<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SBS, seviye belirleme sınavı, Sbs soruları, 6. 7. 8. Sınıf Sbs Sonuçları, Sbs 1. 2. 3. Yerleştirme Sonuçları 2010 &#187; SBS TÜRKÇE 6. SINIF</title>
	<atom:link href="http://www.hedefsbs.com/category/sbs-turkce-6-sinif/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hedefsbs.com</link>
	<description>SBS ye ( Seviye Belirleme Sınavı ) hazırlanan öğrenciler için Sbs kaynak sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 11:51:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, anlatım bozuklukları</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-anlatim-bozukluklari.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-anlatim-bozukluklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 17:31:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[son dakika]]></category>
		<category><![CDATA[anlatım bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[SBS Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Anlatım Bozuklukları *Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması *Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması *Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması *Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması *Eklerin yanlış kullanımı *Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-anlatim-bozukluklari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anlatım Bozuklukları</p>
<p>*Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması<br />
*Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması<br />
*Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması<br />
*Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması<br />
*Eklerin yanlış kullanımı<br />
*Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması<br />
*Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği<br />
*Tümleç yanlışları<br />
*Düşünme ve mantık hataları<br />
*Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması<br />
*Tamlama yanlışları<br />
*Kelimelerin yanlış yerde kullanılması<br />
*Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk</p>
<p>Dilin en önemli görevi onu kullanan insanlar arasındaki anlaşmayı sağlamaktır. Söylenmek istenen her şey, açık, yalın ve anlaşılır biçimde dile getirilmelidir. İyi bir cümlede kelimeler yerli yerinde kullanılmalı, gereksiz kelimelere yer verilmemeli, anlatılmak istenenin dışında bir anlam çıkarılmasına mahal verilmemelidir. Eğer konuşmada ve yazmada açıklık, yalınlık ve anlaşılırlık yoksa ortada bir anlatım bozukluğu var demektir. Günlük konuşmalarımızda hâliyle anlatım bozuklukları yapılacaktır. Bunlar toplumdaki yerimize (statü) ve aldığımız eğitime bakılarak hoş görülür ya da görülmez. Ama yazılı anlatımda bu bozukluklar asla affedilemez. Çünkü yazı dili kültür dilidir. Kültür, bu ifade sayesinde kalıcılaşır. Eğer bu ifadede de bozukluklara yer verilirse insanlar arasında hem anlaşma eksikliği ortaya çıkar hem de farklı anlaşma yolları bulunur. Meselâ radyolarda program yapanların kendi aralarında oluşturmaya kalkıştıkları dil gibi. İster istemez bizim de oluşmasına katkıda bulunduğumuz kolaycı, “kısa yol”cu bir dil daha vardır: “&#8230;dermişim”, “&#8230;falan”, “&#8230;yok böyle bir şey”, “kolum iptal oldu”&#8230;</p>
<p>Şimdi en çok karşılaştığımız anlatım bozukluklarını örneklerde görelim:</p>
<p>*<br />
Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması</p>
<p>Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.<br />
Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.<br />
Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.<br />
Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.<br />
Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.<br />
Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.</p>
<p>*<br />
Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması</p>
<p>Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.<br />
“Satıcı burnu havada, kendini beğenmiş biri.”<br />
cümlesinde “burnu havada” sözünün verdiği anlamla “kendini beğenmiş” sözünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse bu cümlede bu iki sözden biri gereksizdir. Cümleden çıkarılmalıdır.<br />
“Yaklaşık beş yıl kadar bu Edirne&#8217;de oturduk.”<br />
cümlesindeki “yaklaşık” sözcüğü ile “kadar” sözcüğü cümleye aynı anlamı katmıştır. Bu nedenle bu iki sözcükte biri cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilmelidir.</p>
<p>Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur.</p>
<p>Dışarı çıkmak istediğini kulağıma alçak sesle fısıldadı.”<br />
cümlesindeki “fısıldadı” sözcüğü zaten “alçak sesle” yapılan bir eylemdir. Bu nedenle ayrıca bir “alçak sesle” sözüne gerek yoktur. Bu nedenle bu söz cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilmelidir.<br />
“Eve arkadaşı ile birlikte geldi.”<br />
cümlesindeki ile edatı cümleye birliktelik anlamı kattığı için ayrıca bir birlikte sözcüğüne gerek yoktur. Bu nedenle bu sözcük cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilmelidir.<br />
Örnekler:<br />
Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.<br />
Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.<br />
Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.<br />
Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.<br />
Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.<br />
Japonya’daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaştılar.<br />
Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.<br />
Çocukların davranış biçimlerinde gariplikler görüldü.<br />
Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.</p>
<p>*<br />
Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması.</p>
<p>Bazen sözcükleri yanlış şekilde başka bir anlama gelen bir sözcüğü o anlamının dışında kullanırız. Bu tür kullanımlar cümlenin anlamını etkiler.<br />
“Futbolcu, attığı muhteşem golle takımının galip gelmesine neden oldu.”<br />
cümlesindeki “neden olmak” eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa maçın kazanılması olumlu bir durumdur. Öyleyse “neden oldu” sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Bunun yerine cümle “&#8230;gelmesini sağladı.” şeklinde bitirilebilir.<br />
“Tanımadıkları bir ortama gelen kişiler ilk başlarda çekimser olur.”<br />
cümlesindeki “çekimser” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Bu sözcük görüş bildirmekten çekinmek anlamındadır. Oysa cümlede verilmek istenen anlam “ürkek, sıkılgan”dır. Öyleyse bu cümlede “çekingen” sözcüğü kullanılmalıdır.<br />
Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.<br />
Örnekler:<br />
Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.<br />
Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.<br />
Olayların gerçek yüzü araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak.<br />
Küçük kızın saçları hayli büyümüş.<br />
Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.<br />
Son dakika içerisinde attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.<br />
Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.<br />
Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.<br />
Yarın İzmir’e gidecek; buna zorunlu.<br />
Elindeki bıçağı vücuduna batırmış.<br />
Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.<br />
Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?</p>
<p>*<br />
Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması</p>
<p>Kesinlikle yarın gelebilirler.<br />
Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.<br />
Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.<br />
Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.<br />
Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı<br />
Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.<br />
Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.</p>
<p>*<br />
Eklerin yanlış kullanımı</p>
<p>Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.<br />
Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.<br />
Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.<br />
Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.<br />
Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.<br />
Bu çocuklar, fakir bir ülkenin, savaş nedeniyle kendileriyle ilgilenilmeyen, gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.<br />
Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.</p>
<p>*<br />
Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması</p>
<p>&gt;&gt;Türkçe&#8217;de bazı özneler olumlu, bazıları olumsuz anlamlar verir. Buna göre yüklemlerin de olumlu, olumsuz çekimlenmesi gerekir.<br />
“Kimse gelmemiş, maça gitmiş.”<br />
cümlesinde “gelmemiş” olanlar ile “gitmiş” olanlar aynı ancak “kimse” olumsuz bir öznedir ve yüklemi daima olumsuz çekimlenir. Oysa “gitmiş” olumlu bir çekimdir. Yani ikinci cümle özneyle uyum sağlamamıştır. Buna “hepsi” şeklinde bir özne getirilmelidir.</p>
<p>&gt;&gt;Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.</p>
<p>“Bu soruyu ancak ben ve sen çözebiliriz.” (biz)<br />
“Ödülü sadece ben ve sınıf arkadaşım kazanmıştık.” (biz)<br />
“Sen ve kardeşin hangi okulda okuyorsunuz?” (siz)<br />
“Sen hatta hepiniz bana yardım edin.” (siz)<br />
“Sen ve arkadaşların beni iyi dinleyin.” (siz)<br />
“Kardeşim ve annem okula gitti.” (onlar)<br />
cümleleri buna örnektir.</p>
<p>&gt;&gt;Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.</p>
<p>“Kuşlar ağaçlarda ötüyorlar.”değil, “Kuşlar ağaçlarda ötüyor.”olmalı.<br />
“Korkular üzerine gidildikçe azalırlar.”değil “azalır.” olacak.“Öğrenciler öğretmeni dinliyor.”şeklinde de doğrudur, “dinliyorlar.” şeklinde de.</p>
<p>&gt;&gt;Türkçe&#8217;de sıfatlar çoğul anlam verirse isimler çoğul eki almaz. Bu özellik genellikle belgisiz sıfatlarda görülür.</p>
<p>“Birçok insanlar bu kitabı beğendi.”<br />
cümlesinde “birçok” sıfatı çoğul bir anlam verdiği hâlde “insanlar” sözü de çoğul eki almıştır. Cümleden çoğul eki çıkarılmalıdır.<br />
Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.<br />
İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.<br />
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar ediyordu.<br />
İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.</p>
<p>*<br />
Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği</p>
<p>Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.<br />
Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.<br />
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.<br />
Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?<br />
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.<br />
Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.</p>
<p>*<br />
Tümleç yanlışları</p>
<p>Cümlede, kullanılması gereken bir ögenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak kullanılan ögelerde görülür. Çünkü Türkçe’de her fiil, ögeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.<br />
“Türkçe öğretmeninin yanına gitti, bir soru sordu.”<br />
cümlesindeki ögeleri inceleyelim: “gitti” ve “sordu” yüklemdir. Giden ve soran kişi yani “o” gizli öznedir. Yani “o” ögesi her iki yüklemin ortak ögesidir. Bu ortak ögeyi yüklemlerle kullanalım. “Türkçe öğretmeninin yanına gitti.” doğrudur; ancak “Türkçe öğretmeninin yanına soru sordu.” denemez, “Türkçe öğretmenine soru sordu veya ona soru sordu.” olmalı. Yani ikinci cümleye bir dolaylı tümleç gerekmektedir.<br />
“Bebeğe sevgiyle baktı, sevdi.”<br />
cümlesinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu bozukluk ikinci cümleye “onu” sözcüğü getirilerek giderilir:<br />
“Bebeğe sevgiyle baktı, onu sevdi.”<br />
Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?<br />
Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.<br />
Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.<br />
Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.<br />
Duvarları kirletmek,yazı yazmak kesinlikle yasaktır.<br />
Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?</p>
<p>*<br />
Düşünme ve mantık hataları</p>
<p>Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.<br />
Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.<br />
Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.<br />
Bölgeyi iyi tanımasına rağmen her yeri gezdi.<br />
Yarın mutlaka bir gazete almayı unutmayın.<br />
Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.</p>
<p>*<br />
Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması</p>
<p>Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi.<br />
Bazı yiyecekler sağlı yerinde ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.<br />
Kitap için kendisine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi.<br />
Ekşiyi az, acıyı ise hiç sevmezdi.<br />
Gerekli yerlere başvuruda bulunmuş, ama bir sonuç almış değiliz.<br />
Çorbaya biraz acı, biraz da tuz ve limon sıkılabilirdi.<br />
Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.<br />
Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.<br />
Çok az veya hiç çalışmadan çok para kazananlar var.</p>
<p>*<br />
Tamlama yanlışları</p>
<p>Verilen cümledeki özne ve zarf tümlecini bulun.<br />
Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.<br />
Pasta ve meyve suyu ikram edilecek.<br />
Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.<br />
Siyasî ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.<br />
Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.<br />
Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.<br />
Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.<br />
Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.</p>
<p>*<br />
Kelimelerin yanlış yerde kullanılması</p>
<p>Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer doğru değildir. Bu durum cümlenin anlamını bozar.<br />
“Yeni durağa varmıştım ki otobüs geldi.”<br />
cümlesinde “yeni” sözünün yeri anlatımda bozukluğa yol açmıştır. Çünkü burada söylenmek istenen, durağın yeniliği değil, durağa varmanın yeni, henüz yapıldığıdır. Cümlenin doğrusu:<br />
“Durağa yeni varmıştım ki otobüs geldi.” şeklinde olmalıdır.<br />
Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi. (değil)<br />
Durağa yeni gelmiştik ki otobüs de hemen geldi. (olmalıdır.)<br />
Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli. (değil)<br />
Bu toplantıda düşünceler çekinmeden dile getirilmeli. (olmalıdır.)<br />
Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.(değil)<br />
Yolda kalan her insana yardım etmeliyiz.(olmalıdır.)<br />
İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.(değil)<br />
İdare, yarın ders yapılıp yapılmayacağını henüz bildirmedi.</p>
<p>İzinsiz inşaata girilmez.(değil)<br />
İnşaata izinsiz girilmez.(olmalıdır.)</p>
<p>*<br />
Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk</p>
<p>Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.<br />
Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.<br />
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa da beklenen huzur bulunamamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-anlatim-bozukluklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>6. Sınıf SBS soruları, test kitapçıkları</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-sorulari-test-kitapciklari.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-sorulari-test-kitapciklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 08:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[SBS SORULARI]]></category>
		<category><![CDATA[test kitapçıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[6. sınıf sbs sorularını derledik. Dosyaları açabilmek için Acrobat reader kurunuz. 2006 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6. Sınıf 2005 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6. Sınıf 2004 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6. Sınıf 2003 Yılı &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-sorulari-test-kitapciklari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>6. sınıf sbs sorularını derledik. Dosyaları açabilmek için Acrobat reader kurunuz.</p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: x-small;"><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2006/DPY6SinifATesti_2006.pdf" target="_blank"><span style="color: #99ff66;">2006 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6. Sınıf</span></a></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: x-small;"><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2006/DPY6SinifATesti_2006.pdf" target="_blank"></a></span><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2005/2006_DPY6_SINIF_A_TESTI.pdf" target="_blank"><span style="font-size: x-small;">2005 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6.  				Sınıf </span></a></p>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2004/2006DPY_6SinifATesti_key.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">2004 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6.  				Sınıf </span></a></div>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2003/DPY6Test_key2003.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">2003 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6.  				Sınıf </span></a></div>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2002/DPY6Test_key2002.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">2002 Yılı Test Kitapçığı ve Cevap Anahtarı 6.  				Sınıf </span></a></div>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2001/Dpy6_Test2001.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">2001 Yılı 6.Sınıf Soruları </span></a></div>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy2000/DPY6Test_key2000.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">2000 Yılı 6.Sınıf Soruları </span></a></div>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy1999/DpyTest_6_1999.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">1999 Yılı 6.Sınıf Soruları </span></a></div>
