-Taş (isimden isim yapan ek):<br />
meslektaş, ülküdaş&#8230;</p>
<p>„-gil (aile bildirir):<br />
halamgil, dayımgil, baklagiller&#8230;<br />
19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin Kullanılması Kullanılmaması</p>
<p>Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:</p>
<p>“an’ane, an’anevî, bid’at, cür’et, cür’etkâr, cüz’î, iz’an, kat’î, kat’iyen, kat’iyet, kıt’a, kur’a, Kur’an, mel’un, mes’ul, mes’uliyet, mes’ut, meş’ale, sun’î, sür’at, şer’î, vak’a.”</p>
<p>Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.</p>
<p>defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat&#8230;</p>
<p>Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)</p>
<p>cem›cem’i, cüz›cüz’ü, kat›kat’ı, men›men’i, nev›nev’i, tab›tab’ı&#8230;</p>
<p>Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini –ı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.</p>
<p>bayi›bayii, cami›camii veya camisi, mâni›mânii veya mânisi,<br />
memba›membaı, mısra›mısraı, sanayi›sanayii&#8230;</p>
<p>Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:</p>
<p>bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa&#8230;<br />
bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı&#8230;</p>
<p>Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.</p>
<p>dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir&#8230;<br />
20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi</p>
<p>Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:</p>
<p>&#8230; O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-</p>
<p>sizce, titreye titreye ağlıyor.</p>
<p>Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. ba-<br />
şöğretmen Atatürk &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. il-<br />
kokuldayken &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Karaosma-<br />
noğlu’nun&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..a-<br />
rabayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;u-<br />
çurtmamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.cami-<br />
i &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.niha-<br />
î&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Doğruları şöyle olacaktır:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..ara-<br />
bayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;uçurt-<br />
mamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;ca-<br />
mii &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.ni-<br />
haî&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Geçen yıl Ankara’<br />
daki akrabalarımıza &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;1996’<br />
da &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.meş’-<br />
aleyi                            değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.meş’a-<br />
leyi                              olacak              &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. kur’-<br />
dan                             değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.kur’a-<br />
dan.                            olacak</p>
<p>“de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. önünde kitap<br />
da yoktu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. gördüm<br />
ki söylüyorum &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. geçen yıl<br />
mı kazanmış?</p>
<p>Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.<br />
21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize Uyarlanması-Uyarlanmaması</p>
<p>„Dilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.</p>
<p>kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye&#8230;</p>
<p>Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:</p>
<p>beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü&#8230;</p>
<p>„İki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça  kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:</p>
<p>emr›emir, keşf›keşif, azl›azil, nakl›nakil, hükm›hüküm, bahs›bahis, fikr›fikir, nutk›nutuk, sabr›sabır, şahs›şahıs, şehr›şehir, ilm›ilim, zehr›zehir.</p>
<p>Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.</p>
<p>emir›emretmek<br />
keşif›keşfi<br />
azil›azli<br />
nakil›nakledilmek<br />
hüküm›hükmü<br />
bahis›bahsimiz<br />
fikir›fikrin<br />
nutuk›nutku<br />
sabır›sabretmek<br />
şahıs›şahsı<br />
şehir›şehrim<br />
ilim›ilminiz<br />
zehir›zehri<br />
zikir›zikreylemek</p>
<p>„İçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:</p>
<p>alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf&#8230;</p>
<p>„İki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.</p>
<p>gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren&#8230;<br />
film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp&#8230;</p>
<p>„Bazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:</p>
<p>iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp&#8230;</p>
<p>„Ön ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:</p>
<p>alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,<br />
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,<br />
reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm&#8230;<br />
otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik&#8230;</p>
<p>„Batı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki “g” sesi korunur:</p>
<p>lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog&#8230;</p>
<p>Ancak “coğrafya, fotoğraf, topoğraf” kelimelerinde “g”ler “ğ”ye dönmüştür.</p>
<p>„Ödünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:</p>
<p>by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti&#8230;</p>
<p>„Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.</p>
<p>„Yabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.</p>
<p>Mesele falan değildi öyle,<br />
To be or not to be kendisi için;          (OV)<br />
22. Yabancı Özel Adların Yazımı<br />
a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı</p>
<p>„Türkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:<br />
Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin</p>
<p>Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:<br />
Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,</p>
<p>„Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:<br />
Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz<br />
b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı</p>
<p>Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:</p>
<p>Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda&#8230;<br />
Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière&#8230;<br />
Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm&#8230;<br />
realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.<br />
c. Yunanca adların yazımı</p>
<p>Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:<br />
Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu&#8230;</p>
<p>Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:<br />
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid<br />
d. Rusça adların yazımı</p>
<p>Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:<br />
Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg</p>
<p>Ancak “Moskva” kelimesi dilimizde “Moskova” olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:<br />
Enisei›Yenisey<br />
Dostoevskiy›Dostoyevski<br />
Çexov›Çehov<br />
e. Çince ve Japonca adların yazılışı</p>
<p>Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır:<br />
Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang&#8230;<br />
23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı</p>
<p>Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:<br />
Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri&#8230;<br />
Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade&#8230;</p>
<p>Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:<br />
Cengiz Aytmatov&#8230;</p>
<p>Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:<br />
Baxtiyar›Bahtiyar, Baykoñur›Baykonur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, Noktalama işaretleri</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[noktalama]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[SBS Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Yazıda karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, cümlenin yapısını ve duraklama yerlerini belirlemek, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek için kullanılan işaretlere noktalana işaretleri denir. Yazıdaki trafik işaretleri olarak da tanımlayabileceğimiz noktalama işaretleri şunlardır: 1. &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Yazıda karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, cümlenin yapısını ve duraklama yerlerini belirlemek, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek için kullanılan işaretlere noktalana işaretleri denir.</p>
<p> Yazıdaki trafik işaretleri olarak da tanımlayabileceğimiz noktalama işaretleri şunlardır:<br />
1. NOKTA ( . ) </p>
<p>    * Hüküm, yargı bildiren, tamamlanmış cümlelerin sonuna konur:</p>
<p>Türk’üm.<br />
Okul açıldı.</p>
<p>“Artık ana dili büsbütün işitilmez olmuştu. Hasan, köşeye büzüldü; bir şeyler soran olsa da susuyordu, yanakları pençe pençe, al al olarak susuyordu. Portakal bahçelerine dalmış, göğsünde bir katılık, gırtlağında lokmasını yutamamış gibi bir sert düğüm, daima susuyordu.” (Eskici; Refik Halit Karay)</p>
<p>    * Bazı kısaltmaların sonuna konur:</p>
<p>Prof., Doç., Dr., İst., s., vb., Cad., Sok., Alm., Ar., Far., Fr., İng.</p>
<p>Nokta kullanılmayan kısaltmalar:</p>
<p>TBMM, TDK, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (sekizi de yön),</p>
<p>m, cm, g, kg, l, C, Fe</p>
<p>    * Sayılardan sonra sıra belirtmek için “–ncİ” ekinin yerine kullanılır:</p>
<p>50. yıl kutlamaları, Cumhuriyet’in 75. yılı, yılın 365. günü</p>
<p>IV., II. Mehmet, XV. yüzyıl</p>
<p>    * Üçlü gruplara ayrılan sayılar arasına konur[2]:</p>
<p>12.584.000, 325.355.254</p>
<p>    * Tarihlerde gün, ay ve yıl rakamlarının arasına konur.</p>
<p>05.02.1972, 119.12.1996, 29.X.1923</p>
<p>Ay adları harfle yazılırsa nokta kullanılmaz:</p>
<p>29 Ekim 1923</p>
<p>    * Saat bildiren sayılarda saat ile dakika arasına konur:</p>
<p>08.30, 14.40, 23.58, 00.20[3]</p>
<p>    * Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra konur:</p>
<p> I. II.     A. B.    1. 2.     a. b.     i. ii.</p>
<p>    * Bibliyografyada her künyenin sonuna konur:</p>
<p>Agâh Sırrı Levent, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960.</p>
<p> Matematikte çarpı işareti yerine konur:4.5=20<br />
2. VİRGÜL ( , ) </p>
<p>    * Cümlede birbiri ardınca sıralanan, eş görevdeki kelime ve kelime grupları arasına konur:</p>
<p>Uzun boylu, sarışın, gözlüklü ve sevimli bir çocuktu.  (sıfatlar arasına)</p>
<p>Kalemini, defterini, çantasını ve hırkasını alıp gitti. (nesneler arasına)<br />
Ali, Veli, Selâmi! Kivi getirin! (hitap kelimeleri arasına)<br />
Babası, annesi, dayısı ve halası onu sürekli şımartıyorlardı. (özneler arasına)<br />
Eve gelirken insanlara, arabalara, evlere, atlara, ağaçlara onları bir daha göremeyecekmiş gibi bakıyordu. (dolaylı tümleçler arasına)</p>
<p>Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller<br />
Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller         (FNÇ)</p>
<p>    * Aralarında biçimce ve anlamca ilgi bulunan (sıralı) cümlelerin arasına konur:</p>
<p>Umduk, bekledik, düşündük.<br />
Cemal Bey çantasını kapattı, yerinden kalktı, mahcup bir şekilde oradan ayrıldı.<br />
Tozlu ve soluk kırmızı perdelerden yakıcı bir güneş taşıyor, bütün odayı dolduruyordu.</p>
<p>    * Cümlede özel olarak vurgulanması gereken öğelerden sonra konur:</p>