<div><a href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Dpy/Dpy1998/DpyTest_6_1998.pdf" target="_blank"> <span style="font-size: x-small;">1998 Yılı 6.Sınıf Soruları </span></a></div>
<p>﻿</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-sorulari-test-kitapciklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, tamlamalar konusu</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:57:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[isim tamlaması]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[tamlama]]></category>
		<category><![CDATA[tamlama nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tamlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[zincirleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[İSİMLER A. Varlıklara Verilişlerine Göre. 1. Özel İsim 2. Cins İsmi B. Maddelerine Göre İsimler 1. Somut İsim 2. Soyut İsim C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler 1. Tekil isim 2. Çoğul isim 3. Topluluk İsmi D. Yapılarına Göre İsimler 1. &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    İSİMLER</p>
<p>    A. Varlıklara Verilişlerine Göre.<br />
    1. Özel İsim<br />
    2. Cins İsmi</p>
<p>    B. Maddelerine Göre İsimler<br />
    1. Somut İsim<br />
    2. Soyut İsim</p>
<p>    C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler<br />
    1. Tekil isim<br />
    2. Çoğul isim<br />
    3. Topluluk İsmi</p>
<p>    D. Yapılarına Göre İsimler<br />
    1. Basit İsim<br />
    2. Türemiş isim<br />
    3. Birleşik İsim<br />
    a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler<br />
    b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler</p>
<p>    İsimlerde Küçültme.</p>
<p>    İsmin Hâlleri<br />
    1. Yalın  Hâl (Nominatif)<br />
    2. Belirtme (Yükleme) Hâli<br />
    3. Yönelme Hâli<br />
    4. Bulunma Hâli<br />
    5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli<br />
    6. Eşitlik Hâli<br />
    7. Vasıta Hâli<br />
    8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)</p>
<p>    İsim Tamlamaları</p>
<p>            Sınav sorularında ve dilbilgisi anlatımında “tür, görev, tür ve görev” kelimeleri aynı şeyi ifade eder. Türkçe’deki kelimelerin tür ve görev yönünden özelliklerini aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:</p>
<p>    TÜR VE GÖREV BAKIMINDAN KELİMELER </p>
<p>                 İSİM SOYLU KELİMELER                                 FİİL SOYLU KELİMELER<br />
    A. Tam Anlamı Olanlar                                           1. Fiil<br />
    1. Tek Başına Görev Üstlenenler                              2. Fiilimsi<br />
    &#8211; İsim (Ad)                                                      a) İsim-fiiller (Ad-Eylem)<br />
    &#8211; Zamir (Adıl)                                                   b) Sıfat-Fiiller (Ortaç)<br />
                                                                          c) Zarf-Fiiller (Bağ-Fiil,Ulaç)<br />
    2. Başka Kelimelerle Birlikte Görev Üstlenenler<br />
    &#8211; Sıfat (Önad)<br />
    &#8211; Zarf (Belirteç)</p>
<p>    B. Tam Anlamı Olmayanlar<br />
    &#8211; Edat (İlgeç)<br />
    &#8211; Bağlaç<br />
    &#8211; Ünlem</p>
<p>            Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi Türkçe’de dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur.</p>
<p>İSİMLER</p>
<p>Tanım:Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları,  hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.</p>
<p>İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.<br />
A. VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE</p>
<p>İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir.</p>
<p>1. ÖZEL İSİM:Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.<br />
Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.<br />
Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu&#8230;</p>
<p>Başlıca Özel İsimler<br />
 1. İnsan isimleri: Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın&#8230;</p>
<p> 2. Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite isimleri:Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Turhal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü&#8230;</p>
<p>3. Millet, kavim, din, mezhep isimleri:Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar&#8230;<br />
Müslüman, Musevî, Hıristiyan&#8230;<br />
İslâm, İslâmiyet, Musevîlik, Hıristiyanlık&#8230;<br />
Hanefî, Hanefîlik, Şafiî, Alevî&#8230;</p>
<p>4. Dil isimleri: Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe&#8230;</p>
<p>5. İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak  isimleri:Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak&#8230;</p>
<p>6. Ülke ve bölge isimleri:<br />
Türkiye, Afganistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8230;<br />
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara&#8230;</p>
<p>7. Kıta isimleri:Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.</p>
<p> 8. Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu<br />
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı &#8230;</p>
<p>9. Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası&#8230;</p>
<p>“Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.</p>
<p>10. Gezegen ve yıldız adları:Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı&#8230;</p>
<p>11. Dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:<br />
Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.<br />
Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.<br />
Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.<br />
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.<br />
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)</p>
<p>12. Kitap, gazete, mecmua, eser isimleri:Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi&#8230;</p>
<p>13. Hayvanlara takılan özel isimler:Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş, Pamuk&#8230;</p>
<p>2. CİNS İSMİ:Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza&#8230;</p>
<p>Başlıca Cins İsimleri<br />
 1. Vücudun bölümleri ve organ isimleri: baş, kol, el, ayak&#8230;<br />
2. Akrabalık isimleri: ana, baba, kardeş, dayı, hala, teyze&#8230;<br />
3. Araç, eşya isimleri: kaşık, makas, bardak, iplik, iğne&#8230;<br />
4. Hayvan ve bitki isimleri: kedi, kartal, fındık, ceviz, kiraz&#8230;<br />
5. Kavramlar: düşünce, hedef, zekâ, temenni&#8230;<br />
6. İş, meslek; meslek sahibi simleri: öğretmenlik, öğretmen, avukat, işçi, memur, profesyonel, futbolcu&#8230;<br />
7. Giyecek isimleri:ceket, ayakkabı, gömlek, eldiven&#8230;<br />
8. Yiyecek isimleri:elma, yemek, ekmek, biber&#8230;<br />
9. İçecek isimleri:su, meşrubat, gazoz&#8230;<br />
10. Sayı isimleri:on, beş yüz, bir&#8230;<br />
11. Renk isimleri:sarı, kıpkırmızı, mor&#8230;<br />
12. Nitelik isimleri:büyük, kocaman, dairesel&#8230;<br />
13. Zaman isimleri:ay, saat, dakika, yıl&#8230;<br />
14. Soru. Kelimeleri:ne, kim, hangi&#8230;</p>
<p>Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıldığı görülür:<br />
tırmık: bir ziraat aleti.<br />
Tırmık: bir kedinin özel adı<br />
ozan: şair<br />
Ozan: erkek ismi<br />
B. MADDELERİNE GÖRE İSİMLER</p>
<p>İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.</p>
<p>1. Somut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.</p>
<p>su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku&#8230;</p>
<p>2. Soyut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.<br />
sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan&#8230;<br />
C. VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER</p>
<p> 1. Tekil isim:Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. kendi, ben, çocuk, kalem, defter&#8230;</p>
<p>Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.</p>
<p>İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)<br />
Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)</p>
<p>2. Çoğul isim:Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.</p>
<p> onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar&#8230;</p>
<p>Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.<br />
Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.<br />
Asker, sınırları bekliyor.<br />
Genç yaşta saçı dökülmüş.</p>
<p>Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.</p>
<p>Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:<br />
1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır.</p>
<p>Yarın Ahmetlere gideceğiz.<br />
İzmir’e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz.  (burada özel isme getirilmemiş.)<br />
Aliler bize gelecekler.</p>
<p>2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:<br />
Bu millet nice Fatih&#8217;ler, Kemal&#8217;ler yetiştirecektir.<br />
Bu topraklarda ne Çaldıran’lar, ne Ridaniye’ler yaşandı.</p>
<p> 3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:<br />
Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.<br />
Hüseyin’lerin hepsi buraya gelsin.</p>
<p>4. Abartma anlamı katar:Çalışmak için ta Almanya’lara gitti.</p>
<p>5. Topluluk, soy kavramı bildirir:Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar&#8230;</p>
<p>3. Topluluk İsmi:Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.</p>
<p>ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet&#8230;</p>
<p>Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.Ordular, ormanlar, sürüler.</p>
<p>D. YAPILARINA GÖRE İSİMLER</p>
<p>İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.</p>
<p>1. Basit İsim:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.<br />
İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), &#8230;</p>
<p>Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.</p>
<p>Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ “kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp “kel” diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.</p>
<p>2. Türemiş isim:İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.</p>
<p>İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik&#8230;</p>
<p>Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı</p>
<p>Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak&#8230;<br />
yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,<br />
başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma&#8230;</p>
<p>3. Birleşik İsim:Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.</p>
<p>Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.</p>
<p>Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.</p>
<p>Türkçe’de üç yolla birleşik isim yapılır:<br />
Anlam kayması yoluyla<br />
Ses kaynaşması yoluyla<br />
Kelime sınıfı kayması yoluyla</p>
<p>    a. Anlam kayması yoluyla:</p>
<p>    Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı&#8230;<br />
    İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:Adamotu, yayınbalığı, incehastalık&#8230;<br />
    Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik&#8230;Başbakan, başyazar, başhekim&#8230;<br />
    Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder:Karatavuk, yerelması, karafatma&#8230;</p>
<p>    b. Ses kaynaşması yoluyla:cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki&#8230;</p>
<p>    c. Kelime sınıfı kayması yoluyla:kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu&#8230;<br />
    örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı&#8230;<br />
    giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran&#8230;<br />
    elverişli, rasgele, albeni, çalçene&#8230; </p>
<p>Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:</p>
<p>Varlıklara verilişine göre                 : özel isim, cins ismi<br />
Maddelerine göre                           : soyut, somut<br />
Varlıkların sayılarına göre                : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi<br />
Yapılarına göre                               : basit, türemiş, birleşik</p>
<p>el                            : cins ismi; somut, tekil, basit isim<br />
düşünce                   : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim<br />
kitaplıklar                 : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim<br />
ayakkabı                  : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim<br />
ordu                         : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim<br />
Ankara                     : özel isim; somut, tekil, basit isim<br />
Çanakkale                : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.<br />
İSİMLERDE KÜÇÜLTME</p>
<p>Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen “küçük, mini, ufak” gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa&#8230;</p>
<p> Bazen bu sıfatların yerini “Cİk, -Ceğİz” ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.<br />
küçük tepe›tepecik                        küçük çocuk›çocukcağız</p>
<p>Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:</p>
<p>Serçecik daldan dala atlıyor.                        (acıma)<br />
Adamcağız korka korka ayağa kalkar.        (acıma)<br />
Bebeciğimi çok özledim, diyordu.                  (sevgi)<br />
küçük insan›insancık                                  (zavallılık)<br />
zavallı kelimeler›zavallı kelimecikler         (küçümseme)</p>
<p>“k” sesi ile biten sıfatlara –Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki “k” düşer:<br />
küçük›küçücük             ufak›ufacık                  alçak›alçacık                  minik›minicik</p>
<p>“-cE, -İmsİ, -İmtrak” ekleri de küçültme anlamı katar:<br />
küçük›küçükçe         büyük›büyükçe              iri›irice       yeşil›yeşilimsi              sarı›sarımtırak<br />
İSMİN HÂLLERİ:</p>
<p>İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.</p>
<p>1. Yalın  Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.<br />
ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)&#8230;</p>
<p>Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş&#8230;</p>
<p>Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi&#8230;</p>
<p>2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.<br />
Defteri, okulu&#8230;  Ali kitabı aldı. (Belirtili  nesne)<br />
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın&#8230;</p>
<p>NOT : Türkçe’de üçt çeşit –i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.</p>
<p>    * Köyü güzelmiş (iyelik eki)<br />
    * Köyü gezdiler (hal eki)<br />
    * Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)</p>
<p>3. Yönelme Hâli:“-E” ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.<br />
Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, kime, nereye” sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön&#8230;</p>
<p>4. Bulunma Hâli:“-dE” ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle “kimde, nede, nerede”sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)</p>
<p>ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor&#8230;</p>
<p>5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:“-dEn” ekiyle yapılır.Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; “çıkma, ayrılma, uzaklaşma” bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereden, kimden, neden” sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi&#8230;</p>
<p>          -den ekini alan isimler  bazen zarf tümleci olur.  Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)<br />
          -den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış&#8230;<br />
          -den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki –ın, -in, -un, -ün ‘ün yerini tutabilir. Çocukların biri &#8230;.Çocuklardan biri.<br />
          -den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.<br />
          -den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller&#8230;</p>
<p>6. Eşitlik Hâli:“-CE” ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.<br />
Onun davranışları çok zaman delicedir.<br />
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.<br />