<p>Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Atatürk) </p>
<p>    * Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için (özne ile yüklen arasına başka öğeler girmişse) özneden sonra kullanılır:</p>
<p>Çocuk, soğuk bir kış günü ayrıldığı ve uzun zaman haberini dahi alamadığı köyünü artık unutmuştu.</p>
<p>    * Cümlede isim olarak kullanılan adlaşmış sıfatlar, kendinden sonra gelen kelimenin sıfatı şeklinde anlaşılacaksa bu kelimelerden sonra virgül konur. Yani bir kelimenin kendinden sonraki kelimeyle ilgisi olmadığını göstermek için kullanılır.</p>
<p>Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.<br />
İhtiyar, bekçiye müdür beyin içeride olup olmadığını sordu.</p>
<p>Bu cümlede ihtiyar kelimesinden sonra virgül olmasaydı bekçinin ihtiyar olduğu ve başka birinin bu ihtiyar bekçiye soru sorduğu anlaşılacaktı.</p>
<p>    * Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:</p>
<p>Akşam, yine akşam, yine akşam,<br />
Göllerde bu den bir kamış olsam.   (AH)</p>
<p>    * Kendisinden sonraki cümleye bağlı olan “hayır, yok, yoo, evet, peki pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette” gibi kelimelerden sonra konur:</p>
<p>Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkçeleşiyor.<br />
¦Yoo, güvercinlerime dokunmayın, dedi.</p>
<p>    * Hitaplardan sonra kullanılır:</p>
<p>Muhterem Hocam,<br />
Arkadaşlar, bu sorular yarına kadar çözülmeli!<br />
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.</p>
<p>    * Arasözlerin ve ara cümlelerin (içe içe birleşik cümlelerde iç cümlenin) başında ve sonunda kullanılır:</p>
<p>Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.<br />
Bu söz, ister inanın ister inanmayın, doğrudur.<br />
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.<br />
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik.<br />
D oğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti.<br />
Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay’da gördüm.  </p>
<p>    * Başkalarının sözlerinden yapılan veya yazanın kendine ait başka sözlerinden yaptığı alıntılar[7] tırnak içine alınmamışsa iki virgül arasında verilir, cümle alıntı bir sözle başlıyorsa bu alıntı cümlesinden sonra virgül konur:</p>
<p>Hepinizi çok iyi tanıyorum, dedi.<br />
Onlar da, eğitimi en yüksek seviyeye çıkaracağız, demişlerdi.<br />
Ben, buna ihtiyacım yok, dediysem de o dinlemedi. </p>
<p>    * Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:</p>
<p>Türk Tarih Kurumu Başkanlığına,</p>
<p>    * Yazıların sonuna düşülen notlarda yer adıyla tarih arasına konur:</p>
<p>Kuşadası, 7 Şubat</p>
<p>    * Sayıların yazımında ondalık bölümleri ayırmak için kullanılır. Nokta kullanılmaz:</p>
<p>22,4     2,5       125,255</p>
<p>    * Bibliyografik künyelerde yazar adı, eser adı, basım evi vb. maddelerin arasına konur. Basım yeri ile tarihi arasına virgül konmaz:</p>
<p>Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938</p>
<p>    * Cümle içinde “ve, veya, yahut” bağlaçlarından önce ve sonra virgül kullanılmaz; başka noktalama işaretleri de kullanılmaz.</p>
<p> 3) NOKTALI VİRGÜL ( ; ) </p>
<p>    * Aralarında şekil ve anlamca ilişki bulunan, birbirine bağlaçsız bağlanan ve aralarındaki duraklama kısa olan cümlelerin arasına konur:</p>
<p>At ölür, meydan kalır; yiğit ölür şan kalır. (Bu cümlelerin arasına nokta konabilirdi, ama duraklama kısa olduğu için noktalı virgül konmuş.)</p>
<p>Gitmemiz gerekiyor; bekleyenler var. (çünkü)</p>
<p>Okumuş bir kadın değil, ama anlayışlı; çok genç değil, ama güzel&#8230; (bununla birlikte)</p>
<p>Karşısında, bir şezlonga uzanmış esmer, güzel bir kız, siyah maroken kaplı bir kitap okuyor; pencereden, çiçek, kır kokuları; deniz, dalga fısıltıları getiren tatlı bir nisan rüzgârı giriyordu. (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) (bu esnada; ve)</p>
<p>    * İki cümleyi birbirine bağlayan “ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, bununla birlikte” gibi bağlaçlardan önce konur:</p>
<p>Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.  (YKB)<br />
Olanları anladım; ama iş işten geçmişti.<br />
Çok söylüyorum, fakat söz dinlemiyor.<br />
Bir aralık evden savuşmak da aklına geldi; ama, faydasız buldu.<br />
İnsan yalanı bilmeyerek okur; ama, yalan olduğunu bildikten sonra gene okumak ister mi?</p>
<p>*Sıralı cümleler arasına giren bu bağlaçlardan önce nokta, virgül ya da noktalı virgül koyup koymamak yazara göre değişebilen bir üslûp meselesidir. </p>
<p>    * Virgüllerle ayrılmış tür veya takımları, farkı bölümleri ve örnekleri birbirinden ayırmada kullanılır:</p>
<p>Murat, Yavuz ve Kâzım bir grup; Ahmet, Metin ve Mehmet de bir grup olsunlar.<br />
Erkek çocuklarına Doğan, Tuğrul, Aslan; kız çocuklarına ise İnci, Çiçek, Gönül adlarını verirler.</p>
<p>    * Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak iç.in kullanılır:</p>
<p>kavun, karpuz, kelek; lâhana, pırasa, ıspanak; bisküvi, kraker, çikolata&#8230; </p>
<p>    * Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için bu sıralı cümleler konur.</p>
<p>Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum.<br />
Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var ne giden.<br />
İster inan, ister inanma; aynen dediğim gibi oldu.<br />
İş işten geçti; artık gelsen de olur, gelmesen de&#8230;</p>
<p>    * İçerisinde birden fazla virgül kullanılmış cümlelerde öznenin kendinden hemen sonra gelen öğelere karışmamasını sağlamak için kullanılır:</p>
<p>Faruk; Kenan, Hulusi ve Mustafa ile yaşıt sayılır.</p>
<p>    * Cümle içerisindeki açıklamalardan önce kullanılır:</p>
<p>Akşama dek hiç durmaksızın çalışmıştı; çok yorgundu.<br />
4. İKİ NOKTA ( : ) </p>
<p>    * Açıklama yapılacak yerlerde kullanılır:</p>
<p>bestesiz:bestesi olmayan.<br />
sıfat: İsimlerden önce gelerek onların nitelik ve niceliklerini bildiren kelimeler.<br />
Kelimeler genel olarak ikiye ayrılır: İsimler ve fiiller.<br />
Bu işin en sağlam yolu şudur: Bildiğinden şaşmamak.<br />
Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü.<br />
Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerinden Hayrullah.</p>
<p>    * Bir cümleden sonra alıntı bir cümle geliyorsa veya bir söz naklediliyorsa iki nokta kullanılır:</p>
<p>Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?”<br />
O, başarının sırrını tek kelimeyle açıklar: Azim </p>
<p>    * Kendisinden sonra örnek verilecek cümlelerin sonuna konur.</p>
<p>Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bazıları şunlardır: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem&#8230;</p>
<p>    * Karşılıklı konuşmalarda kimin konuşacağı belirtildikten sonra iki nokta konur:</p>
<p>-Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?<br />
Ziraatçi sayar:</p>
<p>-Yulaf, pancar, nohut, mercimek&#8230;</p>
<p>Bilge Kağan:              Türklerim işitin!<br />
Üstten gök çökmedikçe<br />
alttan yer delinmedikçe<br />
ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?</p>
<p>Koro:   Göğe erer başımız başınla senin!              </p>
<p>    * Kütüphanecilikte yazar ve eser adı arasına konur:</p>
<p>Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz</p>
<p>    * Ses biliminde uzun okunması gereken ünlüden sonra kullanılır:</p>
<p>a:ile, ceva:hir, di:nen, ka:til, i:cat&#8230;</p>
<p>    * Matematikte bölme işareti yerine kullanılır:</p>
<p>45:3=15</p>
<p> Jİki noktadan sonra bağımsız bir cümle geliyorsa bu cümle büyük harfle başlar; art arda örnekler sıralanıyorsa ilk örnek küçük harfle başlar:</p>
<p>Tam kapıdan çıkmak üzereyken sordu: Akşam erken gelecek misin?<br />
İnceleyeceğiniz kelimeler şunlar: gelmek, nakletmek, gidedurmak.<br />
İnsan üç şeye benzer: ağaca, suya ve rüzgâra </p>
<p>*İki nokta kullanılmış cümleler bazen aynı kelimeler kullanılarak ama iki nokta kullanılmadan da kurulabilir: Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?” ›Çocuk merakla, bana ne getirdin, diye sordu vb.<br />
5. ÜÇ NOKTA ( &#8230; ) </p>
<p>    * Art arda örneklerin sıralandığı cümlelerde benzer örneklerin sürdürülebileceğini ifade etmek için cümle sonunda kullanılır. Bu amaçla cümle sonunda kullanılabileceği gibi cümle içinde de kullanılabilir:</p>
<p>Fiillerin bazıları isimlerden türemiştir: başlamak, suçlamak, incelmek, çoğalmak&#8230;</p>
<p>Güneşli fırtınalar, renk renk çiçekler&#8230; ve başka insanlarla birlikte yeni bir hayata hazırlanıyordu.</p>
<p>    * Bitmemiş veya bitirilmemiş cümlelerin sonun konur. Bazılarında okuyucunun cümleyi zihninde tamamlaması beklenir:</p>
<p>Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı&#8230;<br />
Sana uğurlar olsun&#8230; Ayrılıyor yolumuz!<br />
Onu bir defacık görebilmek için nelere katlanmazdım ki&#8230;<br />
Kar, yılın ilk karı&#8230; Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle!<br />
El elin eşeğini elbette türkü söyleyerek arar. Hele eşek zorla aranıyorsa. Üstelik Subaşınınsa&#8230;.<br />
Trenin pencerelerinde gülümseyen kadınlar, el sallayan çocuklar&#8230; Keskin bir tren düdüğü&#8230; Trenin birdenbire salıverdiği yoğun bir buhar&#8230; her şey bir su katmanının altında yok oluverdi birden. Sonra genzi yakan o bildik kömür kokusu&#8230;</p>
<p>    * Söylenmek, belirtilmek istenmeyen ve kaba sayılan, söylenmesi ahlâken çirkin görülen kelimelerin yerine konur:</p>
<p>Olaya &#8230; Bey’in oğlunun da adı karışmış.<br />
Haberi &#8230;’dan dinledim.<br />
Toplantıya gelenler arasında &#8230; var mıydı?<br />
Kılavuzu karga olanın burnu b&#8230;.tan çıkmaz.<br />
Yerden topladığı &#8230;ları onun arkasından fırlattı.<br />
&#8230; adam, yine her yeri dağıtmış.<br />
B&#8230;.., 7 Nisan              (burada yer adı gizlenmiş) </p>
<p>    * Herhangi bir metinden alınan cümlenin öncesi ve sonrası olduğunu, aralarda da alınmayan kısımlar olduğunu belirtmek için kullanılır:</p>
<p>“&#8230;Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler&#8230; Ah hele kırmızı feraceler&#8230; Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı&#8230;” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin)</p>
<p>*Bu görevdeki üç nokta yay ayraç içerisinde de konabilir. </p>
<p>    * Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:</p>
<p>Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:</p>
<p>- Koca Ali&#8230; Koca Ali, be’    (Diyet)</p>
<p>    * Karşılıklı konuşmalarda yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:</p>
<p>-Yabancı yok!<br />
-Kimsin!<br />
-Ali&#8230;<br />
-Hangi Ali?<br />
-&#8230;</p>
<p>-Sen misin, Ali usta?<br />
-Benim.<br />
-Ne arıyorsun bu vakit buralarda?<br />
-Hiç&#8230;<br />
-Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa?<br />
-!&#8230;     (Diyet)<br />
 6. SORU İŞARETİ ( ? ) </p>
<p>    * Soru anlamı taşıyan cümle ve kelimelerden sonra kullanılır:</p>
<p>Hangi elbiseyi beğendiniz?<br />
Benimle alış verişe kim gelecek?<br />
Soruları cevapladınız mı?<br />
Nasıl bir kitap aramıştınız?<br />
Evimizi, eşyalarımızı nasıl buldunuz?<br />
Nerede ?<br />
Kim?<br />
Nasıl?<br />
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?</p>
<p>    * Cevabı zaten içinde olan soru cümlelerinde de soru işareti kullanılır:</p>
<p>Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı?<br />
Yoksa bu sözümde yalan var mı?</p>
<p>    * İçinde soru kelimeleri veya soru eki bulunan ama anlamca soru cümlesi olmayan cümlelerde soru işareti kullanılmaz:</p>
<p>Kaça aldım, şimdi hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil)</p>
<p>Yapar mı yapmaz mı bilmem. (soru kelimesi nesneye dahil)</p>
<p>Bu olayı bize ne zaman anlatmıştı, hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil)</p>
<p>    * Bazı cümleler de soru kelimesi barındırmadığı hâlde soru cümlesidir. Bunlar soru işareti ile biter. Bu cümlelerin soru anlamı vurgu ve tonlama ile belirtilir:</p>
<p>Yaşınız?<br />
Sen alacaktın?<br />
Gördün?</p>
<p>    * Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde kullanılır:</p>
<p>Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş.<br />
1496 (?) yılında doğan Fuzuli&#8230;</p>
<p>    * Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır:</p>
<p>Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?), ( ?-1120)</p>
<p>    * Soru eki soru anlamı katmıyorsa, zaman anlamı katıyorsa soru işareti de kullanılmaz?</p>
<p>Akşam oldu mu sıla özlemi depreşir gurbetçilerde.</p>
<p>Hele bir de karların eriyip sularının akması yok mu&#8230;<br />
7. ÜNLEM İŞARETİ ( ! ) </p>
<p>    * İçinde ünlem ifadesi (haykırış, sevinç, kıvanç, üzüntü, acı, korku, hayret, ürperti, heyecan, nefret vb ani coşkunluklar) bulunan ve seslenme, hitap ve uyarı bildiren cümlelerden ve kelimelerden sonra gelir:</p>
<p>Komşular!   Babacığım!   Hemşehrilerim!     Tanrım!    Yazık sana!  Aşkolsun!  Hey baksana!</p>
<p>Ey Türk gençliği!   Hey! Biraz bakar mısın?    Hişt! Buraya gel!   Şşt! Sus bakayım!</p>
<p>Ee, yeter artık!    Aa! Bu da ne?   Ah, ne yaptım!    Eh! Fena değil.  Ay, elim!  Gitme ha!</p>
<p>Hah, şimdi oldu!      Hay Allah!  Vah zavallı!   Vay sersem!   Aman dikkat!  İmdat!</p>
<p>Boğuluyorum!       Simitçi!     Çok ilginç!      Ne kadar güzel!   Çabuk eve git!           </p>
<p>Ne olur yardım et!   Çık dışarı!    Güm!     Miyav!</p>
<p>Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!<br />
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!<br />
Ne mutlu Türküm diyene!</p>
<p>Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın<br />
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.</p>
<p>Kar, yılın ilk karı&#8230; Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle!<br />
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!<br />
Ey, bu topraklar için toprağa duşmuş, asker!</p>
<p>Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.</p>
<p>Zamanla nasıl değişiyor insan!</p>
<p>Gökyüzünün başka rengi de varmış!</p>
<p>*Ünlem işareti, ünlem ifadesinden hemen sonra kullanılabileceği gibi cümlenin sonunda da kullanılabilir:</p>
<p>Eyvah, geç kaldım!                Eyvah! Geç kaldım!</p>
<p>*Parantez içinde kullanılan ünlem işareti alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katar:</p>
<p>İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş.<br />
Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.</p>
<p>Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var.</p>
<p>Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!).</p>
<p>8. KESME İŞARETİ ( ’ )</p>
<p>    * Özel isimlere eklenen çekim eklerini ayırmak için kullanılır.</p>
<p>Mustafa Kemal’e, Ankara’yı, Türkiye’de, Kızılırmak’ı, Mamak Caddesi’nde&#8230;</p>
<p>*Ancak kurum ve kuruluş adlarından sonra kesme işareti kullanılmaz:</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisine, Mamak Anadolu Lisesi Müdürlüğüne, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Başkanlığına, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Dekanlığına, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Rektörlüğüne, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Kurumundan</p>
<p>    * Yabancı isimlere getirilen yapım ve çekim ekleri okunuşa göre belirlenir ve kesme işaretiyle ayrılır:</p>
<p>Shakespeare’in, Moliere’e, Honolulu’lu</p>
<p>             *Kişi adlarına sonradan eklenen unvanlara eklenen ekler de kesme işareti ile ayrılmaz.  </p>
<p>Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, &#8230;&#8230;&#8230;. Efendinin, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Paşayı&#8230;</p>
<p>             *Sert sessizle biten özel isimlere ünlüyle başlayan ek getirildiğinde ismin son sesi korunur, ama söyleyişte yumuşama olur. </p>
<p>Zonguldak’ı (Zonguldağı), Sinop’a (Sinoba), Ahmet’in (Ahmetin)</p>
<p>*            Özel ismin yerine kullanılan “o” zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve eki de kesme işaretiyle ayrılmaz. </p>
<p>*Yabancı isimler hariç diğer özel isimlere yapım ve çokluk ekleri getirilerek yapılan kelimeler büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu eklerden sonra gelen ekler de kesme işareti ile ayrılmaz.</p>
<p>Türklük, Türkçü, Türkleşmek, Türkçülüğün, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Ankaralıdan, Türkçecilik, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Mustafa Kemallerden, Ereğliler&#8230;</p>
<p>*Bu özel isimler, türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:</p>
<p>Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm&#8230;</p>
<p>*Özel isimlere eklenen –lı, -siz, -ci yapım ekleri kesme işareti ile ayrılmaz:</p>
<p>Ankaralı, Atatürkçü, İstanbulsuz&#8230; </p>
<p>    * Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen ekler okunuşa göre belirlenir ve kesme işaretiyle ayrılır:</p>
<p>DSİ’ye, ÖSS’de, TCDD’ye, TBMM’nin&#8230;</p>
<p>    * Küçük harflerle yapılan kısaltmalarda kelimenin okunuşu esas alınır:<br />
      kg’dan, cm’yi, mm’den</p>
<p>*Ancak büyük harfle yapılıp da okunuşu esas alınan kısaltmalar da vardır ki bunlar bir kelime gibi telâffuz edilebilmektedirler:</p>
<p>ASELSAN’a, BOTAŞ’ın, NATO’dan, UNESCO’ya&#8230;</p>
<p>*Sonunda nokta bulunan kısaltmalardan sonra kesme işareti kullanılmaz. Ek kelimenin okunuşuna göre belirlenir:</p>
<p>vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan </p>
<p>    * Sayılardan sonra gelen ekler de kesme işaretiyle ayrılır. Sıra sayılarında hem nokta hem kesme kullanılmaz:</p>
<p>1972’de, 1881’de, 2000’den, 12’nci&#8230;</p>
<p>*Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir:</p>
<p>Onar, beşer, yüz yirmişer, yüz ellişer milyon&#8230;</p>
<p>    * İki kelime sonradan birleştirildiğinde ve (özellikle şiirde vezin gereği) bu kelimelerden ikincisinin ilk ünlüsü düşürüldüğünde düşen ünlünün yerine kullanılır:</p>
<p>ne oldu › n’oldu, ne etsin › n’etsin, ne eylesin › n’eylesin, Karacaoğlan › Karac’oğlan (Şiir dışında Karacaoğlan’dır.), düştü mü ola › düştü m’ola&#8230;</p>
<p>    * Özellikle belirtilmek istenen ek, harf ve kelimelerden sonra kullanılır:</p>
<p>A’dan Z’ye, -daş’la türemiş kelimeler&#8230;</p>
<p>Bazı kelimelerde b’nın m’ya dönüştüğü görülür.</p>
<p>Ne’nin belirtisiz nesne olarak kullanımına örnek verin.</p>
<p>    * Aldığı ekle bir başka kelime ile karıştırılabilecek olan kelime köklerinden sonra kullanılır:</p>
<p>Tava’nın rengi neden böyle olmuş?<br />
Bilgi’nin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerekir.)</p>
<p>    * Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı zaman kesme işareti yay ayraçtan sonra konur:</p>
<p>Yunus Emre (1240?-1320)’nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)’nin</p>
<p>*Ancak cins isimlerinden sonra yay ayraç geliyorsa yay ayraçtan sonraki ek kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>İmek fiili (ek fiil)nin<br />
9. TIRNAK İŞARETİ ( “ ” )</p>
<p>    * Başka birinin yazısından veya sözünden, hiç değiştirilmeden yapılan aktarmalar[9] tırnak içinde gösterilir. Alıntı cümle(ler), büyük harfle başlar, noktayla biter. Alıntı cümleye ait olan noktalama işaretleri tırnağın içinde kalır. Asıl cümle de daha bitmediği için küçük harfle devam eder:</p>
<p>Yaşlı kadın, “Yetişin!” diye bağırdı.</p>
<p> Şinasi, Halil Bey&#8217;e biraz rahatlık vermiş gibiydi. “Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; ama korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu. (Memduh Şevket Esendal, Saide)</p>
<p>Genç, esmer kız, yeni neslin son Türk kadınlarının o asla tatmin edilemeyecek olan ebedî kederiyle bulutlanan siyah gözlerini kitabından ayırmayarak,<br />
&#8220;Okuyorum büyükanneciğim.&#8221; dedi. (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler)</p>
<p>Aşağıdaki cümlelerin hangisi “İlkbahar en güzel mevsimdir.” cümlesiyle yüklemin türü bakımından benzerlik gösterir?</p>
<p>    * Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır:</p>
<p>“Küçük salonun fes renginde, kalın, ağır perdeli penceresinden dışarı, muhteşem, parlak bir suluboya levhası gibi görünüyordu. Saf mavi bir sema&#8230; Çiçekli ağaçlar&#8230; Uyur gibi sessiz duran deniz&#8230; Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altında dağlar, korular, beyaz yalılar&#8230;”</p>
<p>“Birden, üç dişi kalan buruşuk ağzını açtı. Esnedi. Bir mumya uzvu kadar sararmış, katılaşmış elini başına götürdü. Kahve rengindeki yemenisinin altında daha beyaz görünen saçlarına dokundu. Bir an düşündü.” (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler)</p>
<p>    * Cümle içinde özellikle belirtilmek istenen kelimelerden ve sözler tırnak içine alınır. Bazen tırnak işareti kullanmak yerine bu kelimeler koyu harflerle veya altı çizilerek de yazılabilir. Bunlar cümle değillerse küçük harfle başlarlar:</p>
<p>Birçoğu “edebiyat” kavramını yeni öğreniyordu.<br />
Uzaklık ifade etmek için “ta” kullanılır.</p>
<p>Birçoğu edebiyat kavramını yeni öğreniyordu.<br />
Uzaklık ifade etmek için ta kullanılır.</p>
<p>    * Kitap isimleri ve yazı başlıkları yazıda tırnak içinde gösterilir. Bunlardan sonra kesme işareti kullanılmaz; çünkü tırnak işareti aynı zamanda kesme işaretinin görevini de üstlenir:</p>
<p>Tanpınar’ın tek denemesi,”Beş Şehir”dir.<br />
Faruk Nafiz, “Han Duvarları”nda, Anadolu coğrafyasını ve insanını en güzel şekilde anlatmıştır.</p>
<p>Kitabınızdaki “İmlâ Kuralları” konusuna bir göz atın.</p>
<p>10. TEK TIRNAK İŞARETİ ( ‘ ’ )</p>
<p>    * Doğrudan yapılan ve tırnak işareti ( “ ” ) içinde gösterilen sözlerin içinde başka bir alıntı söz daha varsa bu da tek tırnak işareti ( ‘ ’ ) içinde verilir:</p>
<p>Hasan: “Yolda Yücel’i gördüm, ‘Yarın sizin sınıfla maç yapalım.’ dedi”</p>
<p>Annesi kıza, “Kardeşini parka götür. Baban niçin geciktiğinizi sorarsa ‘Annem göndermedi’ dersin.” diye seslendi.</p>
<p>Edebiyat öğretmeni, “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı? dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okudu.</p>
<p>    * Tek tırnak bir de dil yazılarında örnek olarak verilen kelimelerin anlamlarını göstermek için kullanılır:</p>
<p>Göktürk Anıtları’nda geçen bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, tüketi ‘tamamen’ gibi kelimeler artık kullanılmamaktadır.<br />
11. YAY AYRAÇ- PARANTEZ ( (  ) )</p>
<p>    * Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan, yazının ve sözün aslında olmayıp, sonradan eklenmiş olan açıklayıcı kelimeleri ve söz gruplarını göstermek için kullanılır:</p>
<p>O tarihte (1980) henüz sen yoktun.</p>
<p>Türk edebiyatının üç kolu da (halk edebiyatı, divan edebiyatı, yeni Türk edebiyatı) büyük farklılıklar gösterir.</p>
<p>Sanatçının bu eseri hatıra (Anı demek daha doğru olur.) türünün en iyi örneklerindendir.</p>
<p>Türkçede bazı ekler (-yor, -ken, -leyin, -mtırak, -ki) büyük ünlü uyumu kuralına aykırıdır.</p>
<p>Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapatıldıklarn sonra yazılır:</p>
<p>Yunus Emre (1240?-1320)’nin</p>
<p>*“yani” ile yapılan açıklamalar yay ayraç içine alınmaz.<br />
Babasından, yani okumasında büyük emeği geçen insandan daha ne isteyebilirdi ki?</p>
<p>    * Sözün söylendiği anda olup biteni, konuşanın hareketlerini ve durumunu  belirtmek için kullanılır. Özellikle tiyatro eserlerinde çokça kullanılır:</p>
<p>İhtiyar ¦ (Yerinden doğrulur.) Şimdi ne olacak?</p>
<p>Kaymakam ¦ (hiddetle) Ne olacak baba&#8230;Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış&#8230;</p>