O gün sizi saatlerce bekledik.<br />
Bu kararı sınıfça aldık.<br />
Bugün milletçe sevinçliyiz.</p>
<p>7. Vasıta Hâli:“ile” edatı kullanılarak yapılır. “i” düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.</p>
<p>Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)<br />
İşi kolaylıkla başardı.<br />
Ayağına gelen topa hızla vurdu.<br />
Babasını sevinçle karşıladı.<br />
O artık bizimledir.<br />
Öğrencileriyle geziye gitmişti.<br />
Arabasıyla evimize kadar getirdi.<br />
İğneyle kuyu kazıyorsun.<br />
Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.<br />
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.<br />
Zilin sesiyle yarışma bitti.</p>
<p>8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):“-(n)İn”, “-dEn” ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.<br />
Kitabın yaprağı yırtılmış.<br />
Ceket düğmesi<br />
Öğrencilerden biri<br />
İSİM TAMLAMALARI</p>
<p>                İki veya daha fazla ismin, yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birlikte kullanılmasıyla oluşan söz gruplarına isim tamlaması denir.  Ad takımı şeklinde de söylenebilir.</p>
<p>                İsim tamlamalarında ilk isme tamlayan; ikinci isme tamlanan denir. Bu kural iki isimden oluşan tamlamalar için geçerlidir. İkiden fazla isimden oluşan tamlamalarda genellikle son isim tamlanan diğerleri tamlayan olur. Fakat bu kurala uymayanlar da vardır.</p>
<p>Bahçenin duvarı.     Bahçenin duvarının boyasının rengi.  Bizim okulun tahta kapısı   </p>
<p>  Tamlayan     Tamlanan   Tamlayan     Tamlanan Tamlayan Tamlanan            </p>
<p>                İsim tamlamalarının çeşitleri ve özellikleri şöyledir:<br />
1-BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI</p>
<p>Tamlayan –ın, -in, -un, -ün , tamlanan –ı, -i, -u, -ü eklerinden birini alır. Tamlayan sesli harfle biterse –n kaynaştırma harfi; tamlanan sesli harfle biterse –s kaynaştırma harfi kullanılır. Bahçe-n-in kapı-s-ı</p>
<p>NOT :* “Su” ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz. Örnek: Su-y-un tad-ı, ne-y-in tad-ı.</p>
<p>          o<br />
            Zamirler tamlayan veya tamlanan olabilir. Örnek: Bizim evimiz. Çocukların birkaçı&#8230;<br />
          o<br />
            Tamlanan isim sayı veya belirsizlik bildiren bir kelime olursa, tamlayan eki –ın, -in, -un, -ün yerine-den, -dan eki gelebilir. (Adamların ikisi&#8230;.Adamlardan ikisi)<br />
          o<br />
            Bazı belirtili isim tamlamaları, sıfat tamlamasının ters çevrilmesiyle oluşur. (Taze balık&#8230;Balığın tazesi)<br />
          o<br />
            Bazı b.isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan yer değiştirir. (Çok verimlidir ovası Konya’nın&#8230;) (Konya’nın ovası&#8230;) </p>
<p>2-BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI</p>
<p>Tamlayan, tamlama eklerini almaz. Tamlanan –ı, -i, -u, -ü eklerini alır. Bahçe kapısı, gönül dostu&#8230;</p>
<p>          Tamlayan somut veya soyut isim olabilir: Kitap kabı, duygu yoğunluğu<br />
          Tamlanan somut, soyut isim veya isimleşmiş olabilir: Masa örtüsü, gurbet düşüncesi, dünya güzeli.(İsimleşmiş sıfat)<br />
          Tamlayan çoğul eki alabilir: Öğretmenler odası&#8230;<br />
          “Kendi” kelimesi, belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan olabilir. Bunun dışındaki zamirler belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olmaz.: Kendi evi&#8230;<br />
          İsim-fiiller tamlanan olabilir: Gece yürüyüşü&#8230;<br />
          Bazı belirtisiz is.tamlamaları kendisinden sonra gelen ismi niteler ve sıfat görevi kazanabilir: Deniz mavisi gömlek&#8230;.<br />
          Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlama eki günlük konuşmada düşebilir: Hatay sokağı&#8230;Hatay sokak.    Bu durumun yazıda gösterilmesi yanlıştır. (Lokanta Bahar) veya (Bahar Lokanta) yanlıştır. Doğrusu (Bahar Lokantası) şeklinde olacaktır.<br />
          Bu tamlamalarda mecazlı anlatım görülebilir: Laf salatası, ömür törpüsü&#8230;<br />
          Bazı belirtisiz isim tamlamaları kalıplaşarak birleşik kelime olmuştur: Kuşadası, hanımeli..<br />
          Bazı belirtisiz isim tamlamalarının başına bir sıfat gelebilir: Kırmızı kadın ceketi&#8230;<br />
          Bazen belirtisiz isim tamlamalarında sıfatın başa gelmesi dil yanlışlığına yol açar: Devlet Eski Bakanı (Doğru)&#8230; Eski Devlet Bakanı (Yanlış)</p>
<p>        3 . TAKISIZ İSİM TAMLAMASI</p>
<p>             Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, tamlananın hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Takısız İsim Tamlaması                       Sıfat Tamlaması<br />
Tahta çanta                                          Güzel çanta<br />
Demir kapı                                            Büyük kapı<br />
Demir yumruk                                      Sert yumruk<br />
Badem göz                                           Siyah göz<br />
Çini vazo                                              süslü vazo<br />
Altın bilezik                                          Burgulu bilezik<br />
ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI</p>
<p>         En azından üç isimden oluşan tamlamalara denir. Dedemin dedesinin dedesi, Ayşe’nin kardeşinin okul çantası.</p>
<p>NOT: Zincirleme tamlamayı oluşturan kelimelerden en az biri sıfat görevinde kullanılıyorsa böyle tamlamalara KARMA TAMLAMA denir. Karma tamlamalar, isim tamlamalarının tamlayanı ile tamlananı arasına bir sıfat girmesiyle oluşabildiği gibi, iki sıfat tamlamasının birleşmesiyle de oluşabilir. (Babamın eski ceketi)(Güzel Türkiye’nin güzel çayı)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-tamlamalar-konusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, imla yazım kuralları</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[imla]]></category>
		<category><![CDATA[konusu]]></category>
		<category><![CDATA[kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[yazım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[İMLÂ (YAZIM ) KURALLARI Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ (yazım) kuralları denir. Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İMLÂ (YAZIM ) KURALLARI</p>
<p>Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ (yazım) kuralları denir.</p>
<p>Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve telâffuz; akla, mantığa, geleneğe, çoğunluğa vb.ne uyduğu takdirde -zaten yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan bir dil olan- Türkçenin imlâsı kolayca halledilecektir.<br />
1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı</p>
<p>Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.<br />
Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.<br />
Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:</p>
<p>] Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.</p>
<p>“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!”</p>
<p>“Ömür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say.” (Mevlâna)</p>
<p>„ Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.</p>
<p>-Ah, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede&#8230; Yalnız bizde&#8230; Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz&#8230; Bize artık hikâyeni anlatma!&#8230; Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu? (Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)</p>
<p>Orhun Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)</p>
<p>„Bu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:</p>
<p>&#8220;Durun!&#8221; diye bağırdı annem.<br />
Bu kez çocuk, &#8220;Bu peri midir, melek mi?&#8221; diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.</p>
<p>„İki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:</p>
<p>Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş&#8230;</p>
<p>„Örneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:</p>
<p>Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.</p>
<p>„Cümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:</p>
<p>Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” demektedir.</p>
<p>„Tırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.</p>
<p>Nabi’nin “&#8230;&#8230;&#8230; var içinde” redifli gazeli açıklanacak.</p>
<p>„İki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.</p>
<p>Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.<br />
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.<br />
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.<br />
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa  Kemal hedef olarak göstermişti bize.<br />
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.<br />
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.<br />
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.</p>
<p>„Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.</p>
<p>1998 yılında ortaokulu bitirdim.</p>
<p>] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:</p>
<p>&#8230;<br />
Bir de baharlar bilirim,<br />
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.<br />
Anadolu bozkırlarında<br />
İstanbul&#8217;dan çıkıp, Diyarbekir&#8217;e doğru, tekerleri<br />
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen<br />
Cesur otobüs pencerelerinden<br />
Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen<br />
Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında<br />
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının<br />
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken<br />
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.</p>
<p>] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:</p>
<p>„ Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:</p>
<p>Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın&#8230;<br />
Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer&#8230;<br />
Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran&#8230;<br />
Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)&#8230;<br />
Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel&#8230;<br />
Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro&#8230;</p>
<p>„Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.</p>
<p>Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca&#8230;<br />
Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal&#8230;</p>
<p>„Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:</p>
<p>Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali&#8230;</p>
<p>„ Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı&#8230;</p>
<p>„Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:</p>
<p>Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.<br />
Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.</p>
<p>„ Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:</p>
<p>Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap&#8230;<br />
Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik&#8230;<br />
Müslüman, Musevî, Hıristiyan&#8230;<br />
Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık&#8230;<br />
Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik&#8230;<br />
Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik&#8230;</p>
<p>„Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:</p>
<p>Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele&#8230;<br />
cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü&#8230;<br />
Eski Yunan tanrıları&#8230;</p>
<p>„ Dil ve lehçe isimleri:</p>
<p>Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca&#8230;</p>
<p>„ İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:</p>
<p>Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park&#8230;</p>
<p>„Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:</p>
<p>Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule&#8230;</p>
<p>„ Devlet, ülke ve bölge isimleri:</p>
<p>Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8230;<br />
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara&#8230;</p>
<p>Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.<br />
Kuzey Kıbrıs’a tatile gittik.<br />
Kıbrıs’ın kuzeyine tatile gittik.<br />
Doğu Anadolu’nun coğrafyası&#8230;<br />
Anadolu’nun doğusundaki dağlar&#8230;</p>
<p>„ Kıta isimleri:</p>
<p>Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.</p>
<p>„ Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:</p>
<p>Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu<br />
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı &#8230;</p>
<p>„ Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:</p>
<p>Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası&#8230;</p>
<p>Dikkat!<br />
“Çanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.</p>
<p>Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.  Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.</p>
<p>„ Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:</p>
<p>Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley&#8230;</p>
<p>Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.<br />
Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.<br />
Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.</p>
<p>Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.<br />
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)</p>
<p>„ Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:</p>
<p>Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku&#8230;</p>
<p>„ Hayvanlara takılan özel isimler:</p>
<p>Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş&#8230;</p>
<p>„Yer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.</p>
<p>Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi&#8230;</p>
<p>] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:</p>
<p>İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri&#8230;</p>
<p>] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:</p>
<p>Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın&#8230;</p>
<p>] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:</p>
<p>Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım&#8230;</p>
<p>] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:</p>
<p>Başarmak ve Kazanmak, Türk dili ve edebiyatı, karga ile tilki&#8230;</p>
<p>(Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)</p>
<p>] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:</p>
<p>Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan&#8230;</p>
<p>] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:</p>
<p>Bu yıl 2 Eylül’de döneceğiz.<br />
15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.</p>
<p>Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.<br />
Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.</p>
<p>]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.</p>
<p>Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor<br />
Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon&#8230;<br />
III. kat, IV. sınıf, I. blok&#8230;</p>
<p>]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:</p>
<p>Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı&#8230;</p>
<p>]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:</p>
<p>Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,<br />
tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.</p>
<p>] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:</p>
<p>Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı&#8230;</p>
<p>] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:</p>
<p>Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı&#8230;<br />
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm&#8230;</p>
<p>„Özel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:</p>
<p>acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk&#8230;<br />
acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı&#8230;<br />
2. Kısaltmaların Yazımı</p>
<p>Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.</p>
<p>AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.</p>
<p>„ Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.</p>
<p>TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)</p>
<p>Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:</p>
<p>MEB’e, TBMM’nin, DTCD’ne değil DTCF’ye, İTÜ’nden değil İTÜ’den</p>
<p>]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.</p>
<p>ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ</p>
<p>Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:</p>
<p>ASELSAN’da, BOTAŞ’a, İLESAM’ın, SEKA’nın, TÖMER’den, TEDAŞ’ta</p>
<p>]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.</p>
<p>„ Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.</p>
<p>Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.<br />
Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.</p>
<p>Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>İst.da, Alm.yı, İng.ye</p>
<p>„ Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.</p>
<p>C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)</p>
<p>Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da</p>
<p>„Elementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:</p>
<p>C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg&#8230;</p>
<p>Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:</p>
<p>m’ye, mm’de, cm’yi, km’ye, g’dan, kg’dan, l’de, mg’ı</p>
<p>„Sert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:</p>
<p>AGİK’in (agiğin değil agikin), TÜBİTAK’a (tübitağa değil tübitaka)</p>
<p>Ancak “birlik” kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:</p>
<p>ÇUKOBİRLİK’e (çukobirliğe)<br />
3. Ek-Fiilin Yazımı</p>
<p>Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..</p>
<p>a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da&#8230; Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar.</p>
<p>1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer:</p>
<p>rahatsız idim›rahatsızdım,<br />
çocuk ise›çocuksa,<br />
Serkan imiş›Serkan’mış,<br />
koşar iken›koşarken<br />
Suçlanan ben imişim›benmişim<br />
Biz imişiz›bizmişiz<br />
Meğer sen ne çalışkan imişsin›çalışkanmışsın<br />
Çalışkan imişsiniz›çalışkanmışsınız<br />
Adam yirmi yıldır evine hasret imiş›hasretmiş</p>
<p>2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:</p>
<p>Bir güzelin hayranı i-di-m›hayranıydım, hayranı idik›hayranıydık<br />
Zeki idi›zekiydi<br />
Ali imiş›Ali’ymiş,<br />
Hasta ise›hastaysa,<br />
Nöbetçi iken›nöbetçiyken,<br />
Merhametli imişler›merhametliymişler<br />
Merhametliler imiş›merhametlilermiş</p>
<p>b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:</p>
<p>çalışmış i-di-k›çalışmıştık<br />
okuyor i-se›okuyorsa<br />
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş›okuyorlarmış<br />
4. “ile” Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı</p>
<p>Edat ve bağlaç olarak kullanılır.<br />
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.<br />
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da&#8230;</p>
<p>Bitişik yazılan “ile” kelimesi “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:</p>
<p>arabası ile›arabasıyla, konu ile›konuyla,<br />
annem ile babam›annemle babam</p>
<p>Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:</p>
<p>Bora ile›Bora’yla, sopa ile›sopayla, dava ile›davayla, arkadaşı ile›arkadaşıyla, dolayısı ile›dolayısıyla&#8230;</p>
<p>Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki “i” ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre “la” veya “le” şeklinde kullanılır.</p>
<p>Murat ile›Murat’la, cam ile›camla, deve ile›deveyle&#8230;<br />
5. “mi” Soru Ekinin Yazımı</p>
<p>Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.</p>
<p>„ “-mİ”, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:</p>
<p>Gelecek miydin? (fiile)<br />
Sen misin? (isme)<br />
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?&#8230;<br />
Sen burada mısın?<br />
Bizi duyuyor musunuz?<br />
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?<br />
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?</p>
<p>„ Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:</p>
<p>Salı mı?          Sen mi?           O mu?             Ölü mü?</p>
<p>„ Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.<br />
Seni çağıran bu çocuk muydu?</p>
<p>„ Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.</p>
<p>Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.<br />
Güzel mi güzel bir evi var.<br />
6. “dE” Bağlaının ve “-dE” Hâl Ekinin Yazımı</p>
<p>“de” bağlacı ve “de” eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.<br />
a. “dE” Bağlacı</p>
<p>Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve “de, da” şeklinde yazılır; bitiştirilmez, “te, ta” şeklinde yazılmaz.</p>
<p>“ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”<br />
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.</p>
<p>Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar. Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani –te, -ta şekilleri yoktur.</p>
<p>Gölgende ban da bana da yer ver.<br />
Ateşten kızaran bir gül arar da<br />
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.<br />
Bu soruyu Ali de mi bildi?<br />
Sorsan da söylemem.<br />
Çalış da çalış&#8230;<br />
Büyüyecek de bana bakacak.<br />
Çalışıp da kazanacaksın.<br />
Alacak ya da almayacak.<br />
b. “-dE” Hâl Eki</p>
<p>İsim çekim eklerindendir.<br />
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.<br />
Yer ve zaman bildirir.<br />
Sesli uyumlarına uyar.<br />
“dE” bağlacının yalnız “de”, “da” biçimleri varken; “-dE” hâl ekinin “-de”, “-da”, “-te”, “-ta” biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.<br />
Yapım eki olarak da kullanılabilir:</p>
<p>Eski İstanbul&#8217;da ne güzel günler yaşanmış.<br />
Saat yedide mi gelecekmiş?<br />
Her şey yerli yerinde.<br />
Suyu bir yudumda içti.<br />
Siz ayakta kaldınız.<br />
Çamaşırları elde yıkıyormuş.<br />
Yılda yirmi gün izni var.<br />
Yüzde yetmiş başarı vardı.<br />
Ayda yılda bir uğrar oldu.<br />
Elde avuçta ne varsa bitti.<br />
Parmak kalınlığında yaprakları var.<br />
Peyami Safa&#8217;nın &#8220;Sözde Kızlar&#8221;ını okudun mu?<br />
7. “ki” Bağlacının, “-ki” İlgi Zamirinin ve “-ki” Yapım Ekinin Yazımı</p>
<p>Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.<br />
a. “ki” Bağlacı</p>
<p>Sadece “ki” biçimi vardır.<br />
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.<br />
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.<br />
“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:</p>
<p>Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-<br />
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.<br />
Atatürk diyor ki: &#8230;<br />
Bir şey biliyor ki konuşuyor.<br />
Ben ki hep sizin için çalıştım.<br />
Sınavı kazanabilir miyim ki&#8230;<br />
Baktım ki gitmiş.</p>
<p>Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.</p>
<p>belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.<br />
b. “-ki” İlgi Zamiri</p>
<p>Ek hâlindeki tek zamirdir.<br />
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.<br />
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:</p>
<p>senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki&#8230;<br />
c. “-ki” Yapım Eki</p>
<p>İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.<br />
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken<br />
“-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.<br />
Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:</p>
<p>bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım&#8230;<br />
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap&#8230;<br />
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı<br />
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler<br />
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler<br />
9. İkilemelerin Yazımı</p>
<p>İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.</p>
<p>Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,<br />
Eş dost yüzümüze gülmez mi?<br />
O adam hatır gönül dinlemez.<br />
Bu zamanda ev bark edinmek zor.<br />
Delikanlıda boy pos yerinde.<br />
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.<br />
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.<br />
O kadar üzülme, beterin beteri var.<br />
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?<br />
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.<br />
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.</p>
<p>Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:</p>
<p>cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)&#8230;<br />
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.<br />
10. Sayıların Yazımı</p>
<p>Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.</p>
<p>]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.</p>
<p>İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri&#8230;<br />
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.</p>
<p>]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.</p>
<p>Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan&#8230;</p>
<p>Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.</p>
<p>Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda&#8230;</p>
<p>]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:</p>
<p>25, 150, 15.000&#8230;</p>
<p>Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.</p>
<p>XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt&#8230;</p>
<p>]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (‘) ile ayrılır:</p>
<p>Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci&#8230;</p>
<p>]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:</p>
<p>beşinci, yirmi ikinci&#8230;</p>
<p>Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, “-ncİ” eki de:</p>
<p>16., 20., XXI.,  16’ncı, 121’inci, 110’uncu&#8230;</p>
<p>]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:</p>
<p>ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon&#8230;</p>
<p>]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:</p>
<p>22 605, 111 548 600,<br />
22.605, 111.548.600</p>
<p>]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:</p>
<p>15,2     5,26</p>
<p>]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.</p>
<p>Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,</p>
<p>Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:</p>
<p>onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı<br />
11. Tarihlerin Yazımı</p>
<p>a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:<br />
30 Haziran 1998<br />
30.06.1998<br />
30/06/1998</p>
<p>b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:<br />
11.12.1999=11/12/1999</p>
<p>c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:<br />
2 Eylül 2000=02.09.2000<br />
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı</p>
<p>Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:<br />
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre<br />
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı</p>
<p>Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.<br />
a. İnceltme görevi</p>
<p>„Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:</p>
<p>dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne<br />
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân<br />
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,<br />
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet<br />
billûr, üslûp, velût</p>
<p>Batı dillerinden alınan kelimelerde de  durum böyledir.</p>
<p>plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm&#8230;</p>
<p>Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.</p>
<p>lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak&#8230;</p>
<p>Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:</p>
<p>Hâlâ il hala<br />
Kâr ile kar<br />
b. Uzatma görevi</p>
<p>Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.</p>
<p>Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:</p>
<p>Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:</p>
<p>Âdet    : gelenek, alışkanlık               adet     : sayı<br />
Yâr      : sevgili                                   yar       : uçurum<br />
Âlem   : dünya, evren                        alem    : bayrak<br />
Şûra    : danışma kurulu                    şura     : şu yer<br />
Hâlâ    : şimdi                                    hala     : babanın kız kardesi</p>
<p>“âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”</p>
<p>Not: ”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı,  telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.</p>
<p>İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:</p>
<p>Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî&#8230;</p>
<p>Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz.</p>
<p>çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi&#8230;</p>
<p>Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.</p>
<p>altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî&#8230;</p>
<p>Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.</p>
<p>Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.</p>
<p>ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme&#8230;</p>
<p>Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:</p>
<p>(Türk) askeri,            askeri gördüm,           askerî elbise<br />
(Türk) tarihi,              tarihi bilirim,              tarihî eserler<br />
(onun) zihni                zihni geliştirir             zihnî meseleler</p>
<p>Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:</p>
<p>bîçare, bîvefa, bîtaraf;<br />
bihakkın, bizatihi, bilumum&#8230;<br />
14. İki Şekilde Yazılabilen Kelimeler</p>
<p>Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.</p>
<p>döğmek›dövmek; göğermek›gövermek; oğmak›ovmak; öğmek›övmek; söğmek›sövmek, öğün›övün&#8230;</p>
<p>Söyleyişte ğ›v değişimi görülen bu  kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.<br />
15. Yabancı Kelimelerde Büyük “i”nin Yazımı</p>
<p>Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana&#8230; Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.<br />
16. Ses Değişikliği Görülen Bazı Kelimelerin Yazımı</p>
<p>„Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:</p>
<p>söyle-yor›söylüyor,<br />
anla-yor›anlıyor,<br />
yaşa-yor›yaşıyor,<br />
de-yor›diyor<br />
de-e›diye<br />
de-en›diyen,<br />
de-e-lim›diyelim,<br />
ye-en›yiyen,<br />
ye-ince›yiyince,<br />
ye-ecek›yiyecek,<br />
kork-ma-yor›korkmuyor,<br />
gel-me-yor›gelmiyor&#8230;</p>
<p>Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (›atlıyarak), başlayan (›başlıyan), yaşayacak (¦yaşıyacak),<br />
atlamayalım (¦atlamıyalım), gelmeyen (¦gelmiyen), gizleyeli (¦gizliyeli)&#8230;</p>
<p>„Ünlü düşmesi olan kelimeler:</p>
<p>ağız›ağzı, burun›burnu, koyun (bağır, döş)›koynuna, alın›alnı,<br />
oğul›oğlu, gönül›gönlüm, beniz,›benzi, ömür›ömrüm, cürüm›cürmü,<br />
hüküm›hükmü, fikir›fikri&#8230;<br />
ileri-le-mek›ilerlemek, koku-la-mak›koklamak,<br />
kavuş-ak›kavşak, uyu›uyku, devir-›devril-&#8230;<br />
nerede›nerde, burada›burda, şurada›şurda&#8230;</p>
<p>kayıp›kaybolmak, emir›emretmek, keşif›keşfetmek, sabır›sabretmek&#8230;</p>
<p>gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.</p>
<p>oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.</p>
<p>Özel isimlerde –hâliyle- hece düşmesi olmaz:</p>
<p>Gönül’e, Ömür’ü&#8230;</p>
<p>„ Ünsüz türemesi görülen kelimeler:</p>
<p>aff›af›affetmek, affı<br />
hiss›his›hissetmek, hissi<br />
zann›zan›zannetmek ,zannı<br />
redd›ret›reddetmek, reddi<br />
şıkk›şık›şıkkı,<br />
zemm›zem›zemmetmek,<br />
hall›hal›halli, halletmek&#8230;</p>
<p>fiat›fiyat, faide›fayda, zaif›zayıf,<br />
repertuar›repertuvar, lâboratuar›lâboratuvar,<br />
konservatuar›konservatuvar, tual›tuval, tualet›tuvalet&#8230;</p>
<p>Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:</p>
<p>Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare&#8230;</p>
<p>„ Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:</p>
<p>Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.</p>
<p>hakk›hak, redd›ret, hiss›his, zann›zan, zemm›zem, hall›hal, şıkk›şık, afv›af&#8230;</p>
<p>Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.</p>
<p>çift, rast, serbest&#8230;</p>
<p>Farsça “hane” kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde “ha” hecesi korunmalıdır.</p>
<p>Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane&#8230;</p>
<p>Fransızca’dan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.</p>
<p>„ n›m değişimi görülen kelimeler:</p>
<p>Türkçe veya yabancı kelimelerde b’den önce gelen n sesi m’ye dönüşebilmektedir.</p>
<p>saklanbaç›saklambaç, dolanbaç›dolambaç, anbar›ambar, canbaz›cambaz, anber›amber, çeharşenbe›çarşamba, pencşenbe›perşembe, çenber›çember, sünbül›sümbül, penbe›pembe, tenbel›tembel, menba›memba&#8230;</p>
<p>İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m’ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine “n” olarak korunur.</p>
<p>„ i›ı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda “k” sesi daima kalın okunur.</p>
<p>inkılâp,  inkıyat&#8230;</p>
<p>„ b›p değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:</p>
<p>“s”den sonra gelen “b”, “p”ye dönüşür.</p>
<p>nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih&#8230;</p>
<p>“s”den sonra gelmeyen “b”ler ise olduğu gibi kalır.</p>
<p>Makbul, ikbal, tatbik, teşbih&#8230;</p>
<p>„ c›ç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:</p>
<p>eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul&#8230;<br />
mescit, tescil, teşci&#8230;</p>
<p>„ d›t değişmesi görülen yabancı kelimeler</p>
<p>Farsça “-dar” soneki bulunduran kelimelerde d, t’ye dönüşür.</p>
<p>emektar, minnettar, silâhtar, taraftar&#8230;</p>
<p>Bazı Arapça kelimeler:</p>
<p>metfun, methal, methiye, tetkik&#8230;</p>
<p>Bazı Arapça kelimelerde “d” korunmuştur:</p>
<p>takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir&#8230;</p>