<p>    * Alıntıların yapıldığı eser ve yazar adı yay ayraç içinde verilir:</p>
<p>Asıl konuşan Hasan&#8217;dı, altı aydan beri susan Hasan&#8230; Durmadan, dinlenmeden, nefes almadan, yanakları sevincinden pembe pembe, dudakları titreyerek taze, gevrek, billûr sesiyle biteviye konuşuyordu. Aklına ne gelirse söylüyordu. Eskici hem çalışıyor, hem de, ara sıra &#8220;Ha! Ya? Öyle mi?&#8221; gibi dinlediğini bildiren sözlerle onu söyletiyordu; artık erişemeyeceği yurdunun bir deresini, bir rüzgârını, bir türküsünü dinliyormuş gibi hem zevkli, hem yaslı dinliyordu; geçmiş günleri, kaybettiği yerleri düşünerek benliği sarsıla sarsıla dinliyordu.</p>
<p>(Refik Halit Kara, Eskici)</p>
<p>    * Herhangi bir metinden alınan cümlenin öncesi ve sonrası olduğunu, aralarda da alınmayan kısımlar olduğunu belirtmek için üç noktayla birlikte kullanılabilir</p>
<p>“(&#8230;) Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler&#8230; Ah hele kırmızı feraceler&#8230; Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı. (&#8230;)” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin)</p>
<p>    * Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda soru işaretiyle birlikte yay ayraç kullanılır:</p>
<p>Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş.<br />
1496 (?) yılında doğan Fuzuli&#8230;</p>
<p>    * Söze alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katmak için Ünlem işaretiyle birlikte kullanılır:</p>
<p>İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş.</p>
<p>Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.</p>
<p>Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var.</p>
<p>Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!).</p>
<p>    * Yabancı kelimelerin okunuşları parantez içinde verilir:</p>
<p>Rousseau (Ruso) Fransız edebiyatında romantizmin önemli temsilcilerinden biridir.</p>
<p>İngiltere&#8217;de Lord Byron (Lord Bayron), Shelley (Şelli) ve Shakespeare (Şekspir) romantizmin kaynağı sayılırlar.<br />
12. KÖŞELİ AYRAÇ ( [ ] )</p>
<p>    * Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda dışta köşeli, içte yay ayraç kullanılır:</p>
<p>Kütüphanemize Türk edebiyatı tarihi kitapları [En başta Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (Nihat Sami Banarlı)] alınmalı.</p>
<p>    * Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır:</p>
<p>Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler.</p>
<p>    * Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmadığı hâlde araştırmacı tarafından tamamlanan kısımlar köşeli ayraç içinde verilir:</p>
<p>Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Küş-tegin ye[di yaşındakaldı...]<br />
13. KISA ÇİZGİ ( &#8211; )</p>
<p>    * Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kullanılır. Bu görevde kullanılınca birleştirme çizgisi denir.:</p>
<p>O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-<br />
sizce, titreye titreye ağlıyor.</p>
<p>JBirleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. ba-</p>
<p>şöğretmen Atatürk &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. il-</p>
<p>kokuldayken &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Karaosma-</p>
<p>noğlu’nun&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>JKelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.a-</p>
<p>rabayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..u-</p>
<p>çurtmamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.cami-</p>
<p>i &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;niha-</p>
<p>î&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Doğruları şöyle olacaktır:<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;ara-</p>
<p>bayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..uçurt-</p>
<p>mamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..ca-</p>
<p>mii &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;ni-</p>
<p>haî&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; </p>
<p>JÖzel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Geçen yıl Ankara’</p>
<p>daki akrabalarımıza &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;1996’</p>
<p>da &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>JGırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.meş’-</p>
<p>aleyi                            değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;meş’a-</p>
<p>leyi                              olacak              &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. kur’-</p>
<p>adan                           değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.kur’a-</p>
<p>dan.                            olacak </p>
<p>    * “de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; önünde kitap</p>
<p>da yoktu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; gördüm</p>
<p>ki söylüyorum &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. geçen yıl</p>
<p>mı kazanmış?</p>
<p>*Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.</p>
<p>    * Cümle içindeki arasöz ve ara cümlelerin başına ve sonuna konur:</p>
<p>Bütün bebekler –Zeynep hariç- çoktan uykuya dalmışlardı.</p>
<p>Sizinle ilgili her şeyi –gördüğüm ve bildiğim her şeyi- mutlaka yazacağım.</p>
<p>Bu çocuk –sizi temin ederim ki- ilerde büyük adam olacak.</p>
<p>    * Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasına konur:</p>
<p>İkinci dünya savaşı (1939-1945) tam altı yıl sürmüştür.<br />
09.30-10.30</p>
<p>    * Bazı terimlerle kuruluş adlarında kullanılır:</p>
<p>isim-fiil, zarf-fiil, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi&#8230;</p>
<p>    * Birbiriyle ilgi kurulan iki isim arasında kullanılır:</p>
<p>Türk-Yunan ilişkileri.<br />
Sivas-Ankara arası trenle yüz yıldır 12 saatte gidiliyor.<br />
Türkçe-Fransızca sözlük<br />
Ural-Altay dil grubu<br />
Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması<br />
Soy-dil-din üçgeni&#8230;<br />
2000-2001 öğretim yılı&#8230;</p>
<p>    * Rakamlar arasında kullanılarak ila anlamı verir:</p>
<p>3-4 kişi<br />
19-20 yaşlarında<br />
1-7 Aralık 2000 tarihleri  arasında</p>
<p>    * Matematikte çıkartma işareti olarak kullanılır:</p>
<p>458-54=404</p>
<p>    * Adreslerde semt ile şehir ismi arasına konur:</p>
<p>Demirlibahçe-ANKARA</p>
<p>    * Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini ifade etmede, kelimeleri eklerine ayırmada, ekleri tek başına göstermede ve kelimeleri hecelemede kullanılır:</p>
<p>oku-, yaz-, gönder-, sevindir-; yaz-dı-k, yol-cu-luk, -de, -i, -ki, ge-le-bi-li-rim</p>
<p>    * Bazı yabancı kelimelerde kullanılır:</p>
<p>Sainte-Beuve, by-pass, check-up&#8230;</p>
<p>    * Bilimsel yazılarda, Arapça ve Farsça tamlamalarda ve bazı ibarelerde kullanılır:</p>
<p>Servet-i Fünun, Divanı, Lûgati’t-türk, Aşk-ı  Memnu, bülbül-i şeydâ, âteş-perest, vatan-perver, bilâ-ücret, bî-çâre, hokka-bâz, nâ-mağûb&#8230;<br />
14. UZUN ÇİZGİ ( ¦ )</p>
<p>Karşılıklı konuşmalarda konuşmanın ve konuşmacının değiştiğini belirtmek için cümlelerin başında (satır başında) kullanılır. Konuşma çizgisi de denir.</p>
<p>Şinasi Halil Bey&#8217;e baktı ve:<br />
-Bu mektup sana, dedi.<br />
-Bana mı, kimden?<br />
-Evden olacak!<br />
-Evden? Ne münasebet?<br />
Şinasi Bey mektubu aldı. Saide&#8217;nin yazısı ile şu satırları okudu:</p>
<p>&#8230;</p>
<p> Büyük nine sordu:<br />
-Okuduğun ne, kızım?<br />
-Bir roman.<br />
-Neden bahsediyor?<br />
-Hiç.<br />
Büyük nine tekrar daldı. </p>
<p>*Oyunlarda uzun çizgi, konuşanın adından sonra da konabilir:</p>
<p>Büyük nine &#8211; Okuduğun ne, kızım?<br />
Kız &#8211; Bir roman.<br />
Büyük nine ¦ Neden bahsediyor?<br />
Kız &#8211; Hiç.<br />
Büyük nine tekrar daldı.</p>
<p>*Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman konuşma çizgisi kullanılmaz.<br />
15. Eğik Çizgi ( / )</p>
<p>    * Şiirlerden alıntı yapıldığında, yan yana yazılan mısraları ayırmak için kullanılır:</p>
<p>Yüzükoyun yatma diyor annem / Yatar mıyım hiç, / İster miyim / Yüzümün / Koyun olduğunu?  (FHD)</p>
<p>    * Adreslerde apartman ve daire numaralarıyla semt ve şehir isimleri arasına konur:</p>
<p>Altay Sokağı, Nu: 21/6</p>
<p>Kurtuluş/ANKARA</p>
<p>Dil bilgisinde eklerin ünlü ve ünsüz uyumlarına göre aldıkları farklı şekillerini göstermek için kullanılır:</p>
<p>-a / -e, -an / -en, -madan / -meden, -dı / -di / -du / -dü / -tı / -ti / -tu / -tü</p>
<p>    * Matematikte bölme işareti olarak kullanılır:</p>
<p>125/5=25</p>
<p>    * Bilgisayar ve internet dilinde eğik çizgi olarak //, / ve \ işaretleri kullanılmaktadır.</p>
<p>16. Denden işareti ( &#8221; )</p>
<p>Bir yazıdaki maddelerin sırlanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır.</p>
<p> a. Etken          fiil</p>
<p>b. Edilgen        &#8221;</p>
<p>c. İşteş             &#8221;</p>
<p>d. Dönüşlü      </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sbs Türkçe, ünlem nedir,</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[SBS HAZIRLIK]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe konuları]]></category>
		<category><![CDATA[ünlem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir. Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir. Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir: &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.</p>
<p>Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir.</p>
<p>Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:<br />
1. ASIL ÜNLEMLER</p>
<p>Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.<br />
Seslenme Ünlemleri</p>
<p>Ey Türk Gençliği!                              Hey! Biraz bakar mısın?<br />
Bre melûn! Ne yaptın?                       Hişt! Buraya gel!<br />
Şşt! Sus bakayım!</p>
<p>Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ünlemi olarak kullanılabilir.</p>
<p>Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!<br />
Duygu Ünlemleri</p>
<p>Ee, yeter artık!                       Aa! Bu da ne?             Ah, ne yaptım!<br />
Eh! Fena değil.                      Ay, elim!                     itme ha!<br />
Hah, şimdi oldu!                     Hay Allah!                  Vah zavallı!<br />
Vay sersem!                            Aman dikkat!              Eyvah! Geç kaldım!<br />
İmdat! Boğuluyorum!<br />
2. ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ KELİME ve SÖZLER</p>
<p>Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.</p>
<p>Komşular!                Babacığım!                  Simitçi!            Çok ilginç!<br />
Ne kadar güzel!        Çabuk eve git!             Ne olur yardım et!        Çık dışarı!</p>
<p>Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.</p>
<p>Şır!   Çat!     Güm!   Hav!    Miyav!   Tıs!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe SBS, bağlaç nedir,</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-baglac-nedir.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-baglac-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[bağlaç nedir]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[BAĞLAÇLAR Tek başına anlamı olmayan, anlamca birbiriyle ilgili cümleleri veya cümlede görevdeş sözcük ve söz öbeklerini bağlamaya yarayan kelimelere bağlaç denir. açıkçası ama ancak bile çünkü dahi dE dE&#8230;..dE demek ki fakat gene gerek&#8230;gerek(se) ha&#8230;&#8230;..ha hâlbuki hatta hele hem hem &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-baglac-nedir.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BAĞLAÇLAR</p>
<p>Tek başına anlamı olmayan, anlamca birbiriyle ilgili cümleleri veya cümlede görevdeş sözcük ve söz öbeklerini bağlamaya yarayan kelimelere bağlaç denir.</p>
<p>    açıkçası<br />
    ama<br />
    ancak<br />
    bile<br />
    çünkü<br />
    dahi<br />
    dE<br />
    dE&#8230;..dE<br />
    demek ki<br />
    fakat<br />
    gene<br />
    gerek&#8230;gerek(se)<br />
    ha&#8230;&#8230;..ha<br />
    hâlbuki<br />
    hatta<br />
    hele<br />
    hem<br />
    hem de<br />
    hem&#8230;..hem (de)<br />
    ile<br />
    ise<br />
    ister&#8230;..ister(se)<br />
    kâh&#8230;&#8230;&#8230;.kâh<br />
    kısacası<br />
    ki<br />
    lâkin<br />
    madem(ki)<br />
    nasıl ki<br />
    ne var ki<br />
    ne yazık ki<br />
    ne&#8230;&#8230;ne (de)<br />
    nitekim<br />
    oysa<br />
    oysaki<br />
    öyle ki<br />
    öyleyse<br />
    üstelik<br />
    ve<br />
    veya<br />
    veyahut<br />
    ya da<br />
    ya&#8230;.ya (da)<br />
    yahut<br />
    yalnız<br />
    yeter ki<br />
    yine<br />
    yoksa<br />
    zira</p>
<p>Özellikleri</p>
<p>]Edatlardan farkı, zaten var olan anlam ilgilerine dayanarak bağ kurmasıdır. Edatlar ise yeni anlam ilgileri  kurarlar.</p>
<p>]Bağlaçların yerine noktalama işaretleri kullanılabilir.</p>
<p>]Bağlaçlar cümleden çıkarılınca anlam bozulmaz, ama daralabilir. Bağlaçlar (ile hariç) önceki ve sonraki kelimeden ayrı yazılır. Bitişik yazılanlar bağlaç değil, ektir.</p>
<p>Eve gittim, fakat onu bulamadım.    (bağlaç)<br />
Konuşmak üzere ayağa kalktı.         (edat)<br />
Sözlüden yine zayıf almış.                (zarf)<br />
Ben de seninle geleceğim.               (bağlaç)<br />
Evde rahat çalışamadı.                    (çekim eki)<br />
Sözde Ermeni soy kırımı                  (yapım eki)<br />
Sen ki hep çalışmamı isterdin&#8230;        (bağlaç)<br />
Seninki de lâf işte&#8230;                         (çekim eki)<br />
Evdeki hesap                                   (yapım eki)<br />
BAĞLAÇ ÇEŞİTLERİ<br />
a. Sıralama Bağlaçları<br />
“ve”</p>
<p>Cümleleri, anlam ve görev bakımından benzer veya aynı olan kelimeleri, sözleri ve öğeleri birbirine bağlar.</p>
<p>Duygu ve düşünce bir olmalıdır.                               özneleri<br />
Köyünü, yaşlı dedesini ve ninesini özlemişti.           nesneleri<br />
Şiir ve roman okuma alışkanlığı edinin.                    nesneleri<br />
Bana baktı ve güldü.                                                 cümleleri<br />
Anlatılanları dinliyor ve çocuğa hak veriyordu.         cümleleri<br />
Aylarca ve yıllarca sustu.                                         benzer kelimeleri<br />
Binlerce yerli ve yabancı turist geldi.                        sıfatları</p>
<p>“ve” bağlacı yerine virgül veya “-İp”, “-ErEk” zarf-fiil ekleri de kullanılabilir:</p>
<p>Masaya yaklaştı ve kitabı aldı.<br />
Masaya yaklaştı, kitabı aldı.<br />
Masaya yaklaşıp kitabı aldı.<br />
Masaya yaklaşarak kitabı aldı.</p>
<p>Not: “ve” bağlacından önce noktalama işareti kullanılmaz, bu bağlaçla cümle başlamaz. Çağdaş şiirde söze etki ve çekicilik katmak için kullanılmaktadır, ama doğru değildir.<br />
“ve” bağlacı yerine &#038; işaretini kullanmak son derece yozlaştırıcıdır.<br />
“ile, -lE”</p>
<p>“ve” ile görevleri aynı olmasına rağmen her zaman birbirinin yerine kullanılamazlar. “ile”nin kullanım alanı daha dardır.<br />
“ile” cümleleri birbirine bağlamaz; sadece aynı görevdeki kelimeleri bağlar.</p>
<p>Duygu ile düşünce bir olmalıdır.<br />
Yaşlı dedesi ile ninesini özlemişti.<br />
Edebiyatımızda en çok eser verilen türler şiir ile romandır </p>
<p>Not: Edat olarak kullanılan ve zarf yapan “ile”den farklıdır.</p>
<p>Mehmet ile Ali sinemaya gittiler.       (bağlaç)<br />
Mehmet, Ali’yle sinemaya gitti.         (edat)<br />
Mehmet heyecanla yerinden kalktı. (edat)<br />
b. Eşdeğerlik Bağlaçları<br />
“ya da, veya, yahut, veyahut”</p>
<p>Aynı değerde olup da birinin tercih edilmesi gereken iki seçenek arasında kullanılırlar.</p>
<p>Biriniz gideceksiniz: Sen ya da kardeşin.<br />
Bisiklet veya motosiklet alacağım.<br />
Sen, ben veya başkası&#8230;<br />
Sen olmasan yahut (veyahut) seni görmesem dayanamam.<br />
c. Karşılaştırma Bağlaçları<br />
“ya&#8230;.ya”</p>
<p>İki seçenek sunulduğunda kullanılır.<br />
Bunlar birbirinin zıttı olabilir<br />
Biri yapılmadığında diğerinin yapılması gerekebilir.</p>
<p>Ya beni de götür ya sen de gitme.<br />
Ya gel ya gelme.<br />
Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin<br />
“hem&#8230;..hem (de)”</p>
<p>Her ikisi de geçerli olan iki durumu anlatır. Bunlar zıt da olabilir, eşdeğer da.</p>
<p>Hem çalışmıyor hem (de) yakınıyorsun.<br />
Hem kitap okuyor hem de müzik dinliyor.                Aynı anda<br />
“ne&#8230;&#8230;ne (de)”</p>
<p>]Aynı görevdeki kelimeleri, kelime gruplarını ve öğeleri birbirine bağlar.</p>
<p>Ne şiş yansın ne kebap.                               özneleri<br />
Gönül ne kahve ister ne kahvehane.                       nesneleri<br />
Ne İzmir’e gitmiş ve Bursa’ya.                      dolaylı tümleçleri</p>
<p>]Cümleleri de birbirine bağlar:</p>
<p>Üç yıldır ne bir telefon açtı, ne de bir mektup yazdı.<br />
Onu ne gördüm ne de tanıdım.<br />
Ne aradı ne (de) sordu.<br />
Ne kızı verir, ne de dünürü küstürür.</p>
<p>Ne doğan güne hükmüm geçer,<br />
Ne halden anlayan bulunur.</p>
<p>]Cümleleri -yapı bakımından olumlu oldukları hâlde- olumsuz yapar. Yüklem olumlu durumdadır.</p>
<p>Ne kendi rahatsız oldu ne de halkı huzursuz etti. (kendisi rahatsız olmadı, halkı da huzursuz etmedi)</p>
<p>Yüklem olumsuz çekimlenirse anlatım bozukluğu meydana gelir.</p>
<p>Ne çay ne kahve içmedi.› “Ne çay içti ne kahve” olmalıydı.</p>
<p>] Zıt anlamlı iki sıfatla birlikte kullanılarak onların arasında bir durum ifade eder.</p>
<p>Dışarıdaki hava ne soğuk ne sıcak.<br />
Yaptığı işe ne kolay ne de zor denebilir.</p>
<p>Not: “Ne zor, ne acı günler yaşadık” örneğinde “ne zor” ve “ne acı” sözleri ayrı ayrı da (biri olmadan) kullanılabileceği için buradaki “ne”ler bağlaç oluşturmaz.<br />
“dE&#8230;.dE, gerek&#8230;&#8230;gerek, olsun&#8230;..olsun, kâh&#8230;&#8230;kâh, ha&#8230;&#8230;ha”</p>
<p>Öğeleri ya da cümleleri birbirine bağlarlar.</p>
<p>Öğretmeni de arkadaşları da onu çok merak ettiler.  özneleri bağlamış.<br />
Annesini de babasına da özlemişti.              nesneleri bağlamış.<br />
Tatil boyunca dinlenmiş de gezmiş de.        yüklemleri bağlamış.<br />
İzmir’e de Aydın’a da uğrayacağız.               dolaylı tümleçleri<br />
Fizikten de anlamam kimyadan da.<br />
Gerek sen gerek(se) o, güzel çalıştınız.<br />
Gerek baba gerek anne tarafından bir akrabalıkları yok.<br />
Ali olsun, Ahmet olsun, ikisi de çalışkan ve zekîdirler.<br />
Kâh yıkılıyor, kâh kalkıyor, ama yılmıyor.<br />
Ha Ali ha Veli, ne fark eder?<br />
d. Karşıtlık Bağlaçları<br />
“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki”</p>
<p>“ama, fakat, lâkin” aynı anlamlı bağlaçlardır. “yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” de bunlara yakın bağlaçlardır.</p>
<p>]“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” bağlaçları, aralarında zıtlık bulunan iki ayrı ifadeyi, cümleyi birbirine bağlar.</p>
<p>Çok tembeldi, ama başarılı oldu.<br />
Yemek az, ama doyurucu.<br />
Yerinde ve zamanında konuşmaya dikkat ediyorum, ama bazen yanlış anlaşılıyorum.<br />
Hızlı yürüdü, ancak yetişemedi.<br />
Bu işe başlıyorum, ancak bugün bitiremem.<br />
Hava nemliydi, fakat yağmur yağmıyordu.<br />
Altmış yaşında, kır saçlı; fakat dinç bir adam bağırdı.<br />
Bunları götür, yalnız diğerlerini getirmeyi unutma.</p>
<p>Not: Bir cümle bu bağlaçlardan biriyle başlayabilir. Bu durumda bu bağlaçlar iki bağımsız cümleyi birbirine bağlamış olur..</p>
<p>&#8230; Ne var ki sanatçıyı bu yüzden eleştirmek doğru olmaz.</p>
<p>] “ne yazık ki” bağlacı çok kötü ve acı sonları bildirir.</p>
<p>İnsanlara hep vefa gösterdi; ne yazık ki kendisi onlardan vefa görmedi.</p>
<p>] “ne var ki” bağlacı çaresizlik ifade eder.</p>
<p>En yüce duyguların tohumları ekildi; ne var ki dünya, insanları kendisine benzetmişti.</p>
<p>]“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak”, neden, şart, uyarma bildirir</p>
<p>Arkadaşının kalbini kırdı, ama çok pişman oldu.<br />
Bizimle gelmene izin veririz, ama yolda fazla soru sormayacaksın.</p>
<p>] Sadece “ama” bağlacı pekiştirme anlamı katar.</p>
<p>Güzel, ama çok güzel eserler bırakmış atalarımız.</p>
<p>]Yine sadece “ama”, cümle sonunda, dikkat çekmek için kullanılır.</p>
<p>Bak kızarım ama!<br />
Böyle söylersen darılırım ama!<br />
“hiç olmazsa” ve “hiç değilse”</p>
<p>Çarşıdan elimiz boş döndük. Hiç olmazsa iki kaset alsaydık.<br />
“oysa, oysaki, hâlbuki”</p>
<p>Aralarında zıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi “tersine olarak, -dİğİ hâlde” anlamlarıyla birbirine bağlar.</p>
<p>Onu özledim, oysa gideli çok olmadı.<br />
Gelemeyeceğini söyledi, hâlbuki vakti vardı.</p>
<p>Not: Bu bağlaçlar anlam bakımından zıt olmayan cümleler arasında kullanılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.</p>
<p>Her zaman birinciydi, oysa çok çalışırdı. (anlatım bozuk)<br />
e. Gerekçe Bağlaçları<br />
“çünkü”</p>
<p>“Şundan dolayı, şu sebeple” anlamlarına gelir.<br />
Neden bildirir.<br />
Eve gittim, çünkü babam çağırmıştı.<br />
Otobüse yetişemedik; çünkü evden geç çıkmıştık.<br />
“madem(ki)”</p>
<p>Madem gelecektin, haber verseydin.<br />
“zira”</p>
<p>“çünkü” anlamında kullanılır.<br />
Allah&#8217;a sığın şahs-ı halîmin gazabından<br />
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir<br />
“yoksa”</p>
<p>Ver diyorum, yoksa yersin dayağı.<br />
“nasıl ki”</p>
<p>Acele etmez, ağırdan alır; nasıl ki bu akşam ağırdan alıyor.<br />
“değil mi ki”<br />
f. Özetleme Bağlaçları</p>
<p>“kısacası, demek ki, açıkçası, öyleyse, yani, özetle, o hâlde, anlaşılıyor ki”</p>
<p>&#8230; Kısacası kendimizi toparlamalıyız.<br />
&#8230; Demek ki ülkemiz bunlardan dolayı gelişmiyor.<br />
&#8230; Açıkçası bu işi istemiyorum.<br />
&#8230; Öyleyse gidelim arkadaşlar.<br />
g. Pekiştirme Bağlaçları<br />
“bile, dE, hem de, dahi, üstelik, hatta, ayrıca, bundan başka”</p>
<p>Bu bağlaçlardan bazıları bazı durumlarda birbirlerinin yerine kullanılabilirler.</p>
<p>]“bile” kullanılan bir cümle daha önce kullanılmış bir cümlenin ya devamıdır ya da devamı gibi görünür.</p>
<p>Bunu sen bile başarabilirsin.<br />
Bağırsan bile duymaz.<br />
Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden bile kalkmamış.<br />
Hatta parasını bile ödemişti. / Hatta parasını ödemişti bile.<br />
Çölde suyun bir damlası bile değerlidir.</p>
<p>] “bile” yerine “de” veya “dahi” de kullanılabilir.</p>
<p>Bunu sen de başarabilirsin.<br />
Bağırsan da duymaz.<br />
Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden dahi kalkmamış.<br />
Hatta parasını dahi ödemişti. / Hatta parasını ödemişti dahi.<br />
Çölde suyun bir damlası dahi değerlidir.</p>
<p>] “hatta, hem de, ayrıca, üstelik”</p>
<p>Belle, kazmayla, hatta elleriyle kazıdılar.<br />
Gördüm, hatta konuştum da.<br />
Konuşmuyor; üstelik gülmüyor da.<br />
Çalışıyor, hem de sabahtan akşama kadar.<br />
h. “de, ki, ise” bağlaçları<br />
“dE”</p>
<p>] Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı ve de, da şeklinde yazılır; bitiştirilmez, te, ta şeklinde yazılmaz.  “ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”<br />
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.</p>
<p>] Genellikle “dahi, bile, üstelik, hatta” bağlaçlarıyla özdeştir.</p>
<p>Bu soruyu Ali de bildi                         dahi, bile<br />
Artık gönlümü alsa da önemi yok.    dahi, bile</p>
<p>] Cümleleri, aynı görevdeki kelimeleri ve sözleri birbirine bağlar ve değişik anlamlar katar:</p>