<p>„ “din” kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:</p>
<p>Seyfettin, Necmettin, Hayrettin&#8230;</p>
<p>„ “abd” kelimesiyle kurulmuş olan ve “u”lu veya “ü”lü kullanılan Arapça isimler:</p>
<p>Abdullah, Abdurrahman&#8230;<br />
Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm&#8230;<br />
17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler</p>
<p>Ek-fiilin çekimleri olan “iken, ile, ise” kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.</p>
<p>Ama bu eklerden sadece “–ken”, hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra “iken” ya da “–ken” olarak yazılır.</p>
<p>Alır iken›alırken, okulda iken›okuldayken,<br />
gelenler ile›gelenlerle, Ali ile›Ali’yle, çanta ile›çantayla<br />
olacak ise›olacaksa, okumalı ise›okumalıysa&#8230;<br />
18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin Yazımı</p>
<p>„-yor (şimdiki zaman eki): Sadece –yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.<br />
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor&#8230;</p>
<p>„-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece –ken şeklinde yazılır.<br />
alırken, koşarken, bakarken&#8230;</p>
<p>„-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.<br />
sabahleyin, akşamleyin</p>
<p>„-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):<br />
yeşilimtırak, mavimtırak, ekşimtırak&#8230;</p>
<p>„-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): “bugünkü, dünkü, öbürkü” kelimeleri hariç –ki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.<br />
onunki, yukarıdaki, akşamki&#8230;</p>
<p>„-Taş (isimden isim yapan ek):<br />
meslektaş, ülküdaş&#8230;</p>
<p>„-gil (aile bildirir):<br />
halamgil, dayımgil, baklagiller&#8230;<br />
19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin Kullanılması Kullanılmaması</p>
<p>Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:</p>
<p>“an’ane, an’anevî, bid’at, cür’et, cür’etkâr, cüz’î, iz’an, kat’î, kat’iyen, kat’iyet, kıt’a, kur’a, Kur’an, mel’un, mes’ul, mes’uliyet, mes’ut, meş’ale, sun’î, sür’at, şer’î, vak’a.”</p>
<p>Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.</p>
<p>defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat&#8230;</p>
<p>Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)</p>
<p>cem›cem’i, cüz›cüz’ü, kat›kat’ı, men›men’i, nev›nev’i, tab›tab’ı&#8230;</p>
<p>Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini –ı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.</p>
<p>bayi›bayii, cami›camii veya camisi, mâni›mânii veya mânisi,<br />
memba›membaı, mısra›mısraı, sanayi›sanayii&#8230;</p>
<p>Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:</p>
<p>bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa&#8230;<br />
bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı&#8230;</p>
<p>Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.</p>
<p>dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir&#8230;<br />
20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi</p>
<p>Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:</p>
<p>&#8230; O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-</p>
<p>sizce, titreye titreye ağlıyor.</p>
<p>Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. ba-<br />
şöğretmen Atatürk &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. il-<br />
kokuldayken &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Karaosma-<br />
noğlu’nun&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..a-<br />
rabayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;u-<br />
çurtmamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.cami-<br />
i &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.niha-<br />
î&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Doğruları şöyle olacaktır:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..ara-<br />
bayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;uçurt-<br />
mamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;ca-<br />
mii &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.ni-<br />
haî&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Geçen yıl Ankara’<br />
daki akrabalarımıza &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;1996’<br />
da &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.meş’-<br />
aleyi                            değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.meş’a-<br />
leyi                              olacak              &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. kur’-<br />
dan                             değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.kur’a-<br />
dan.                            olacak</p>
<p>“de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. önünde kitap<br />
da yoktu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. gördüm<br />
ki söylüyorum &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. geçen yıl<br />
mı kazanmış?</p>
<p>Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.<br />
21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize Uyarlanması-Uyarlanmaması</p>
<p>„Dilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.</p>
<p>kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye&#8230;</p>
<p>Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:</p>
<p>beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü&#8230;</p>
<p>„İki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça  kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:</p>
<p>emr›emir, keşf›keşif, azl›azil, nakl›nakil, hükm›hüküm, bahs›bahis, fikr›fikir, nutk›nutuk, sabr›sabır, şahs›şahıs, şehr›şehir, ilm›ilim, zehr›zehir.</p>
<p>Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.</p>
<p>emir›emretmek<br />
keşif›keşfi<br />
azil›azli<br />
nakil›nakledilmek<br />
hüküm›hükmü<br />
bahis›bahsimiz<br />
fikir›fikrin<br />
nutuk›nutku<br />
sabır›sabretmek<br />
şahıs›şahsı<br />
şehir›şehrim<br />
ilim›ilminiz<br />
zehir›zehri<br />
zikir›zikreylemek</p>
<p>„İçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:</p>
<p>alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf&#8230;</p>
<p>„İki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.</p>
<p>gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren&#8230;<br />
film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp&#8230;</p>
<p>„Bazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:</p>
<p>iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp&#8230;</p>
<p>„Ön ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:</p>
<p>alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,<br />
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,<br />
reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm&#8230;<br />
otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik&#8230;</p>
<p>„Batı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki “g” sesi korunur:</p>
<p>lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog&#8230;</p>
<p>Ancak “coğrafya, fotoğraf, topoğraf” kelimelerinde “g”ler “ğ”ye dönmüştür.</p>
<p>„Ödünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:</p>
<p>by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti&#8230;</p>
<p>„Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.</p>
<p>„Yabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.</p>
<p>Mesele falan değildi öyle,<br />
To be or not to be kendisi için;          (OV)<br />
22. Yabancı Özel Adların Yazımı<br />
a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı</p>
<p>„Türkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:<br />
Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin</p>
<p>Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:<br />
Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,</p>
<p>„Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:<br />
Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz<br />
b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı</p>
<p>Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:</p>
<p>Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda&#8230;<br />
Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière&#8230;<br />
Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm&#8230;<br />
realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.<br />
c. Yunanca adların yazımı</p>
<p>Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:<br />
Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu&#8230;</p>
<p>Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:<br />
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid<br />
d. Rusça adların yazımı</p>
<p>Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:<br />
Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg</p>
<p>Ancak “Moskva” kelimesi dilimizde “Moskova” olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:<br />
Enisei›Yenisey<br />
Dostoevskiy›Dostoyevski<br />
Çexov›Çehov<br />
e. Çince ve Japonca adların yazılışı</p>
<p>Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır:<br />
Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang&#8230;<br />
23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı</p>
<p>Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:<br />
Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri&#8230;<br />
Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade&#8230;</p>
<p>Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:<br />
Cengiz Aytmatov&#8230;</p>
<p>Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:<br />
Baxtiyar›Bahtiyar, Baykoñur›Baykonur&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-imla-yazim-kurallari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, Noktalama işaretleri</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[noktalama]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[SBS Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Yazıda karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, cümlenin yapısını ve duraklama yerlerini belirlemek, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek için kullanılan işaretlere noktalana işaretleri denir. Yazıdaki trafik işaretleri olarak da tanımlayabileceğimiz noktalama işaretleri şunlardır: 1. &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Yazıda karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, cümlenin yapısını ve duraklama yerlerini belirlemek, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek için kullanılan işaretlere noktalana işaretleri denir.</p>
<p> Yazıdaki trafik işaretleri olarak da tanımlayabileceğimiz noktalama işaretleri şunlardır:<br />
1. NOKTA ( . ) </p>
<p>    * Hüküm, yargı bildiren, tamamlanmış cümlelerin sonuna konur:</p>
<p>Türk’üm.<br />
Okul açıldı.</p>
<p>“Artık ana dili büsbütün işitilmez olmuştu. Hasan, köşeye büzüldü; bir şeyler soran olsa da susuyordu, yanakları pençe pençe, al al olarak susuyordu. Portakal bahçelerine dalmış, göğsünde bir katılık, gırtlağında lokmasını yutamamış gibi bir sert düğüm, daima susuyordu.” (Eskici; Refik Halit Karay)</p>
<p>    * Bazı kısaltmaların sonuna konur:</p>
<p>Prof., Doç., Dr., İst., s., vb., Cad., Sok., Alm., Ar., Far., Fr., İng.</p>
<p>Nokta kullanılmayan kısaltmalar:</p>
<p>TBMM, TDK, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (sekizi de yön),</p>
<p>m, cm, g, kg, l, C, Fe</p>
<p>    * Sayılardan sonra sıra belirtmek için “–ncİ” ekinin yerine kullanılır:</p>
<p>50. yıl kutlamaları, Cumhuriyet’in 75. yılı, yılın 365. günü</p>
<p>IV., II. Mehmet, XV. yüzyıl</p>
<p>    * Üçlü gruplara ayrılan sayılar arasına konur[2]:</p>
<p>12.584.000, 325.355.254</p>
<p>    * Tarihlerde gün, ay ve yıl rakamlarının arasına konur.</p>
<p>05.02.1972, 119.12.1996, 29.X.1923</p>
<p>Ay adları harfle yazılırsa nokta kullanılmaz:</p>
<p>29 Ekim 1923</p>
<p>    * Saat bildiren sayılarda saat ile dakika arasına konur:</p>
<p>08.30, 14.40, 23.58, 00.20[3]</p>
<p>    * Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra konur:</p>
<p> I. II.     A. B.    1. 2.     a. b.     i. ii.</p>
<p>    * Bibliyografyada her künyenin sonuna konur:</p>
<p>Agâh Sırrı Levent, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960.</p>
<p> Matematikte çarpı işareti yerine konur:4.5=20<br />
2. VİRGÜL ( , ) </p>
<p>    * Cümlede birbiri ardınca sıralanan, eş görevdeki kelime ve kelime grupları arasına konur:</p>
<p>Uzun boylu, sarışın, gözlüklü ve sevimli bir çocuktu.  (sıfatlar arasına)</p>
<p>Kalemini, defterini, çantasını ve hırkasını alıp gitti. (nesneler arasına)<br />
Ali, Veli, Selâmi! Kivi getirin! (hitap kelimeleri arasına)<br />
Babası, annesi, dayısı ve halası onu sürekli şımartıyorlardı. (özneler arasına)<br />
Eve gelirken insanlara, arabalara, evlere, atlara, ağaçlara onları bir daha göremeyecekmiş gibi bakıyordu. (dolaylı tümleçler arasına)</p>
<p>Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller<br />
Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller         (FNÇ)</p>
<p>    * Aralarında biçimce ve anlamca ilgi bulunan (sıralı) cümlelerin arasına konur:</p>
<p>Umduk, bekledik, düşündük.<br />
Cemal Bey çantasını kapattı, yerinden kalktı, mahcup bir şekilde oradan ayrıldı.<br />
Tozlu ve soluk kırmızı perdelerden yakıcı bir güneş taşıyor, bütün odayı dolduruyordu.</p>
<p>    * Cümlede özel olarak vurgulanması gereken öğelerden sonra konur:</p>
<p>Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Atatürk) </p>
<p>    * Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için (özne ile yüklen arasına başka öğeler girmişse) özneden sonra kullanılır:</p>
<p>Çocuk, soğuk bir kış günü ayrıldığı ve uzun zaman haberini dahi alamadığı köyünü artık unutmuştu.</p>
<p>    * Cümlede isim olarak kullanılan adlaşmış sıfatlar, kendinden sonra gelen kelimenin sıfatı şeklinde anlaşılacaksa bu kelimelerden sonra virgül konur. Yani bir kelimenin kendinden sonraki kelimeyle ilgisi olmadığını göstermek için kullanılır.</p>
<p>Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.<br />
İhtiyar, bekçiye müdür beyin içeride olup olmadığını sordu.</p>
<p>Bu cümlede ihtiyar kelimesinden sonra virgül olmasaydı bekçinin ihtiyar olduğu ve başka birinin bu ihtiyar bekçiye soru sorduğu anlaşılacaktı.</p>
<p>    * Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:</p>
<p>Akşam, yine akşam, yine akşam,<br />
Göllerde bu den bir kamış olsam.   (AH)</p>
<p>    * Kendisinden sonraki cümleye bağlı olan “hayır, yok, yoo, evet, peki pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette” gibi kelimelerden sonra konur:</p>
<p>Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkçeleşiyor.<br />
¦Yoo, güvercinlerime dokunmayın, dedi.</p>
<p>    * Hitaplardan sonra kullanılır:</p>
<p>Muhterem Hocam,<br />
Arkadaşlar, bu sorular yarına kadar çözülmeli!<br />
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.</p>
<p>    * Arasözlerin ve ara cümlelerin (içe içe birleşik cümlelerde iç cümlenin) başında ve sonunda kullanılır:</p>
<p>Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.<br />
Bu söz, ister inanın ister inanmayın, doğrudur.<br />
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.<br />
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik.<br />
D oğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti.<br />
Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay’da gördüm.  </p>
<p>    * Başkalarının sözlerinden yapılan veya yazanın kendine ait başka sözlerinden yaptığı alıntılar[7] tırnak içine alınmamışsa iki virgül arasında verilir, cümle alıntı bir sözle başlıyorsa bu alıntı cümlesinden sonra virgül konur:</p>
<p>Hepinizi çok iyi tanıyorum, dedi.<br />
Onlar da, eğitimi en yüksek seviyeye çıkaracağız, demişlerdi.<br />
Ben, buna ihtiyacım yok, dediysem de o dinlemedi. </p>
<p>    * Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:</p>
<p>Türk Tarih Kurumu Başkanlığına,</p>
<p>    * Yazıların sonuna düşülen notlarda yer adıyla tarih arasına konur:</p>
<p>Kuşadası, 7 Şubat</p>
<p>    * Sayıların yazımında ondalık bölümleri ayırmak için kullanılır. Nokta kullanılmaz:</p>
<p>22,4     2,5       125,255</p>
<p>    * Bibliyografik künyelerde yazar adı, eser adı, basım evi vb. maddelerin arasına konur. Basım yeri ile tarihi arasına virgül konmaz:</p>
<p>Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938</p>
<p>    * Cümle içinde “ve, veya, yahut” bağlaçlarından önce ve sonra virgül kullanılmaz; başka noktalama işaretleri de kullanılmaz.</p>
<p> 3) NOKTALI VİRGÜL ( ; ) </p>
<p>    * Aralarında şekil ve anlamca ilişki bulunan, birbirine bağlaçsız bağlanan ve aralarındaki duraklama kısa olan cümlelerin arasına konur:</p>
<p>At ölür, meydan kalır; yiğit ölür şan kalır. (Bu cümlelerin arasına nokta konabilirdi, ama duraklama kısa olduğu için noktalı virgül konmuş.)</p>
<p>Gitmemiz gerekiyor; bekleyenler var. (çünkü)</p>
<p>Okumuş bir kadın değil, ama anlayışlı; çok genç değil, ama güzel&#8230; (bununla birlikte)</p>