<p>Sorsan da söylemem                                   asla</p>
<p>Erzakını hazırla da pikniğe gidelim.<br />
Cümleleri bağlamış, burada pikniğe gitmek için erzak hazırlama şartı var.</p>
<p>Biraz müsaade etsen de işime baksam       rica, istek, yalvarma<br />
Büyüyecek de bana bakacak.                     Küçümseme, alay<br />
Çalışıp da kazanacaksın.                            şart<br />
Dün bizi bekletti de gelmedi.                       yakınma<br />
Çalışayım da gör neler yapacağımı.             övünme<br />
Düzenli çalıştı da başarılı oldu.                    için, neden-sonuç<br />
Koşsan da yetişemezsin.                             değişmezlik</p>
<p>Bütün yıl okumamış da şimdi kitap kurdu oluverdi.<br />
Zıt anlamlı cümleler arasına girmiş.</p>
<p>] Tekrarlanan kelimelerin arasına girerek anlamı güçlendirir:</p>
<p>Ev de ev olsa bari                                         küçümseme<br />
Çalış da çalış&#8230;                                              abartma</p>
<p>] “ama” bağlacının yerine kullanılabilir; cümleleri ve öğeleri birbirine bağlayabilir:</p>
<p>Hızlı hızlı koştu da yetişemedi.          cümleleri bağlamış</p>
<p>] Edattan ve zarftan sonra gelerek anlamı pekiştirebilir:</p>
<p>O kadar da soğuk değil.<br />
Böyle davranmanız hiç de iyi olmadı.<br />
“ki”</p>
<p>Sadece “ki” biçimi vardır.<br />
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.<br />
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.</p>
<p>]Anlam bakımından birbiriyle ilgili cümleleri birbirine bağlar.</p>
<p>Bir şey biliyor ki konuşuyor.              (sebep-sonuç)<br />
Baktım ki gitmiş.                                (şaşkınlık)<br />
Ancak ne yazık ki böyle olmadı.                  </p>
<p>]Birisinden alıntı yapılacağı zaman kullanılır.</p>
<p>Atatürk diyor ki: &#8230;                             (açıklama)</p>
<p>]Özneyle veya tümleçlerle ilgili açıklama yapılacağı zaman kullanılır. Bazen “ki” ile başlayan bu açıklama iki kısa çizgi arasında verilir.</p>
<p>Ben ki hep sizin için çalıştım.                        (pekiştirme)<br />
Siz ki beni tanırsınız, neden böyle düşünüyorsunuz?<br />
O yerden -ki herkes kaçar- sen de kaç.</p>
<p>]”ki” kullanılan bazı cümlelerin “ki”den sonraki kısmı söylenmez.</p>
<p>Sınavı kazanabilir miyim ki&#8230;             (kuşku)<br />
Bu adama güvenilmez ki!                  (yakınma)<br />
Acaba çocuğa kızarlar mı ki?            (endişe)</p>
<p>]Tekrar edilen kelimeler arasında kullanılır.</p>
<p>Adam belâ ki ne belâ&#8230;</p>
<p>]Abartma anlamı katar.</p>
<p>Bugün öyle yorgunum ki&#8230;</p>
<p>]Bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.</p>
<p>Belki, çünkü (burada ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.<br />
“ise”</p>
<p>Karşılaştırma ilgisi kurar, karşıtlığı güçlendirir.</p>
<p>Yağmur yağıyor, evim ise çok uzakta. (bağlaç)<br />
Adam konuşuyor, çocuksa hep susuyordu. (bağlaç)</p>
<p>Ek-fiilin şart çekimiyle karıştırılabilir.</p>
<p>Çocuk başarılıysa sınıfını geçer. (ek-fiilin şartı)<br />
YAPI BAKIMINDAN BAĞLAÇLAR<br />
1. Basit Bağlaçlar</p>
<p>Ek almamış (kök hâlindeki) bağlaçlardır. ve, ile, de, fakat, eğer&#8230;<br />
2. Türemiş Bağlaçlar</p>
<p>Yapım eki almış bağlaçlardır. kısaca, yalnız, üstelik&#8230;<br />
3. Birleşik Bağlaçlar</p>
<p>Birden fazla kelimeden oluşurlar ve bitişik yazılırlar. yoksa, hâlbuki&#8230;<br />
4. Öbekleşmiş Bağlaçlar</p>
<p>Birden fazla kelimeden oluşur ve ayrı yazılırlar. ya da, ne var ki, hem d</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-baglac-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS türkçe edatlar, edat nedir</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-edatlar-edat-nedir.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-edatlar-edat-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:38:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[edat]]></category>
		<category><![CDATA[edat nedir]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[EDATLAR Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir. Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-edatlar-edat-nedir.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>EDATLAR</p>
<p>Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.</p>
<p>Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:<br />
Bağlama edatları bağlaçlar<br />
Son çekim edatları edatlar<br />
Ünlem edatları ünlemler</p>
<p>Özellikleri ve Örnekler</p>
<p>    * Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar.</p>
<p>“için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru”</p>
<p>    * Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.</p>
<p>Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)<br />
Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)</p>
<p>    * Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.</p>
<p>Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)<br />
Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)<br />
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)</p>
<p>    * Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.</p>
<p>Güneş gibi başı göklere erdi. ›edat çıkarılınca› Güneş başı göklere erdi.</p>
<p>    * Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.</p>
<p>Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)<br />
Sen de benin kadar çalışsan&#8230; (zarf öbeği)</p>
<p>    * Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar:</p>
<p>Karşı köyde akrabaları vardı.  ( sıfat)<br />
Derenin karşısına geçtik.   (ad)<br />
Her söylenene karşı çıkıyor.   (birleşik fiilde isim)<br />
Bana doğruyu söyle.   (isim)<br />
Doğru söze ne denir?   (sıfat)<br />
Lütfen doğru oturun.   (zarf)<br />
Beride bir adam duruyor. ( isim)<br />
Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)<br />
Biraz beri gel.  (zarf)<br />
Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)<br />
Biz bu dünyada hep yalnızız.  (isim)<br />
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)<br />
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz.  (bağlaç)</p>
<p>    * Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:</p>
<p>-e kadar, -e doğru, -den beri<br />
bu kadarını, senin gibisi</p>
<p>    * Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.</p>
<p>Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)<br />
Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)</p>
<p>    * Edat grupları (edat ve edattan önceki kelimenin oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.</p>
<p>Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)<br />
Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)</p>
<p>BAŞLICA EDATLAR</p>
<p>“ile”</p>
<p>    * “Araç, alet, neden, zaman, birliktelik” ilgisi kurar.</p>
<p>Ankara’ya uçakla giderler. (araç)<br />
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)<br />
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)<br />
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)<br />
Baharla birlikte leylekler de geldi. (zaman)</p>
<p>    * “-le” şeklinde bitişik de yazılabilir.</p>
<p>Çocuk ile›çocukla<br />
Araba ile›arabayla</p>
<p>    * “ne ile, kiminle” sorularına cevap verir.</p>
<p>Sözünüzü balla kesiyorum. (araç)<br />
Yar ile sohbet ne güzel. (birliktelik)</p>
<p>Not: “ile” kelimesi “ve” gibi kullanılırsa bağlaç olur.<br />
Bir kola ile simit aldım. (kola ve simit)</p>
<p>Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil “durum zarfı” olur.</p>
<p>Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)<br />
Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde, durum zarfı)</p>
<p>“gibi”</p>
<p>Benzetme edatlarındandır.<br />
Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.<br />
Benzetme, eşitlik anlamları katar.</p>
<p>    * Birlikte kullanıldığı kelime ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.</p>
<p>Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)<br />
Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)<br />
Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)</p>
<p>    * İsim veya zarf gibi kullanıldığında cümle öğeleri oluşturur. Bu durumda ek alabilir.</p>
<p>O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)<br />
Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)</p>
<p>    * Bu edatın yerini bazı ekler alabilir:</p>
<p>Şöyle garip bencileyin. (benim gibi)<br />
Kadınsı bir gülüşü vardır onun. (kadın gibi)</p>
<p>“sanki”</p>
<p>    * Benzetme edatıdır.</p>
<p>“san” ve “ki”nin birleşiminden oluşmuştur.</p>
<p>    * Bu edatı bulunduran cümlelerde “sanmak, zannetmek” anlamları vardır.<br />
    * “benzetme, uyarı, sözüm ona, sözde, inanmama” anlamları katar.</p>
<p>Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin<br />
Biri kapıyı çalıyor sanki. gibi, öyle zannediliyor<br />
Sanki bütün kabahat benim. sözde, inanmama, öyle zannediliyor<br />
Aldın da ne kazandın sanki? uyarı, ne kazandığını sanıyorsun?<br />
Gelseydi ne olurdu sanki? ne olacağını sanıyordu ki?<br />
Sanki bu da mı güzel? Öyle mi sanıyorsun?<br />
Kısa öyküde daha başarılı sanki öyle gibi.</p>
<p>Not: “sanki” edatıyla “gibi” edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar:</p>
<p>Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış)<br />
“Beni dövecek gibiydi.” ya da “Sanki beni dövecekti.”<br />
“kadar, -E kadar”</p>
<p>Benzetme edatlarındandır.<br />
Yalın hâldeki veya –E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.<br />
“kadar” şeklinde kullanıldığında üzerine ek alabilir.</p>
<p>    * “Karşılaştırma, benzerlik, eşitlik, yaklaşıklık, ölçü” anlamları katar.</p>
<p>Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)<br />
Gül kadar güzelsin. (benzerlik)<br />
Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)<br />
Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)<br />
Yüz kadar asker evin önünden geçti. (ölçü, aşağı yukarı)</p>
<p>    * Birlikte kullanıldığı kelimeyle isim, sıfat ya da zarf oluşturur.</p>
<p>Biz bu kadarına da alışığız. (isim)<br />
İçmiş kadar olduk. (zarf)<br />
Ne kadar güçlü bir adam&#8230; (zarf)<br />
Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)</p>
<p>    * Ad tamlamasında ad (tamlanan) olarak da kullanılabilir.</p>
<p>Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)</p>
<p>    * “kadar” kelimesi zarf tümleci de yapar, edat tümleci de:</p>
<p>Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)<br />
Akşama kadar çalıştık. (değin anlamında, zarf tümleci)<br />
“için”</p>
<p>-“Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık” bildirir.</p>
<p>-“Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla” anlamlarını ifade eder.</p>
<p>-Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır.</p>
<p>-İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.</p>
<p>    * Bu edatla kurulan söz öbekleri, cümlede genellikle edat tümleci olarak kullanılır.</p>
<p>Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)<br />
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)<br />
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)<br />
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)<br />
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)<br />
Senin için sorun yok tabi. (görelik)<br />
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)<br />
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)<br />
Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)<br />
Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç, özne)</p>
<p>    * “-E” yönelme hâl eki ve “üzere”, “-E göre”, “diye” edatları bazı durumlarda bu edatın yerini tutabilir:</p>
<p>Bu ayakkabıyı babam için aldım › babama aldım.<br />
Uyumak için odasına çekildi›uyumak üzere<br />
Senin için iyi bir gündü›sana göre<br />
Ne için söyledin sanki?›ne diye<br />
“üzere, üzre”</p>
<p>    * “Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik” anlamları katar.</p>
<p>Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)<br />
Kitabı yarın vermek üzere alabilirsin. (şartıyla, koşul)<br />
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)<br />
Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)<br />
Konuştuğumuz üzere yarın buluşacağım. (gibilik)</p>
<p>    * Bu edatın üzerine ek gelebilir:</p>
<p>Tam da yola çıkmak üzereydik.<br />
“-E göre”</p>
<p>Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.<br />
Kendi üzerine de ek alabilir.</p>
<p>    * “Görelik, uygunluk, yönünden, bakımından ve karşılaştırma” anlamları katar.</p>
<p>Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)<br />
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)<br />
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)<br />
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)<br />
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)<br />
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu. (karşılaştırma)<br />
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)</p>
<p>    * “-cE” eki bu edatın yerini tutabilir.</p>
<p>Bence bu iş burada biter. (bana göre)<br />
“karşı”</p>
<p>    * “-E” yönelme hâl ekiyle kullanılarak “için, hakkında, yönelme, ilgili olma” anlamları katar.</p>
<p>Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)<br />
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)</p>
<p>    * Zaman bildiren kelimelere eklenip “doğru, sularında” anlamları katar ve zarf öbeği oluşturur.</p>
<p>Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)<br />
Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)</p>
<p>Not: “karşı” kelimesi isim ve sıfat olarak kullanılabilir; birleşik fiil yapabilir.<br />
Karşı köyde akrabaları vardı. (sıfat)<br />
Derenin karşısına geçtik. (ad)<br />
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiil)<br />
“diye”<br />
Amaç ve neden ilgileri kurar.<br />
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)<br />
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)<br />
“doğru”</p>
<p>    * Yönelme eki ile birlikte kullanılarak yön bildirir.</p>
<p>Ormana doğru yürüdük.<br />
Bana doğru bakıyor.</p>
<p>    * Zamanda yakınlık bildirerek zarf öbeği de oluşturur.</p>
<p>Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)</p>
<p>    * Ad, sıfat ve zarf da olabilir. Bu durumlarda edat değildir.</p>
<p>Bana doğruyu söyle. isim<br />
Doğru söze ne denir? sıfat<br />
Lütfen doğru oturun. zarf</p>
<p>“dolayı, ötürü”</p>
<p>    * Ayrılma hâl ekiyle birlikte neden ilgisi kurar.</p>
<p>Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.<br />
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.</p>
<p>    * “-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.</p>
<p>Sıkıldığımdan dışarı çıktım.<br />
“karşın, rağmen “<br />
Yönelme ekiyle birlikte karşıtlık ilgisi kurar.<br />
Çok uğraşmama karşın başaramadım.<br />
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.<br />
“beri”</p>
<p>    * “-dEn” ayrılma hâl ekiyle birlikte eylemin başlangıç yerini ve zamanını belirler.</p>
<p>Dün akşamdan beri görülmedi.<br />
Okuldan beri hiç susmadı.<br />
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.<br />
Kar, sabahtan beri yağıyor.</p>
<p>    * “beri” kelimesi ad, sıfat, zarf da olabilir. Bu durumda edat değildir.</p>
<p>Beride bir adam duruyor.<br />
Beri taraf oldukça dikenli.<br />
Biraz beri gel.<br />
“yalnız”</p>
<p>İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime “sadece, bir tek” anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir.</p>
<p>Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf)<br />
Biz bu dünyada hep yalnızız. (tek başına, isim)<br />
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. (tek, sıfat)<br />
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (ama, bağlaç)<br />
Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)<br />
Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)<br />
“ancak”</p>
<p>“yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa” anlamları katar.</p>
<p>Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)<br />
Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek)<br />
Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)<br />
Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)<br />
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)<br />
“değil”</p>
<p>İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır.<br />
Yolumu kesen bu değildi.</p>
<p>Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar:<br />
Bu haberi duymamış değiliz. duymuşuz<br />
Bu haberi duymuş değiliz. duymamışız</p>
<p>“mi”</p>
<p>-Soru edatıdır.<br />
-Farklı anlam ilgileri kurar.<br />
-Ek alabilir.</p>
<p>Babanız İstanbul’dan döndü mü? soru<br />
Onu gördüm mü sinirleniyorum. zaman<br />
Sıcak mı sıcak bir havaydı. pekiştirme<br />
Çalıştın mı her şeyi başarırsın. koşul<br />
EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI</p>
<p>1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)</p>
<p>2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:</p>
<p>• “İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)<br />
• “Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı. / Bu işi ancak sen yapabilirsin.</p>
<p>3. Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz.</p>
<p>Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle “gibi” edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim. (Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle “ama” bağlaçtır.) DİKKAT! Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-edatlar-edat-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe SBS, sıfatlar, konu anlatımı</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-sifatlar-konu-anlatimi.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-sifatlar-konu-anlatimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:37:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[sıfat]]></category>
		<category><![CDATA[sıfatlar]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[A. Sıfatların Özellikleri B. Sıfat Çeşitleri 1. Niteleme Sıfatları 2. Belirtme Sıfatları a. İşaret Sıfatları b. Sayı Sıfatları &#8211; Asıl Sayı Sıfatları &#8211; Sıra Sayı Sıfatları -Kesir Sayı Sıfatları -Üleştirme Sayı Sıfatları -Topluluk Sayı Sıfatları c. Belgisiz Sıfatlar d. Soru &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-sifatlar-konu-anlatimi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    A. Sıfatların Özellikleri</p>
<p>    B. Sıfat Çeşitleri</p>
<p>    1. Niteleme Sıfatları</p>
<p>    2. Belirtme Sıfatları<br />
    a. İşaret Sıfatları<br />
    b. Sayı Sıfatları<br />
           &#8211; Asıl Sayı Sıfatları<br />
           &#8211; Sıra Sayı Sıfatları<br />
           -Kesir Sayı Sıfatları<br />
           -Üleştirme Sayı Sıfatları<br />
           -Topluluk Sayı Sıfatları<br />
    c. Belgisiz Sıfatlar</p>
<p>    d. Soru Sıfatları</p>
<p>    C. Sıfatlarda Anlam<br />
    1. Sıfatlarda Anlam Kuvvetlendirme<br />
    2. Sıfatlarda Anlam Daraltma<br />
    3. Sıfatlarda Karşılaştırma</p>
<p>    D. Yapı Bakımından Sıfatlar<br />
    1. Basit Sıfatlar<br />
    2. Türemiş Sıfatlar<br />
    3. Birleşik Sıfatlar<br />
         a. Kaynaşmış birleşik sıfatlar<br />
          b. Kurallı birleşik sıfatlar 4. Pekiştirilmiş Sıfatlar<br />
    5. Kelime Grubu Hâlindeki Sıfatlar</p>
<p>Sıfatlar</p>
<p>Annem belediye doktoruydu. Penceresinden kavak ağaçları görünen bir sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada tek çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Annemin masasında, güzel çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı. (Murathan Mungan; Pamukçuklar)</p>
<p>Yukarıdaki parçada en az iki kelimeden oluşan ve koyu harflerle yazılmış olan kelime gruplarının ilk kelimelerinin yazılmadığını, son kelimelerin kaldığını düşünelim:</p>
<p>Annem belediye doktoruydu. Sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır, bense onu gözlerle izlerdim. Annemin masasında, çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim boyut kazanırdı.</p>
<p>Öncesindeki kelimeler çıkarıldığında kalanların anlamları eksilmiş oldu. Kelime anlamı olarak değil de cümleye kattığı anlam bakımından eksilme oldu.</p>
<p>Sağlık ocağı nasıl bir sağlık ocağı?<br />
Çocuk kaç çocuk? nasıl bir çocuk?<br />
Makaslar nasıl makaslar?<br />
Pamukçukları hangi pamukçuklar?<br />
Rüzgâr nasıl bir rüzgâr?<br />
Bahçe nasıl bir bahçe?<br />
gözlerle nasıl gözler?<br />
çerçeveler nasıl çerçeveler?<br />
Masası ve koltuğu nasıl masa ve koltuk?<br />
Boyut kaç boyut, hangi boyut, ne boyutu?</p>
<p>Bu kelimelerin (asıl unsur olan kelimeler, isimler) tam olarak anlaşılması ve tanınması için onlardan önce bazı kelimeler getirerek anlamlarını nitelik ve nicelik yönünden tamamlarız.</p>
<p>Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir / sağlık ocağı<br />
Tek / çocuk<br />
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar<br />
uçuşan / pamukçuklar<br />
Kavakları silkeleyen / rüzgâr<br />
Koca / bahçe<br />
Tasasız / gözler<br />
Güzel / çerçeveler<br />
Kocaman / bir / masası ve koltuğu<br />
Başka / bir / boyut</p>
<p>İşte, isimlerden önce gelerek onların anlamlarını sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlayan; onları niteleyen ve belirten kelimelere sıfat denir. bu iki kelimenin (sıfat ve isim) oluşturdukları kelime grubuna da sıfat tamlaması denir ki bütün sıfat çeşitleriyle sıfat tamlaması oluşturulabilir.</p>
<p>Kolay iş, bu sorular, küçük çocuk, hangi ev, iki elma, üçüncü sınıf&#8230;</p>
<p>A. Sıfatların Özellikleri</p>
<p>1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:</p>
<p>“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor&#8230; Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”</p>
<p>o zaman, küçük çocuk, minimini yavru, temiz vagon pencereleri, güneşli mavi gök</p>
<p>2. Tek başlarına kullanıldıkları zaman isim değerindedirler. Çünkü ancak bir isimden önce geldikleri zaman sıfat oldukları anlaşılabilir:</p>
<p>yeşil elbise (sıfat) yeşili severim (isim)<br />
İhtiyar kadın (sıfat) İhtiyarlara iyi davranmalıyız (isim)<br />
Büyük park (sıfat) parkların en büyüğü (isim)</p>
<p>3. Tek başlarına kullanıldıklarında isim değerinde oldukları için alabildikleri isim çekim eklerini, yani hâl eklerini, iyelik eklerini ve çoğul ekini, bir isimden önce gelerek onu niteledikleri ya da belirttikleri zaman, yani sıfat olarak kullanıldıkları zaman alamazlar:</p>
<p>Bir basamak yukarı çık. sıfat<br />
Birler basamağı isim<br />
Yürüyen merdiven sıfat<br />
Yürüyenler ve koşanlar isim</p>
<p>4. Bir sıfatla onun nitelediği ya da belirttiği bir isim arasına noktalama işareti (özellikle virgül) konmaz. Virgül konursa ilk kelime tek başına kalmış olur, dolayısıyla isimleşir.</p>
<p>Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)<br />
Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)</p>
<p>5. Birkaç sıfat, arka arkaya sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir:<br />
Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.</p>
<p>6. Sıfatın varlığından bahsedildiği her yerde mutlaka sıfat tamlaması vardır; o sıfatla (soru sıfatı da olsa) bir tamlama oluşturulmuştur.</p>
<p>B. Sıfat Çeşitleri</p>
<p>Sıfatlar görev ve anlam yönünden, yani kendilerinden sonra gelen isme kattıkları anlam yönünden önce ikiye, sonra daha alt başlıklara ayrılırlar:</p>