<p>Karşısında, bir şezlonga uzanmış esmer, güzel bir kız, siyah maroken kaplı bir kitap okuyor; pencereden, çiçek, kır kokuları; deniz, dalga fısıltıları getiren tatlı bir nisan rüzgârı giriyordu. (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) (bu esnada; ve)</p>
<p>    * İki cümleyi birbirine bağlayan “ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, bununla birlikte” gibi bağlaçlardan önce konur:</p>
<p>Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.  (YKB)<br />
Olanları anladım; ama iş işten geçmişti.<br />
Çok söylüyorum, fakat söz dinlemiyor.<br />
Bir aralık evden savuşmak da aklına geldi; ama, faydasız buldu.<br />
İnsan yalanı bilmeyerek okur; ama, yalan olduğunu bildikten sonra gene okumak ister mi?</p>
<p>*Sıralı cümleler arasına giren bu bağlaçlardan önce nokta, virgül ya da noktalı virgül koyup koymamak yazara göre değişebilen bir üslûp meselesidir. </p>
<p>    * Virgüllerle ayrılmış tür veya takımları, farkı bölümleri ve örnekleri birbirinden ayırmada kullanılır:</p>
<p>Murat, Yavuz ve Kâzım bir grup; Ahmet, Metin ve Mehmet de bir grup olsunlar.<br />
Erkek çocuklarına Doğan, Tuğrul, Aslan; kız çocuklarına ise İnci, Çiçek, Gönül adlarını verirler.</p>
<p>    * Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak iç.in kullanılır:</p>
<p>kavun, karpuz, kelek; lâhana, pırasa, ıspanak; bisküvi, kraker, çikolata&#8230; </p>
<p>    * Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için bu sıralı cümleler konur.</p>
<p>Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum.<br />
Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var ne giden.<br />
İster inan, ister inanma; aynen dediğim gibi oldu.<br />
İş işten geçti; artık gelsen de olur, gelmesen de&#8230;</p>
<p>    * İçerisinde birden fazla virgül kullanılmış cümlelerde öznenin kendinden hemen sonra gelen öğelere karışmamasını sağlamak için kullanılır:</p>
<p>Faruk; Kenan, Hulusi ve Mustafa ile yaşıt sayılır.</p>
<p>    * Cümle içerisindeki açıklamalardan önce kullanılır:</p>
<p>Akşama dek hiç durmaksızın çalışmıştı; çok yorgundu.<br />
4. İKİ NOKTA ( : ) </p>
<p>    * Açıklama yapılacak yerlerde kullanılır:</p>
<p>bestesiz:bestesi olmayan.<br />
sıfat: İsimlerden önce gelerek onların nitelik ve niceliklerini bildiren kelimeler.<br />
Kelimeler genel olarak ikiye ayrılır: İsimler ve fiiller.<br />
Bu işin en sağlam yolu şudur: Bildiğinden şaşmamak.<br />
Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü.<br />
Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerinden Hayrullah.</p>
<p>    * Bir cümleden sonra alıntı bir cümle geliyorsa veya bir söz naklediliyorsa iki nokta kullanılır:</p>
<p>Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?”<br />
O, başarının sırrını tek kelimeyle açıklar: Azim </p>
<p>    * Kendisinden sonra örnek verilecek cümlelerin sonuna konur.</p>
<p>Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bazıları şunlardır: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem&#8230;</p>
<p>    * Karşılıklı konuşmalarda kimin konuşacağı belirtildikten sonra iki nokta konur:</p>
<p>-Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?<br />
Ziraatçi sayar:</p>
<p>-Yulaf, pancar, nohut, mercimek&#8230;</p>
<p>Bilge Kağan:              Türklerim işitin!<br />
Üstten gök çökmedikçe<br />
alttan yer delinmedikçe<br />
ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?</p>
<p>Koro:   Göğe erer başımız başınla senin!              </p>
<p>    * Kütüphanecilikte yazar ve eser adı arasına konur:</p>
<p>Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz</p>
<p>    * Ses biliminde uzun okunması gereken ünlüden sonra kullanılır:</p>
<p>a:ile, ceva:hir, di:nen, ka:til, i:cat&#8230;</p>
<p>    * Matematikte bölme işareti yerine kullanılır:</p>
<p>45:3=15</p>
<p> Jİki noktadan sonra bağımsız bir cümle geliyorsa bu cümle büyük harfle başlar; art arda örnekler sıralanıyorsa ilk örnek küçük harfle başlar:</p>
<p>Tam kapıdan çıkmak üzereyken sordu: Akşam erken gelecek misin?<br />
İnceleyeceğiniz kelimeler şunlar: gelmek, nakletmek, gidedurmak.<br />
İnsan üç şeye benzer: ağaca, suya ve rüzgâra </p>
<p>*İki nokta kullanılmış cümleler bazen aynı kelimeler kullanılarak ama iki nokta kullanılmadan da kurulabilir: Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?” ›Çocuk merakla, bana ne getirdin, diye sordu vb.<br />
5. ÜÇ NOKTA ( &#8230; ) </p>
<p>    * Art arda örneklerin sıralandığı cümlelerde benzer örneklerin sürdürülebileceğini ifade etmek için cümle sonunda kullanılır. Bu amaçla cümle sonunda kullanılabileceği gibi cümle içinde de kullanılabilir:</p>
<p>Fiillerin bazıları isimlerden türemiştir: başlamak, suçlamak, incelmek, çoğalmak&#8230;</p>
<p>Güneşli fırtınalar, renk renk çiçekler&#8230; ve başka insanlarla birlikte yeni bir hayata hazırlanıyordu.</p>
<p>    * Bitmemiş veya bitirilmemiş cümlelerin sonun konur. Bazılarında okuyucunun cümleyi zihninde tamamlaması beklenir:</p>
<p>Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı&#8230;<br />
Sana uğurlar olsun&#8230; Ayrılıyor yolumuz!<br />
Onu bir defacık görebilmek için nelere katlanmazdım ki&#8230;<br />
Kar, yılın ilk karı&#8230; Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle!<br />
El elin eşeğini elbette türkü söyleyerek arar. Hele eşek zorla aranıyorsa. Üstelik Subaşınınsa&#8230;.<br />
Trenin pencerelerinde gülümseyen kadınlar, el sallayan çocuklar&#8230; Keskin bir tren düdüğü&#8230; Trenin birdenbire salıverdiği yoğun bir buhar&#8230; her şey bir su katmanının altında yok oluverdi birden. Sonra genzi yakan o bildik kömür kokusu&#8230;</p>
<p>    * Söylenmek, belirtilmek istenmeyen ve kaba sayılan, söylenmesi ahlâken çirkin görülen kelimelerin yerine konur:</p>
<p>Olaya &#8230; Bey’in oğlunun da adı karışmış.<br />
Haberi &#8230;’dan dinledim.<br />
Toplantıya gelenler arasında &#8230; var mıydı?<br />
Kılavuzu karga olanın burnu b&#8230;.tan çıkmaz.<br />
Yerden topladığı &#8230;ları onun arkasından fırlattı.<br />
&#8230; adam, yine her yeri dağıtmış.<br />
B&#8230;.., 7 Nisan              (burada yer adı gizlenmiş) </p>
<p>    * Herhangi bir metinden alınan cümlenin öncesi ve sonrası olduğunu, aralarda da alınmayan kısımlar olduğunu belirtmek için kullanılır:</p>
<p>“&#8230;Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler&#8230; Ah hele kırmızı feraceler&#8230; Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı&#8230;” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin)</p>
<p>*Bu görevdeki üç nokta yay ayraç içerisinde de konabilir. </p>
<p>    * Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:</p>
<p>Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:</p>
<p>- Koca Ali&#8230; Koca Ali, be’    (Diyet)</p>
<p>    * Karşılıklı konuşmalarda yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:</p>
<p>-Yabancı yok!<br />
-Kimsin!<br />
-Ali&#8230;<br />
-Hangi Ali?<br />
-&#8230;</p>
<p>-Sen misin, Ali usta?<br />
-Benim.<br />
-Ne arıyorsun bu vakit buralarda?<br />
-Hiç&#8230;<br />
-Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa?<br />
-!&#8230;     (Diyet)<br />
 6. SORU İŞARETİ ( ? ) </p>
<p>    * Soru anlamı taşıyan cümle ve kelimelerden sonra kullanılır:</p>
<p>Hangi elbiseyi beğendiniz?<br />
Benimle alış verişe kim gelecek?<br />
Soruları cevapladınız mı?<br />
Nasıl bir kitap aramıştınız?<br />
Evimizi, eşyalarımızı nasıl buldunuz?<br />
Nerede ?<br />
Kim?<br />
Nasıl?<br />
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?</p>
<p>    * Cevabı zaten içinde olan soru cümlelerinde de soru işareti kullanılır:</p>
<p>Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı?<br />
Yoksa bu sözümde yalan var mı?</p>
<p>    * İçinde soru kelimeleri veya soru eki bulunan ama anlamca soru cümlesi olmayan cümlelerde soru işareti kullanılmaz:</p>
<p>Kaça aldım, şimdi hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil)</p>
<p>Yapar mı yapmaz mı bilmem. (soru kelimesi nesneye dahil)</p>
<p>Bu olayı bize ne zaman anlatmıştı, hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil)</p>
<p>    * Bazı cümleler de soru kelimesi barındırmadığı hâlde soru cümlesidir. Bunlar soru işareti ile biter. Bu cümlelerin soru anlamı vurgu ve tonlama ile belirtilir:</p>
<p>Yaşınız?<br />
Sen alacaktın?<br />
Gördün?</p>
<p>    * Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde kullanılır:</p>
<p>Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş.<br />
1496 (?) yılında doğan Fuzuli&#8230;</p>
<p>    * Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır:</p>
<p>Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?), ( ?-1120)</p>
<p>    * Soru eki soru anlamı katmıyorsa, zaman anlamı katıyorsa soru işareti de kullanılmaz?</p>
<p>Akşam oldu mu sıla özlemi depreşir gurbetçilerde.</p>
<p>Hele bir de karların eriyip sularının akması yok mu&#8230;<br />
7. ÜNLEM İŞARETİ ( ! ) </p>
<p>    * İçinde ünlem ifadesi (haykırış, sevinç, kıvanç, üzüntü, acı, korku, hayret, ürperti, heyecan, nefret vb ani coşkunluklar) bulunan ve seslenme, hitap ve uyarı bildiren cümlelerden ve kelimelerden sonra gelir:</p>
<p>Komşular!   Babacığım!   Hemşehrilerim!     Tanrım!    Yazık sana!  Aşkolsun!  Hey baksana!</p>
<p>Ey Türk gençliği!   Hey! Biraz bakar mısın?    Hişt! Buraya gel!   Şşt! Sus bakayım!</p>
<p>Ee, yeter artık!    Aa! Bu da ne?   Ah, ne yaptım!    Eh! Fena değil.  Ay, elim!  Gitme ha!</p>
<p>Hah, şimdi oldu!      Hay Allah!  Vah zavallı!   Vay sersem!   Aman dikkat!  İmdat!</p>
<p>Boğuluyorum!       Simitçi!     Çok ilginç!      Ne kadar güzel!   Çabuk eve git!           </p>
<p>Ne olur yardım et!   Çık dışarı!    Güm!     Miyav!</p>
<p>Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!<br />
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!<br />
Ne mutlu Türküm diyene!</p>
<p>Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın<br />
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.</p>
<p>Kar, yılın ilk karı&#8230; Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle!<br />
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!<br />
Ey, bu topraklar için toprağa duşmuş, asker!</p>
<p>Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.</p>
<p>Zamanla nasıl değişiyor insan!</p>
<p>Gökyüzünün başka rengi de varmış!</p>
<p>*Ünlem işareti, ünlem ifadesinden hemen sonra kullanılabileceği gibi cümlenin sonunda da kullanılabilir:</p>
<p>Eyvah, geç kaldım!                Eyvah! Geç kaldım!</p>
<p>*Parantez içinde kullanılan ünlem işareti alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katar:</p>
<p>İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş.<br />
Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.</p>
<p>Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var.</p>
<p>Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!).</p>
<p>8. KESME İŞARETİ ( ’ )</p>
<p>    * Özel isimlere eklenen çekim eklerini ayırmak için kullanılır.</p>
<p>Mustafa Kemal’e, Ankara’yı, Türkiye’de, Kızılırmak’ı, Mamak Caddesi’nde&#8230;</p>
<p>*Ancak kurum ve kuruluş adlarından sonra kesme işareti kullanılmaz:</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisine, Mamak Anadolu Lisesi Müdürlüğüne, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Başkanlığına, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Dekanlığına, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Rektörlüğüne, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Kurumundan</p>
<p>    * Yabancı isimlere getirilen yapım ve çekim ekleri okunuşa göre belirlenir ve kesme işaretiyle ayrılır:</p>
<p>Shakespeare’in, Moliere’e, Honolulu’lu</p>
<p>             *Kişi adlarına sonradan eklenen unvanlara eklenen ekler de kesme işareti ile ayrılmaz.  </p>
<p>Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, &#8230;&#8230;&#8230;. Efendinin, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Paşayı&#8230;</p>
<p>             *Sert sessizle biten özel isimlere ünlüyle başlayan ek getirildiğinde ismin son sesi korunur, ama söyleyişte yumuşama olur. </p>
<p>Zonguldak’ı (Zonguldağı), Sinop’a (Sinoba), Ahmet’in (Ahmetin)</p>
<p>*            Özel ismin yerine kullanılan “o” zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve eki de kesme işaretiyle ayrılmaz. </p>
<p>*Yabancı isimler hariç diğer özel isimlere yapım ve çokluk ekleri getirilerek yapılan kelimeler büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu eklerden sonra gelen ekler de kesme işareti ile ayrılmaz.</p>
<p>Türklük, Türkçü, Türkleşmek, Türkçülüğün, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Ankaralıdan, Türkçecilik, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Mustafa Kemallerden, Ereğliler&#8230;</p>
<p>*Bu özel isimler, türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:</p>
<p>Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm&#8230;</p>
<p>*Özel isimlere eklenen –lı, -siz, -ci yapım ekleri kesme işareti ile ayrılmaz:</p>
<p>Ankaralı, Atatürkçü, İstanbulsuz&#8230; </p>
<p>    * Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen ekler okunuşa göre belirlenir ve kesme işaretiyle ayrılır:</p>
<p>DSİ’ye, ÖSS’de, TCDD’ye, TBMM’nin&#8230;</p>
<p>    * Küçük harflerle yapılan kısaltmalarda kelimenin okunuşu esas alınır:<br />
      kg’dan, cm’yi, mm’den</p>
<p>*Ancak büyük harfle yapılıp da okunuşu esas alınan kısaltmalar da vardır ki bunlar bir kelime gibi telâffuz edilebilmektedirler:</p>
<p>ASELSAN’a, BOTAŞ’ın, NATO’dan, UNESCO’ya&#8230;</p>
<p>*Sonunda nokta bulunan kısaltmalardan sonra kesme işareti kullanılmaz. Ek kelimenin okunuşuna göre belirlenir:</p>
<p>vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan </p>
<p>    * Sayılardan sonra gelen ekler de kesme işaretiyle ayrılır. Sıra sayılarında hem nokta hem kesme kullanılmaz:</p>
<p>1972’de, 1881’de, 2000’den, 12’nci&#8230;</p>
<p>*Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir:</p>
<p>Onar, beşer, yüz yirmişer, yüz ellişer milyon&#8230;</p>
<p>    * İki kelime sonradan birleştirildiğinde ve (özellikle şiirde vezin gereği) bu kelimelerden ikincisinin ilk ünlüsü düşürüldüğünde düşen ünlünün yerine kullanılır:</p>
<p>ne oldu › n’oldu, ne etsin › n’etsin, ne eylesin › n’eylesin, Karacaoğlan › Karac’oğlan (Şiir dışında Karacaoğlan’dır.), düştü mü ola › düştü m’ola&#8230;</p>
<p>    * Özellikle belirtilmek istenen ek, harf ve kelimelerden sonra kullanılır:</p>
<p>A’dan Z’ye, -daş’la türemiş kelimeler&#8230;</p>
<p>Bazı kelimelerde b’nın m’ya dönüştüğü görülür.</p>
<p>Ne’nin belirtisiz nesne olarak kullanımına örnek verin.</p>
<p>    * Aldığı ekle bir başka kelime ile karıştırılabilecek olan kelime köklerinden sonra kullanılır:</p>
<p>Tava’nın rengi neden böyle olmuş?<br />
Bilgi’nin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerekir.)</p>
<p>    * Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı zaman kesme işareti yay ayraçtan sonra konur:</p>
<p>Yunus Emre (1240?-1320)’nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)’nin</p>
<p>*Ancak cins isimlerinden sonra yay ayraç geliyorsa yay ayraçtan sonraki ek kesmeyle ayrılmaz:</p>
<p>İmek fiili (ek fiil)nin<br />
9. TIRNAK İŞARETİ ( “ ” )</p>
<p>    * Başka birinin yazısından veya sözünden, hiç değiştirilmeden yapılan aktarmalar[9] tırnak içinde gösterilir. Alıntı cümle(ler), büyük harfle başlar, noktayla biter. Alıntı cümleye ait olan noktalama işaretleri tırnağın içinde kalır. Asıl cümle de daha bitmediği için küçük harfle devam eder:</p>
<p>Yaşlı kadın, “Yetişin!” diye bağırdı.</p>
<p> Şinasi, Halil Bey&#8217;e biraz rahatlık vermiş gibiydi. “Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; ama korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu. (Memduh Şevket Esendal, Saide)</p>
<p>Genç, esmer kız, yeni neslin son Türk kadınlarının o asla tatmin edilemeyecek olan ebedî kederiyle bulutlanan siyah gözlerini kitabından ayırmayarak,<br />
&#8220;Okuyorum büyükanneciğim.&#8221; dedi. (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler)</p>
<p>Aşağıdaki cümlelerin hangisi “İlkbahar en güzel mevsimdir.” cümlesiyle yüklemin türü bakımından benzerlik gösterir?</p>
<p>    * Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır:</p>
<p>“Küçük salonun fes renginde, kalın, ağır perdeli penceresinden dışarı, muhteşem, parlak bir suluboya levhası gibi görünüyordu. Saf mavi bir sema&#8230; Çiçekli ağaçlar&#8230; Uyur gibi sessiz duran deniz&#8230; Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altında dağlar, korular, beyaz yalılar&#8230;”</p>
<p>“Birden, üç dişi kalan buruşuk ağzını açtı. Esnedi. Bir mumya uzvu kadar sararmış, katılaşmış elini başına götürdü. Kahve rengindeki yemenisinin altında daha beyaz görünen saçlarına dokundu. Bir an düşündü.” (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler)</p>
<p>    * Cümle içinde özellikle belirtilmek istenen kelimelerden ve sözler tırnak içine alınır. Bazen tırnak işareti kullanmak yerine bu kelimeler koyu harflerle veya altı çizilerek de yazılabilir. Bunlar cümle değillerse küçük harfle başlarlar:</p>
<p>Birçoğu “edebiyat” kavramını yeni öğreniyordu.<br />
Uzaklık ifade etmek için “ta” kullanılır.</p>
<p>Birçoğu edebiyat kavramını yeni öğreniyordu.<br />
Uzaklık ifade etmek için ta kullanılır.</p>
<p>    * Kitap isimleri ve yazı başlıkları yazıda tırnak içinde gösterilir. Bunlardan sonra kesme işareti kullanılmaz; çünkü tırnak işareti aynı zamanda kesme işaretinin görevini de üstlenir:</p>
<p>Tanpınar’ın tek denemesi,”Beş Şehir”dir.<br />
Faruk Nafiz, “Han Duvarları”nda, Anadolu coğrafyasını ve insanını en güzel şekilde anlatmıştır.</p>
<p>Kitabınızdaki “İmlâ Kuralları” konusuna bir göz atın.</p>
<p>10. TEK TIRNAK İŞARETİ ( ‘ ’ )</p>
<p>    * Doğrudan yapılan ve tırnak işareti ( “ ” ) içinde gösterilen sözlerin içinde başka bir alıntı söz daha varsa bu da tek tırnak işareti ( ‘ ’ ) içinde verilir:</p>
<p>Hasan: “Yolda Yücel’i gördüm, ‘Yarın sizin sınıfla maç yapalım.’ dedi”</p>
<p>Annesi kıza, “Kardeşini parka götür. Baban niçin geciktiğinizi sorarsa ‘Annem göndermedi’ dersin.” diye seslendi.</p>
<p>Edebiyat öğretmeni, “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı? dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okudu.</p>
<p>    * Tek tırnak bir de dil yazılarında örnek olarak verilen kelimelerin anlamlarını göstermek için kullanılır:</p>
<p>Göktürk Anıtları’nda geçen bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, tüketi ‘tamamen’ gibi kelimeler artık kullanılmamaktadır.<br />
11. YAY AYRAÇ- PARANTEZ ( (  ) )</p>
<p>    * Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan, yazının ve sözün aslında olmayıp, sonradan eklenmiş olan açıklayıcı kelimeleri ve söz gruplarını göstermek için kullanılır:</p>
<p>O tarihte (1980) henüz sen yoktun.</p>
<p>Türk edebiyatının üç kolu da (halk edebiyatı, divan edebiyatı, yeni Türk edebiyatı) büyük farklılıklar gösterir.</p>
<p>Sanatçının bu eseri hatıra (Anı demek daha doğru olur.) türünün en iyi örneklerindendir.</p>
<p>Türkçede bazı ekler (-yor, -ken, -leyin, -mtırak, -ki) büyük ünlü uyumu kuralına aykırıdır.</p>
<p>Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapatıldıklarn sonra yazılır:</p>
<p>Yunus Emre (1240?-1320)’nin</p>
<p>*“yani” ile yapılan açıklamalar yay ayraç içine alınmaz.<br />
Babasından, yani okumasında büyük emeği geçen insandan daha ne isteyebilirdi ki?</p>
<p>    * Sözün söylendiği anda olup biteni, konuşanın hareketlerini ve durumunu  belirtmek için kullanılır. Özellikle tiyatro eserlerinde çokça kullanılır:</p>
<p>İhtiyar ¦ (Yerinden doğrulur.) Şimdi ne olacak?</p>
<p>Kaymakam ¦ (hiddetle) Ne olacak baba&#8230;Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış&#8230;</p>
<p>    * Alıntıların yapıldığı eser ve yazar adı yay ayraç içinde verilir:</p>
<p>Asıl konuşan Hasan&#8217;dı, altı aydan beri susan Hasan&#8230; Durmadan, dinlenmeden, nefes almadan, yanakları sevincinden pembe pembe, dudakları titreyerek taze, gevrek, billûr sesiyle biteviye konuşuyordu. Aklına ne gelirse söylüyordu. Eskici hem çalışıyor, hem de, ara sıra &#8220;Ha! Ya? Öyle mi?&#8221; gibi dinlediğini bildiren sözlerle onu söyletiyordu; artık erişemeyeceği yurdunun bir deresini, bir rüzgârını, bir türküsünü dinliyormuş gibi hem zevkli, hem yaslı dinliyordu; geçmiş günleri, kaybettiği yerleri düşünerek benliği sarsıla sarsıla dinliyordu.</p>
<p>(Refik Halit Kara, Eskici)</p>
<p>    * Herhangi bir metinden alınan cümlenin öncesi ve sonrası olduğunu, aralarda da alınmayan kısımlar olduğunu belirtmek için üç noktayla birlikte kullanılabilir</p>
<p>“(&#8230;) Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler&#8230; Ah hele kırmızı feraceler&#8230; Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı. (&#8230;)” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin)</p>
<p>    * Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda soru işaretiyle birlikte yay ayraç kullanılır:</p>
<p>Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş.<br />
1496 (?) yılında doğan Fuzuli&#8230;</p>
<p>    * Söze alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katmak için Ünlem işaretiyle birlikte kullanılır:</p>
<p>İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş.</p>
<p>Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.</p>
<p>Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var.</p>
<p>Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!).</p>
<p>    * Yabancı kelimelerin okunuşları parantez içinde verilir:</p>
<p>Rousseau (Ruso) Fransız edebiyatında romantizmin önemli temsilcilerinden biridir.</p>
<p>İngiltere&#8217;de Lord Byron (Lord Bayron), Shelley (Şelli) ve Shakespeare (Şekspir) romantizmin kaynağı sayılırlar.<br />
12. KÖŞELİ AYRAÇ ( [ ] )</p>
<p>    * Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda dışta köşeli, içte yay ayraç kullanılır:</p>
<p>Kütüphanemize Türk edebiyatı tarihi kitapları [En başta Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (Nihat Sami Banarlı)] alınmalı.</p>
<p>    * Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır:</p>
<p>Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler.</p>
<p>    * Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmadığı hâlde araştırmacı tarafından tamamlanan kısımlar köşeli ayraç içinde verilir:</p>
<p>Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Küş-tegin ye[di yaşındakaldı...]<br />
13. KISA ÇİZGİ ( &#8211; )</p>
<p>    * Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kullanılır. Bu görevde kullanılınca birleştirme çizgisi denir.:</p>
<p>O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-<br />
sizce, titreye titreye ağlıyor.</p>
<p>JBirleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. ba-</p>
<p>şöğretmen Atatürk &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. il-</p>
<p>kokuldayken &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Karaosma-</p>
<p>noğlu’nun&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>JKelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.a-</p>
<p>rabayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..u-</p>
<p>çurtmamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.cami-</p>
<p>i &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;niha-</p>
<p>î&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Doğruları şöyle olacaktır:<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;ara-</p>
<p>bayla &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..uçurt-</p>
<p>mamızın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..ca-</p>
<p>mii &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;ni-</p>
<p>haî&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; </p>
<p>JÖzel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Geçen yıl Ankara’</p>
<p>daki akrabalarımıza &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;1996’</p>
<p>da &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>JGırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.meş’-</p>
<p>aleyi                            değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;meş’a-</p>
<p>leyi                              olacak              &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. kur’-</p>
<p>adan                           değil                 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.kur’a-</p>
<p>dan.                            olacak </p>
<p>    * “de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; önünde kitap</p>
<p>da yoktu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; gördüm</p>
<p>ki söylüyorum &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. geçen yıl</p>
<p>mı kazanmış?</p>
<p>*Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.</p>
<p>    * Cümle içindeki arasöz ve ara cümlelerin başına ve sonuna konur:</p>
<p>Bütün bebekler –Zeynep hariç- çoktan uykuya dalmışlardı.</p>
<p>Sizinle ilgili her şeyi –gördüğüm ve bildiğim her şeyi- mutlaka yazacağım.</p>
<p>Bu çocuk –sizi temin ederim ki- ilerde büyük adam olacak.</p>
<p>    * Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasına konur:</p>
<p>İkinci dünya savaşı (1939-1945) tam altı yıl sürmüştür.<br />
09.30-10.30</p>
<p>    * Bazı terimlerle kuruluş adlarında kullanılır:</p>
<p>isim-fiil, zarf-fiil, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi&#8230;</p>
<p>    * Birbiriyle ilgi kurulan iki isim arasında kullanılır:</p>
<p>Türk-Yunan ilişkileri.<br />
Sivas-Ankara arası trenle yüz yıldır 12 saatte gidiliyor.<br />
Türkçe-Fransızca sözlük<br />
Ural-Altay dil grubu<br />
Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması<br />
Soy-dil-din üçgeni&#8230;<br />
2000-2001 öğretim yılı&#8230;</p>
<p>    * Rakamlar arasında kullanılarak ila anlamı verir:</p>
<p>3-4 kişi<br />
19-20 yaşlarında<br />
1-7 Aralık 2000 tarihleri  arasında</p>
<p>    * Matematikte çıkartma işareti olarak kullanılır:</p>
<p>458-54=404</p>
<p>    * Adreslerde semt ile şehir ismi arasına konur:</p>
<p>Demirlibahçe-ANKARA</p>
<p>    * Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini ifade etmede, kelimeleri eklerine ayırmada, ekleri tek başına göstermede ve kelimeleri hecelemede kullanılır:</p>
<p>oku-, yaz-, gönder-, sevindir-; yaz-dı-k, yol-cu-luk, -de, -i, -ki, ge-le-bi-li-rim</p>
<p>    * Bazı yabancı kelimelerde kullanılır:</p>
<p>Sainte-Beuve, by-pass, check-up&#8230;</p>
<p>    * Bilimsel yazılarda, Arapça ve Farsça tamlamalarda ve bazı ibarelerde kullanılır:</p>
<p>Servet-i Fünun, Divanı, Lûgati’t-türk, Aşk-ı  Memnu, bülbül-i şeydâ, âteş-perest, vatan-perver, bilâ-ücret, bî-çâre, hokka-bâz, nâ-mağûb&#8230;<br />
14. UZUN ÇİZGİ ( ¦ )</p>
<p>Karşılıklı konuşmalarda konuşmanın ve konuşmacının değiştiğini belirtmek için cümlelerin başında (satır başında) kullanılır. Konuşma çizgisi de denir.</p>
<p>Şinasi Halil Bey&#8217;e baktı ve:<br />
-Bu mektup sana, dedi.<br />
-Bana mı, kimden?<br />
-Evden olacak!<br />
-Evden? Ne münasebet?<br />
Şinasi Bey mektubu aldı. Saide&#8217;nin yazısı ile şu satırları okudu:</p>
<p>&#8230;</p>
<p> Büyük nine sordu:<br />
-Okuduğun ne, kızım?<br />
-Bir roman.<br />
-Neden bahsediyor?<br />
-Hiç.<br />
Büyük nine tekrar daldı. </p>
<p>*Oyunlarda uzun çizgi, konuşanın adından sonra da konabilir:</p>
<p>Büyük nine &#8211; Okuduğun ne, kızım?<br />
Kız &#8211; Bir roman.<br />
Büyük nine ¦ Neden bahsediyor?<br />
Kız &#8211; Hiç.<br />
Büyük nine tekrar daldı.</p>
<p>*Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman konuşma çizgisi kullanılmaz.<br />
15. Eğik Çizgi ( / )</p>
<p>    * Şiirlerden alıntı yapıldığında, yan yana yazılan mısraları ayırmak için kullanılır:</p>
<p>Yüzükoyun yatma diyor annem / Yatar mıyım hiç, / İster miyim / Yüzümün / Koyun olduğunu?  (FHD)</p>
<p>    * Adreslerde apartman ve daire numaralarıyla semt ve şehir isimleri arasına konur:</p>
<p>Altay Sokağı, Nu: 21/6</p>
<p>Kurtuluş/ANKARA</p>
<p>Dil bilgisinde eklerin ünlü ve ünsüz uyumlarına göre aldıkları farklı şekillerini göstermek için kullanılır:</p>
<p>-a / -e, -an / -en, -madan / -meden, -dı / -di / -du / -dü / -tı / -ti / -tu / -tü</p>
<p>    * Matematikte bölme işareti olarak kullanılır:</p>
<p>125/5=25</p>
<p>    * Bilgisayar ve internet dilinde eğik çizgi olarak //, / ve \ işaretleri kullanılmaktadır.</p>
<p>16. Denden işareti ( &#8221; )</p>
<p>Bir yazıdaki maddelerin sırlanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır.</p>
<p> a. Etken          fiil</p>
<p>b. Edilgen        &#8221;</p>
<p>c. İşteş             &#8221;</p>
<p>d. Dönüşlü      </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-noktalama-isaretleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, ses bilgisi konusu</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-ses-bilgisi-konusu.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-ses-bilgisi-konusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:49:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[SBS KONULARI]]></category>
		<category><![CDATA[ses bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[ses bilgisi konusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[Ses ve Dil sesi HARF ve HARF SİSTEMİ (ALFABE) Ses-Harf İlişkisi Seslerin birleşmesi, hece yapısı ve kelime Seslerin Meydana Gelişi ve Sınıflandırılması I. ÜNLÜLER A. ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ B. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES UYUMLARI 1. Büyük ünlü uyumu 2. küçük ünlü uyumu &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-ses-bilgisi-konusu.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>    Ses ve Dil sesi</p>
<p>    HARF ve HARF SİSTEMİ (ALFABE)</p>
<p>    Ses-Harf İlişkisi<br />
    Seslerin birleşmesi, hece yapısı ve kelime<br />
    Seslerin Meydana Gelişi ve Sınıflandırılması</p>
<p>    I. ÜNLÜLER</p>
<p>    A. ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ</p>
<p>    B. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES UYUMLARI</p>
<p>    1. Büyük ünlü uyumu<br />
    2. küçük ünlü uyumu</p>
<p>    C. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES OLAYLARI</p>
<p>    1. ÜNLÜ DÜŞMESİ</p>
<p>    2. ÜNLÜ TÜREMESİ</p>
<p>    3. ÜNLÜ DARALMASI</p>
<p>    II. ÜNSÜZLER<br />
    A. ÖZELLİKLERİ</p>
<p>    B. ÜNSÜZLERLE İLGİLİ SES OLAYLARI ve UYUMLARI<br />
    1. ÜNSÜZ UYUMU (BENZEŞMESİ)</p>
<p>    a. ÜNSÜZ SERTLEŞMESİ<br />
    b. ÜNSÜZ YUMUŞAMASI</p>
<p>    2. ÜNSÜZ TÜREMESİ<br />
    3. ÜNSÜZ DÜŞMESİ</p>
<p>    C. ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ<br />
    1. b›m Değişmesi<br />
    2. ğ›v değişmesi<br />
    3. b›p DEĞİŞMESİ<br />
    4. c›ç değişmesi<br />
    5. d›t DEĞİŞMESİ</p>
<p>    III. ÜNLÜ ÜNSÜZ UYUMLARI ve ETKİLEŞİMLERİ<br />
    1. Ünlü-Ünsüz uyumu (Benzeşmesi)<br />
    2. Ulama</p>
<p>    IV. YARDIMCI ÜNLÜ ve ÜNSÜZLER<br />
    KAYNAŞTIRMA HARFLERİ</p>
<p>SES BİLGİSİ<br />
 Ses ve Dil Sesi</p>
<p>Genel anlamda kulağın duyabildiği titreşimlere ses denir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşime dil sesi denir. Dil sesleri, konuşma organlarının (ağız, burun, boğaz boşluğu ve soluk borusu) uyumlu çalışmasıyla, anlamlı kelimeler oluşturacak biçimde meydana gelir.</p>
<p>Ses, dilin en küçük birimidir. Kelimelerin söylenip yazılması ses değerlerine bağlıdır.</p>
<p>Sesler, anlam ayırt edici özelliğe de sahiptir:<br />
ad/at, od/ot, sac/saç, hac/haç, hala/hâlâ, dahi/dâhi<br />
HARF ve HARF SİSTEMİ (ALFABE)</p>
<p>Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Yani harf, sesin yazıdaki karşılığıdır.</p>
<p>Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. Alfabede bulunan harflerin dilin her sesini temsil edebilmesi önemlidir.</p>
<p>Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 01.11.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Bunların 21 tanesi ünsüzleri, 8 tanesi de ünlüleri karşılar.</p>
<p> Lâtin alfabesindeki “q”, “x” ve “w” harfleri alınmamış; bu alfabeye “ğ”, “i”, “ş” sesleri eklenmiştir.</p>
<p>Türk alfabesi, her ses için ayrı bir harf ve her harf için ayrı bir ses ilkesine göre düzenlenmiştir. Buna göre dilimiz, yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan bir dildir.<br />
Ses-Harf İlişkisi</p>
<p>Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ses kulağa, harf ise göze hitap eder.</p>
<p>Önce ses vardı. Sonra yazının icat edilmesiyle sesler yazıda harflerle temsil edilmeye başladı.</p>
<p>Bir dilin sesleri farklı alfabelerle de yazıya aktarılabilir. Nitekim Türk dili sırayla Göktürk, Uygur, Arap, Lâtin ve Kiril alfabeleriyle yazılmıştır.<br />
SESLERİN Sınıflandırılması</p>
<p>Bir dilde bulunan sesler, o dilin ses dağarcığını oluşturur. Türkçenin ses dağarcığını da 29 ses oluşturur. Bu sesler, “ünlüler” ve “ünsüzler” olmak üzere ikiye ayrılır.<br />
I. ÜNLÜLER </p>
<p>    * Ağzın açık durumunda (yani ses yolu açıkken), hiçbir engelle karşılaşmadan çıkan seslerdir.</p>
<p>    * Tek başlarına ve uzun ünlü gibi (iki ünlü değerinde) telâffuz edilirler.</p>
<p>    * Türkçede 8 tane ünlü vardır: a e ı i o ö u ü</p>
<p>A. ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Ünlüler şu şekilde sınıflandırılır:</p>
<p>Dudakların durumuna göre ›</p>
<p>DÜZLER<br />
	YUVARLAKLAR</p>
<p>Ağzın açıklığına göre (Alt çenenin açıklığına göre)›</p>
<p>Genişler</p>
<p>Darlar</p>
<p>Genişler</p>
<p>Darlar</p>
<p>Dilin duru-muna göre›</p>
<p>KALINLAR</p>
<p>a</p>
<p>ı</p>
<p>o</p>
<p>u</p>
<p>İNCELER</p>
<p>e</p>
<p>i</p>
<p>ö</p>
<p>ü</p>
<p>    * Kalın ünlüler, dilin geriye çekilmesiyle; ince ünlüler, dilin ileri doğru itilmesiyle oluşur.</p>
<p>    * Dudaklar düz durumdayken çıkan ünlüler düz; büzülüp yuvarlaklaşmış durumdayken çıkan ünlüler de yuvarlak ünlüdür.</p>
<p>    * Alt çenenin açık ve ağız boşluğunun geniş durumunda çıkan ünlüler geniş; alt çene az açık ve ağız boşluğu darken çıkan ünlüler de dar ünlüdür.</p>
<p>Bu sınıflandırmaya göre her ünlünün üç özelliği vardır.</p>