<p>    1. Niteleme Sıfatları<br />
    2. Belirtme sıfatları<br />
        a.İşaret sıfatları<br />
        b. Sayı sıfatları<br />
             -Asıl sayı sıfatları<br />
             -Sıra sayı sıfatları<br />
             -Kesir sayı sıfatları<br />
             -Üleştirme sıfatları</p>
<p>    c. Belgisiz sıfatlar</p>
<p>    d. Soru sıfatları</p>
<p>1. Niteleme Sıfatları</p>
<p>İsimlerin şeklini, durumunu, hareketini, rengini, kısacası kalıcı özelliklerini gösteren sıfatlardır. Nitelene sıfatları isimlere sorulan “nasıl” sorusunun cevabıdır:</p>
<p>Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı<br />
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar<br />
uçuşan / pamukçuklar<br />
Kavakları silkeleyen / rüzgâr<br />
Koca / bahçe<br />
Tasasız / gözler<br />
Güzel / çerçeveler<br />
Kocaman / bir masası ve koltuğu<br />
Mavi deniz, tatlı su, kötü gün, yakın arkadaş, çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa, bayan memur, erkek adam, temiz giysi, güzel insan, düz yol, çatal çivi, sivri tepe, yassı burun&#8230;<br />
2. Belirtme Sıfatları</p>
<p>İsimleri sayı yönünden tamlayan; yerlerini işaret eden; özelliklerini belli belirsiz olarak bildiren; onların özelliklerini soran sıfatların tümüne belirtme sıfatları denir. Belirtme sıfatları varlıkların geçici özelliklerini bildirirler:</p>
<p>Bu adam, o adam, şuradaki adam, (herhangi) bir adam, bir (tane) adam, kaçıncı adam, hangi adam?&#8230;</p>
<p>Belirtme sıfatları alt başlıklara ayrılır:<br />
a. İşaret Sıfatları</p>
<p>İsimleri işaret ederek belirten ve yerlerini bildiren sıfatlardır.<br />
“bu, şu, o, öteki, beriki, böyle, şöyle&#8230;”</p>
<p>Bu soruyu kim cevaplayacak?<br />
Kitabı şu genç almıştı.<br />
O eşyaları nereye götürüyorsun?<br />
Öteki sorulara geçiniz.<br />
Beriki masaları da taşıdık.<br />
b. Sayı Sıfatları</p>
<p>İsimlerin sayılarını, bölümlerini, sıralarını, parçalarını kesin olarak belirten sıfatlardır. Sayı sıfatlarının çeşitleri şunlardır:</p>
<p>- Asıl Sayı Sıfatları</p>
<p>İsimlerin sayılarını kesin olarak belirten sıfatlardır:</p>
<p>Her gün iki saat ders çalışır, bir saat de kitap okurum.<br />
Bir ağaç bile bırakmamışlar; kesmişler.<br />
Yüz yıl öncesine geri döndük.<br />
Türkiye nüfusunun yetmiş milyon olduğu söyleniyor.<br />
Beş milyon ton patates<br />
10 cm ip, 2 m kumaş, 100 ton kömür, 3 kg şeker&#8230;</p>
<p>]Başında asıl sayı sıfatlarından biri bulunan bir isme çoğul eki getirilmez. ”Beşevler, Altmışevler, Yedi Cüceler, üç aylar, Kırk Haramîler, beş milyonlar, on milyonlar (banknotlarımız)”gibi örnekler bu kurala uymaz.</p>
<p>]Sayı sıfatlarıyla niteleme sıfatları art arda kullanılırsa sayı sıfatı önce gelir:<br />
iki değerli arkadaş, üç kırık cam&#8230;</p>
<p>- Sıra Sayı Sıfatları:<br />
İsimlerin sıralarını, derecelerini belirten sıfatlardır.<br />
“-ncİ” eki ya da nokta kullanılır.</p>
<p>77. yıl, 11’inci bölük, birinci gün, ikinci gelişimiz&#8230;<br />
üçüncü kişiler, ikinci katlar&#8230;</p>
<p>] “ilk” kelimesi birinci anlamındadır:<br />
İlk (birinci) caddeden sağa dönün.</p>
<p>] “son, sonuncu, ortanca” kelimeleri de sıra sayı sıfatıdır:<br />
son fırsat, ortanca çocuk, sonuncu kişi&#8230;</p>
<p>- Kesir Sayı Sıfatları<br />
İsimlerin, bütünün kaçta kaçı olduğunu gösteren sıfatlardır.<br />
Yüzde bir ihtimal, yarım ekmek, çeyrek (dörtte bir) ekmek, yarıyıl, iki buçuk lira&#8230;</p>
<p>]Bu tamlamalarda tamlanan çoğul yapılabilir.<br />
Kardeşlerin üçte bir payları var.</p>
<p>]Tamlayan çoğul yapılıp tamlananla yeri değiştirilebilir:<br />
Yüzde otuz artış düşünülüyor.›Düşünülen artış yüzde otuzlarda.</p>
<p>- Üleştirme Sayı Sıfatları<br />
İsimlerin bölümlere ayrıldığını, bölüştürüldüğünü gösteren sıfatlardır.<br />
“-(ş)er” ekiyle yapılır.<br />
Üçer kişi, ikişer elma, yedişer kişi, ellişer milyon, birer gün arayla,</p>
<p>- Topluluk Sayı Sıfatları</p>
<p>Bir defada doğan birden fazla kardeşler için kullanılır.<br />
Bunlardaki “z” sesi çokluk bildirir.<br />
Tamlanan çoğul olabilir.<br />
üçüz bebek, beşiz çocuklar.<br />
c. Belgisiz Sıfatlar</p>
<p>İsimlerin sayılarını ve miktarlarını kesin olarak değil, yaklaşık, aşağı yukarı, belli belirsiz bildiren sıfatlardır.<br />
“bir, birkaç, birçok, az, çok, biraz, birtakım, bütün, bazı, tüm, her, hiçbir, herhangi bir, kimi&#8230;</p>
<p>başka / bir / boyut,<br />
kimi insanlar,<br />
bir yaz günü,<br />
bazı sıfatlar<br />
herhangi bir zaman<br />
her soru,<br />
birtakım insanlar,<br />
birkaç kişi,<br />
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.<br />
tüm insanlar,<br />
bütün varlıklar&#8230;</p>
<p>Bunlardan bazılarının belirttiği isimler çoğul eki alamaz, bazılarının tamlananları çoğul olmak zorundadır; bazılarınınki de yerine göre tekil de olabilir, çoğul da.</p>
<p>Bütün insan›bütün insanlar<br />
Birkaç kişi›birkaç kişiler<br />
Çoğu insan›çoğu bitkiler</p>
<p>Not: Asıl sayı sıfatı olan “bir” ile belgisiz sıfat olan “bir” karıştırılabilir. “bir” kelimesi “tek” kelimesinin karşılığı ise asıl sayı sıfatıdır. Değilse belgisiz sıfattır:<br />
Bir çiçekle yaz olmaz bir tane çiçek. asıl sayı sıfatı<br />
Onu bir akşam vakti gördüm. Herhangi bir akşam vakti belgisiz sıfat</p>
<p>d. Soru Sıfatları</p>
<p>Soru sıfatları, isimlerin nitelik ve niceliklerini soru yoluyla öğrenmeyi amaçlayan, cevapları da herhangi bir sıfat olan kelimelerdir.</p>
<p>“ne, nasıl, nice, ne gibi, ne biçim, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne türlü&#8230;”</p>
<p>Özellikleri</p>
<p>]Soru sıfatları cümleyi soru cümlesi yapar. Bazı durumlarda da yapmaz:<br />
Bu nasıl bir dünya; hikâyesi zor&#8230;<br />
Nasıl kitaplardan hoşlanırsın?</p>
<p>]Soru sıfatlarıyla da sıfat tamlaması oluşturulur.<br />
Kaç gün sonra geleceksin?<br />
Eve giderken hangi otobüse bineceğiz?</p>
<p>Örnekler<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.<br />
Kaçıncı sınıfta okuyor?<br />
Ne gün geleceğini söyledi mi?<br />
Kaçar kişilik gruplar hâlinde gideceğiz?<br />
Kaçta kaç hisse istersin?</p>
<p>Not: “ne” kelimesi sıfat, zarf ve zamir olarak kullanılabilir.<br />
Ne bakıyorsun? Zarf<br />
Ne almak istiyorsun? Zamir<br />
Ne gün geleceksin? Sıfat<br />
Ne iş yapıyordunuz? sıfat<br />
Bugün ne çalıştık ama. zarf</p>
<p>C. Sıfatlarda Anlam</p>
<p>1. Sıfatlarda Anlam Kuvvetlendirme</p>
<p>]Zarflarla ve edatlarla anlam kuvvetlendirilebilir:<br />
çalışkan›arı gibi çalışkan›arı gibi çalışkan çocuk<br />
güzel›Cennet kadar güzel›Cennet kadar güzel vatan<br />
verimli›çek verimli›çok verimli topraklar</p>
<p>Burada “cennet kadar” kelime grubu “güzel” sıfatını; sonra hepsi birden “vatan” kelimesini nitelemiş.</p>
<p>]Pekiştirme sıfatları ile de anlam kuvvetlendirilebilir:<br />
Bir sıfatın ilk iki sesine “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenip, oluşan hecenin o sıfatın başına getirilmesiyle oluşur. Ünlüyle başlayan sıfatlarda ilk ünlüye “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenir.</p>
<p>Sarı sayfalar›sapsarı sayfalar<br />
Kırmızı›kıpkırmızı elbise<br />
Mor›mosmor bir yüz<br />
Yeşil›yemyeşil tabiat<br />
Temiz›tertemiz toplum<br />
Uzun›upuzun araba<br />
Bu kurala uymayan pekiştirme sıfatları da vardır:<br />
Sapasağlam, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre&#8230;</p>
<p>]Tekrar yoluyla da anlam kuvvetlendirilebilir. Tekrar edilen kelimeler arasına “mİ” soru eki de konabilir:<br />
doğru dürüst bir iş, boylu poslu bir adam, az buz para değil&#8230;<br />
yüce yüce yaylalar, Mini mini eller, tatlı tatlı diller&#8230;<br />
tatlı mı tatlı diller, sevimli mi sevimli bir yüz, sıcak mı sıcak bir hava&#8230;</p>
<p>2. Sıfatlarda Anlam Daraltma:</p>
<p>]Sıfatların anlamlarında, bazı eklerden yararlanarak kısma, daraltma, küçültme yapılabilir.</p>
<p>Bunun için “-Cİk, -ÇE, -cEk, -(İ)msİ, -(İ)mtırak” ekleri kullanılır:</p>
<p>Geniş bir oda › daha az genişi › genişçe bir oda<br />
Uzun bir çocuk › daha az uzunu › uzunca bir çocuk<br />
Büyük ev › daha az büyüğü› Büyükçe / büyücek bir ev<br />
Küçük çocuk › daha az küçüğü› küçükçe / bir çocuk<br />
Tatlı elma › daha az tatlısı › tatlımsı bir elma<br />
Ekşi erik › daha az ekşisi › ekşimsi / ekşimtırak erik</p>
<p>“-Cİk” eki küçüklük, azlık anlamı taşıyan sıfatlara getirilir ve aşırılık anlamı katar:<br />
Kısa kol › daha da kısası › kısacık kol<br />
İnce ip › daha da incesi › incecik ip<br />
Az ekmek › daha da azı › azıcık ekmek<br />
Minik yavru › daha da miniği› Minicik yavru<br />
Küçük kız › daha da küçüğü› Küçücük kız<br />
Ufak el › daha da ufağı › Ufacık el<br />
Yumuşak eller › daha da yumuşağı› Yumuşacık eller</p>
<p>3. Sıfatlarda Karşılaştırma(Derecelendirme):<br />
Aynı özelliklere sahip olan varlıkları karşılaştırarak o özelliğe hangisinin daha çok sahip olduğunu göstermek için sıfatın başına “en, daha, pek” kelimeleri getirilir.</p>
<p>En kuvvetli millet<br />
Daha dürüst insanlar<br />
Pek çalışkan işçi</p>
<p>D. Yapı Bakımından Sıfatlar</p>
<p>Sıfatlar da isimler gibi yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır:</p>
<p>1. Basit Sıfatlar<br />
Herhangi bir yapım eki almamış ve başka bir kelimeyle birleşmemiş sıfatlardır.</p>
<p>Kara gün, kırmızı gül, bol yemek, iri taş, iyi insan, son yolculuk, dost ülke, düz çizgi.</p>
<p>2. Türemiş Sıfatlar</p>
<p>İsim ya da fiil köklerine ve gövdelerine getirilen isim yapım ekleriyle oluşturulmuş sıfatlardır.</p>
<p>Kiralık ev, yıllık izin, tuzlu su, Aydınlı Hasan, işsiz adamlar, ölü balık, sütçü kadın, yarınki maç, genişçe bir oda, büyücek bir ev, ekşimsi / ekşimtırak erik, kısacık kol, incecik ip&#8230;<br />
Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı<br />
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar<br />
uçuşan / pamukçuklar<br />
Kavakları silkeleyen / rüzgâr<br />
Kocaman / bir masası ve koltuğu<br />
çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa&#8230;</p>
<p>3. Birleşik Sıfatlar<br />
Yapısında birden fazla kelime barındıran sıfatlardır.</p>
<p>Külyutmaz öğretmen, mirasyedi gençler, boşboğaz insanlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk&#8230;</p>
<p>Birleşik sıfatlar ikiye ayrılır:<br />
a. Kaynaşmış birleşik sıfatlar<br />
Anlamca kaynaşmış sıfatlardır. Birden fazla kelimenin sözlük anlamlarından az ya da çok uzaklaşarak, aralarına ek ya da kelime girmeyecek şekilde birleşerek oluşturdukları sıfatlardır.</p>
<p>Canciğer dost, vatansever sanatçı, pisboğaz çocuk, mirasyedi gençler, kahverengi elbise, eşsesli kelimeler, birkaç adam, herhangi bir öğretmen, biraz zaman, birtakım elbiseler&#8230;</p>
<p>b. Kurallı birleşik sıfatlar<br />
Çeşitli yollarla oluşurlar:<br />
­Sıfat tamlaması + “-lİ” yapım eki<br />
büyük yapraklı ağaçlar, dost bakışlı insanlar, kısa boylu asker, büyük kapılı bina, kırık camlı ev&#8230;</p>
<p>­Sıfat tamlaması + “lIk” eki<br />
yarım günlük mesai, üç kuruşluk iş&#8230;</p>
<p>­İsim + iyelik eki + sıfat<br />
salonu büyük (bir) ev, çenesi düşük adam, saçı uzun bebek, rengi soluk kumaş&#8230;</p>
<p>­Takısız isim tamlaması + “-lİ” yapım eki<br />
taş duvarlı ev, aslan yürekli çocuk, demir kapılı bahçe&#8230;</p>
<p>­İsim + “-DEn” ayrılma hâl eki + isim-fiil:<br />
kulaktan dolma bilgiler&#8230;<br />
­İkileme + isim<br />
evsiz barksız insanlarımız, tatsız tuzsuz işlerimiz, irili ufaklı eşyalar&#8230;</p>
<p>­İsim + ek + fiilimsi + isim<br />
işini bilir memur</p>
<p>­Deyim + isim<br />
cana yakın arkadaşlar, çenesi düşük insan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-sifatlar-konu-anlatimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