<p>*Buna göre hangi ünlünün hangi özelliğe sahip olduğuna tek tek bakalım:</p>
<p>a</p>
<p>düz, geniş, kalın</p>
<p>o</p>
<p>yuvarlak, geniş, kalın</p>
<p>e</p>
<p>düz, geniş, ince</p>
<p>ö</p>
<p>yuvarlak, geniş, ince</p>
<p>ı</p>
<p>düz, dar, kalın</p>
<p>u</p>
<p>yuvarlak, dar, kalın</p>
<p>i</p>
<p>düz, dar, ince</p>
<p>ü</p>
<p>yuvarlak, dar, ince</p>
<p> Ünlülerin bu özellikleri ünlü uyumlarında ve bazı ses olaylarında karşımıza çıkacaktır.</p>
<p> Ünlülerin kullanımıyla ilgili bazı kurallar:</p>
<p>    * Türkçede iki ünlü yan yana bulunmaz. İki ünlünün yan yana olduğu kelimeler kesinlikle Türkçe değildir:</p>
<p>Saat,   kanaat, şecaat, maarif, aile, kaide, mail, miat, dair, Siirt, buut (boyut), fiil&#8230; </p>
<p>    * Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan dilimize giren kelimelerde vardır.</p>
<p>şair, numune, iman (şa:ir, numu:ne, i:man)</p>
<p>-Ancak Türkçede uzun ünlü bulunmadığı için birçok yabancı kelimedeki uzun ünlüler Türkçede kısa telâffuz edilir.<br />
beyaz, hiç, rahat&#8230;</p>
<p>-Bazen bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde uzunluk tekrar ortaya çıkar. esas›esası, hayat›hayatı, kanun›kanunen&#8230; (esa:sı, haya:tı, kanu:nen)</p>
<p>-Bazı örneklerde uzunluk ek getirildiğinde de ortaya çıkmaz.<br />
beyaz›beyazı, can›canım&#8230;</p>
<p>-Uzun ünlüler belli durumlar dışında gösterilmez.<br />
Gösterilmeyenlere örn.:         adalet, badem, beraber, şive, şube;<br />
Gösterilenlere örn.:               âdet, yâr, âlem, şûra, hâlâ&#8230;</p>
<p>-Eski yazıdan çeviri yapılan bilimsel metinlerde uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir. a, u</p>
<p>    * Türkçede İngilizce by, gibi ünlü bulundurmayan kelime (kısaltmalar hariç) yoktur.</p>
<p>    * Türkçe kelimelerde birinci heceden sonraki hecelerde o ve ö ünlüleri bulunmaz.</p>
<p>B. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES UYUMLARI</p>
<p> Ünlülerin düzlük-yuvarlaklık, kalınlık-incelik ve darlık-genişlik özellikleri iki ses uyumunda karşımıza çıkar:</p>
<p>1.      Büyük ünlü uyumu</p>
<p>2.      Küçük ünlü uyumu.</p>
<p> Şimdi bu kuralları inceleyelim:<br />
1. BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU</p>
<p>  Kalınlık-incelik uyumu da denir.</p>
<p>    * Bu kurala göre Türkçe bir kelimenin ünlülerinin tamamı ya kalın ya da ince olmalıdır.</p>
<p>sevilmek, ince, denizden, kelebekler, göstermelik&#8230;;<br />
satılık, kalın, oyun, uçurtma, aşağı, sorular&#8230;</p>
<p>    * Büyük ünlü uyumunda (küçük ünlü uyumunu hesaba katmazsak) hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:</p>
<p>a› a, ı, o, u             e› e, i, ö, ü               ı› a, ı, o, u              i› e, i, ö, ü</p>
<p>o› a, ı, o, u             ö› e, i, ö, ü              u› a, ı, o, u              ü› e, i, ö, ü</p>
<p>    * Küçük ünlü uyumunu hesaba katarsak hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:</p>
<p>a› a, ı       e› e, i         ı› a, ı         i› e, i        o› a, u       ö› e, ü      u› a, u       ü› e, ü</p>
<p>    * Kalın ve ince ünlülerin bir arada olduğu kelimeler ya değişikliğe uğramış Türkçe kelimelerdir ya da yabancı kelimelerdir.</p>
<p>-Değişikliğe uğramış Türkçe kelimeler:<br />
şışman›şişman, ınanmak›inanmak, dakı›dahi, kanı›hani, alma›elma, ana›anne, karındaş›kardaş›kardeş, kangı›hangi&#8230;</p>
<p>-Yabancı kelimeler:<br />
kalem, cihan, insan, merhamet, afiyet, asayiş, meteoroloji,semantik&#8230;</p>
<p>-Bazı yabancı kelimeler bu kurala uydurulmuştur.<br />
divar›duvar, kalib›kalıp, brillante›pırlanta, suret›surat&#8230; </p>
<p>    * Büyük ünlü uyumu kuralına uymayan (Türkçe ve yabancı) kelimelere getirilen ekler kelimenin son hecesine uyar:</p>
<p>annemiz, kardeşçe, veriyordu, elmalık, dünyanın, merhametli&#8230;</p>
<p>-Ancak bazı yabancı kelimelerde, ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlü gelir. Bunun sebebi, kelime sonundaki ünsüzün ince oluşudur.</p>
<p>alkolü, emlâkçilik, hakikati, helâkimiz, kabulüm, saatte, sadakatten&#8230; </p>
<p>    * Kelime kökleri bu kurala uyduğu gibi, kelimelere (Türkçe ve yabancı) getirilen ekler de kökün ünlüsüne göre belirlenerek çekimli ve türemiş bütün kelimeler bu kurala uydurulur.</p>
<p>yürü›yürüdüm, yürümek, yürüyen, yürüsün, yürüme&#8230;</p>
<p>oku›okusun, okuyalım, okuyucu, okuduk&#8230;</p>
<p>-Ancak bu kurala uymayan ekler vardır:</p>
<p>-yor             (şimdiki zaman eki)      : geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor&#8230;</p>
<p>-ken             (zarf-fiil eki)                 : alırken, koşarken, bakarken&#8230;[2]</p>
<p>-leyin           (isimden zarf yapan ek): sabahleyin, akşamleyin</p>
<p>-(İ)mtırak    (sıfattan sıfat yapan ek): yeşilimtırak[3], mavimtırak, ekşimtırak&#8230;</p>
<p>-ki    (ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): onunki, yukarıdaki, akşamki&#8230;</p>
<p>-Taş (isimden isim yapan ek)            : meslektaş, ülküdaş&#8230;</p>
<p>-gil   (aile bildirir)                             : halamgil, dayımgil, baklagiller&#8230;</p>
<p>-Ancak, bu eklerle yapılan bütün kelimeler büyük ünlü uyumuna aykırıdır denemez. Öyleyse bu eklerin ünlülerinin her zaman aynı özellikte (kalın veya ince) olduğunu, bu yüzden bazı kelimelerde uyuma girmediklerini söyleyebiliriz:öğleyin, gelirken, sarımtırak, seninki, arkadaş, eniştemgil&#8230;<br />
2. KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU   </p>
<p>  Düzlük-yuvarlaklık uyumu da denir.</p>
<p>    * Bu kurala göre bir kelime düz ünlü (a, e, ı, i) ile başlıyorsa sonraki ünlüler düz; yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) ile başlıyorsa sonraki ünlüler ya dar yuvarlak (u, ü) ya da düz geniş (a, e) olmalıdır:</p>
<p> arkadaş, karanlık, kelime, merdiven, serilmek, ıslık, ılık, ırak, sıcaklık, incelik, iyi</p>
<p> kova, orak, oğlak, oğlan, gözlem, önem, uğrak, uygar, uğraşmak, üzer, üçer</p>
<p>okul, kuru, uygun, olumlu, bozulmuş, çocuk, oğul, okul, ölümlü, öküz, uğur, ululuk, üçüz, üzüm, süzgün&#8230; </p>
<p>    * Küçük ünlü uyumunun büyük ünlü uyumundan bir farkı vardır:</p>
<p>Büyük ünlü uyumunda kelimedeki bütün ünlülerin kalınlık ve incelik bakımlarından uyuşmaları gerekli iken, küçük ünlü uyumunda her ünlü kendinden önceki ünlüye uymak zorundadır.</p>
<p>Meselâ, “kolaylık” örneğinde olduğu gibi “ı” ünlüsü kendinden önceki “a” ünlüsüne uyarken “a”dan önceki “o” ünlüsüne uymayabilir.</p>
<p> Bu özellik, yuvarlak ünlüden sonra düz-geniş ünlü geldiği zaman karşımıza çıkmaktadır:<br />
ufaklık, uzaklık, olası, önemli, üzerinde&#8230;</p>
<p>    * Büyük ünlü uyumunu hesaba katmazsak küçük ünlü uyumu kuralına göre hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:</p>
<p> a› a, e, ı, i             e› a, e, ı, i          ı› a, e, ı, i                i› a, e, ı, i<br />
o› a, e, u, ü           ö› a, e, u, ü       u› a, e, u, ü              ü› a, e, u, ü</p>
<p>    * Büyük ünlü uyumunu hesaba katarsak küçük ünlü uyumu kuralına göre hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:</p>
<p> a› a, ı     e› e, i      ı› a, ı       i› e, i     o› a, u        ö› e, ü       u› a, u          ü› e, ü</p>
<p>-Bu kurala uymayan yabancı kelimeler:</p>
<p>alkol, daktilo, mönü, akordeon, rötar, radyo, tiyatro, otobüs, televizyon, horoz, kamyon, siroz&#8230;</p>
<p>-Ancak bazı alıntı kelimeler bu kurala uydurulmuştur:</p>
<p>müdir›müdür, mümkin›mümkün, müşkil›müşkül&#8230;</p>
<p>-Bu kurala uymayan Türkçe kelimeler:<br />
Avuç, avurt, kavurmak, kavuşmak, savurmak, kavun, karpuz, yağmur, çamur, tavuk, kabuk&#8230;<br />
 -yor ve -ki ekleri de çoğu zaman bu kurala uymaz:geliyor, onunki&#8230;<br />
JKüçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere (Türkçe ve yabancı) getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar:</p>
<p>Kavunu, yağmurluk, müminlik, müzikçi&#8230;<br />
Sonuç </p>
<p>    * Bu uyumlar Türkçenin ayırt edici özellikleridir. Yani bu kurallara uymayan kelimeler çoğunlukla Türkçe değildir. Ama bu kurallar uyan kelimelerin tümü Türkçedir de diyemeyiz. O hâlde bu kurallar sadece Türkçe kelimelerde aranmalıdır.</p>
<p>    * Ayrıca bu kurallar en az iki heceli kelimelerde aranmalıdır. Tek heceli kelimelerle bitişik kelimelerde aranmaz. Bitişik kelimeyi oluşturan kelimeler ayrı ayrı incelenebilir; birbirleriyle uyumlu olup olmadıklarına bakılmaz.</p>
<p>anaerkil, ataerkil, babayiğit, pisboğaz, büyükbaş, küçükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, paragöz, hoşbeş, yüzgöz (olmak), düztaban, Karagöz, karagöz (balığı), önayak (olmak), kafakol, tepegöz, tıknefes, günaydın, hanımeli, aslanpençesi, keçiboynuzu, yeşilbaş (ördek), dilberdudağı, tavukgöğsü, baştankara (kuş), düşeyazdım, gidedurun, çıkageldi, alabilirsin, alabildiğine (kalıplaşmış), bakıver, düşmeyegör, ölmeyegör, çöpçatan, günebakan, ordubozan, oyunbozan, yelkovan, yolkesen, akımtoplar, amperölçer, barışsever, basınçölçer, bilgisayar, sanatsever, yurtsever, vatansever karıncaezmez, kuşkonmaz, külyutmaz, varyemez </p>
<p>    * Yabancı kelimeler bu kurallara uyabilir de uymayabilir de&#8230;</p>
<p>kalem, müzik, merasim; serbest, delil, fakat&#8230; </p>
<p>    * Kelimelerin bu kurallara uyup uymadıklarına bakılırken kelimeler tek başlarına değerlendirilir. Ancak “de” bağlacı ve soru eki kendinden önceki kelimeye uyarlar:</p>
<p>“mi” soru eki: geleyim mi, okudun mu</p>
<p>“de” bağlacı: sen de, o da, aldı da, özledim de&#8230;</p>
<p>*Ek-fiilin çekimi olan “ise” kelimesiyle “ile” edatı (hem edat hem bağlaç), bitişik yazıldıkları zaman ünlü uyumlarına girerler:</p>
<p>alır ise›alırsa, konu ile›konuyla&#8230; </p>
<p>    * Türkçe kelimeler bu kuralların her ikisine birden uyarlar (değişikliğe uğramış olanlar hariç). Ama Türkçe olsun olmasın, bir kelime bu kuralların her ikisine de uymak zorunda değildir; birine uyup diğerine aykırı düşebilir. Bu yüzden bu ünlü uyum kuralları ayrı ayrı ele alınmalıdır.</p>
<p> kavun, mönü: büu var, küu yok<br />
mezar, nazik: büu yok, küu var</p>
<p>    * Büyük ve küçük ünlü uyumlarının ikisini de kapsayacak şekilde verilen aşağıdaki tabloda hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği verilmiştir:</p>
<p> a› a, ı        e› e, i       ı› ı, a       i› i, e      o› u, a       ö› ü, e      u› u, a      ü› ü, e</p>
<p>C. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES OLAYLARI<br />
1. ÜNLÜ DÜŞMESİ </p>
<p>İki heceli olup birinci hecesinde geniş (a, e, o, ö), ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü) bulunduran bazı Türkçe ve yabancı kelimelere ünlü ile başlayan veya tek ünlüden oluşan bir ek getirildiğinde kelimenin vurgusuz hâle gelen ikinci hecesindeki dar ünlünün düşmesine hece düşmesi denir. Buna orta hece düşmesi de denir:</p>
<p> ağız›ağzı, burun›burnu, koyun(bağır, döş)›koynuna, alın›alnı, oğul›oğlu, gönül›gönlüm, beniz,›benzi,</p>
<p>ömür›ömrüm, cürüm›cürmü, hüküm›hükmü, fikir›fikri&#8230;</p>
<p>ileri-le-mek›ilerlemek, koku-la-mak›koklamak,</p>
<p>kavuş-ak›kavşak, uyu›uyku, devir-›devril-&#8230; </p>
<p>-Bazı durumlarda geniş ünlüler de düşebilir: nerede›nerde, burada›burda, şurada›şurda&#8230; </p>
<p>-Bazı Arapça kelimelere (isim) yardımcı fiil getirildiğinde de hece düşmesi görülür:</p>
<p>kayıp›kaybolmak, emir›emretmek, keşif›keşfetmek, sabır›sabretmek&#8230;</p>
<p>*gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.</p>
<p>oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir. </p>
<p>-Özel isimlerde hâliyle hece düşmesi olmaz:Gönül’e, Ömür’ü&#8230;<br />
2. ÜNLÜ TÜREMESİ </p>
<p>Ünlü türemesinin görüldüğü yerler:</p>
<p>    * Sonunda, sırayla bir sürekli veya süreksiz ünsüzle bir sürekli ünsüz bulunan Arapça ve Farsça kelimelerde, son iki ünsüz arasında telâffuzu kolaylaştırmak için bir ünlü türetilir. Bu kelimelere ünlüyle başlayan ekler veya bitişik yazılacak şekilde yardımcı fiiller getirildiğinde türemiş olan ünlüler tekrar düşer. Her ikisi de ayrı ayrı ama birbirinden kaynaklanan ses olayıdır: ünlü türemesi, ünlü düşmesi.</p>
<p>emir    ‹        emr                             keşif    ‹        keşf</p>
<p>azil      ‹        azl                               nakil    ‹        nakl</p>
<p>hüküm ‹        hükm                          bahis   ‹        bahs</p>
<p>fikir     ‹        fikr                              nutuk   ‹        nutk</p>
<p>sabır    ‹        sabr                            şahıs    ‹        şahs</p>
<p>şehir    ‹        şehr                             ilim      ‹        ilm</p>
<p>zehir    ‹        zehr                             zikir     ‹        zikr </p>
<p>    * –cik küçültme ekinden önce:</p>
<p>dar›dar-a-cık, az›az-ı-cık, bir›bir-i-cik, genç›genc-e-cik </p>
<p>    * Bazı yabancı kelimelerin başında:</p>
<p>ilimon, ıraf, Iramazan, İrecep, ıradıyo&#8230;<br />
3. ÜNLÜ DARALMASI  </p>
<p>    * Son sesi a veya e olan fiil kök ve gövdelerine, şimdiki zaman eki getirildiğinde kelime sonundaki sesli daralır. Bunun sebebi “y”nin daraltıcı etkisidir:</p>
<p>söyle-yor›söylüyor      anla-yor›anlıyor         yaşa-yor›yaşıyor</p>
<p>    * “de-” ve “ye-” fiil köklerine gelecek zaman,  istek kipi, sıfat-fiil ve zarf-fiil eki getirildiğinde veya başka bir ek getirilip de araya –y– kaynaştırma harfi girdiğinde, bu sesler (a, e) daralarak ı, i, u, ü olur.</p>
<p>de-yor›diyor          de-e›diye           de-en›diyen       de-e-lim›diyelim      ye-en›yiyen</p>
<p>ye-ince›yiyince      ye-ecek›yiyecek</p>
<p>Not: deyince, deyip örneklerindeki e, yazıda  korunur.</p>
<p>Not: ne-ye›niye kelimesinde de daralma vardır.</p>
<p>    * Daralma olumsuzluk ekinin ünlüsü için de geçerlidir.</p>
<p>kork-ma-yor›korkmuyor,gel-me-yor›gelmiyor&#8230; </p>
<p>    * Çok heceli kelimelerde sadece söyleyişte daralma vardır.</p>
<p>atlayarak (›atlıyarak), başlayan (›başlıyan), yaşayacak (›yaşıyacak), atlamayalım (›atlamıyalım), gelmeyen (›gelmiyen), gizleyeli (›gizliyeli)&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-ses-bilgisi-konusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SBS Türkçe, Cümle Çeşitleri</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-cumle-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-cumle-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:47:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[Cümle Çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Devrik Cümle]]></category>
		<category><![CDATA[Fiil Cümlesi]]></category>
		<category><![CDATA[İsim Cümlesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurallı (Düz) Cümle]]></category>
		<category><![CDATA[SBS Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[Cümle Çeşitleri A. YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER 1. Fiil Cümlesi 2. İsim Cümlesi B. ÖĞELERİN DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER 1. Kurallı (Düz) Cümle 2. Devrik Cümle C. ANLAM YÖNÜNDEN CÜMLELER 1. Olumlu Cümle 2. Olumsuz Cümle 3. Soru Cümlesi 4. Emir &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-cumle-cesitleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cümle Çeşitleri</p>
<p>A. YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER<br />
1. Fiil Cümlesi<br />
2. İsim Cümlesi</p>
<p>B. ÖĞELERİN DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER<br />
1. Kurallı (Düz) Cümle<br />
2. Devrik Cümle</p>
<p>C. ANLAM YÖNÜNDEN CÜMLELER<br />
1. Olumlu Cümle<br />
2. Olumsuz Cümle<br />
3. Soru Cümlesi<br />
4. Emir Cümlesi<br />
5. Ünlem Cümlesi<br />
6. Şart Cümlesi<br />
7. İstek Cümlesi<br />
Sonuç</p>
<p>D. YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER<br />
1. Basit Cümle</p>
<p>2. Birleşik Cümle<br />
a. Girişik Birleşik Cümle<br />
b. İç İçe Birleşik Cümle<br />
c. İlgi Cümlesi<br />
d. Şartlı Birleşik Cümle</p>
<p>3. Sıralı Cümleler</p>
<p>4. Bağlı Cümle<br />
1. “ki”li Bağlı Cümleler<br />
2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar</p>
<p>Sonuç<br />
A. YÜKLEMİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER</p>
<p>Bir cümlenin yüklemi ya çekimli bir fiil ya da ek-fiille çekimlenmiş bir isi olabilir.<br />
Buna göre yüklemin türü bakımından cümleler ikiye ayrılır:<br />
1. Fiil Cümlesi</p>
<p>Yüklemi çekimli bir fiil olan cümlelerdir.<br />
Bu fiil şahıs ve kip eki alarak çekimlenir.<br />
Türkçede (başka dillerde de) fiil cümlesi isim cümlesinden daha çok kullanılır.<br />
Annem dün sessizce odama girdi. Beni yine, yorgun gözlerimin önünden hiç ayrılmayan, bir gün bile elimden düşmeyen, parmaklarımın arasında ezilip büzülen kitabımın karşısında okumaktan gözlerimin feri kaçmış, düşünmekten alnımı kırışmış gördü. En ziyade düşman olduğu bu cansız arkadaşıma kinli bir nazar attıktan sonra bir iskemle çekti, karşıma oturdu, bol bir nefes aldı. Belli ki mühim bir şey, çok düşünülen ve az söylenen endişelerden, aile üzüntülerinden birini bana açmak istiyordu. Bunu ben onun bir iğne izi kadar ince iki gölge ile, belirsizce çatılan kaşlarından anlamıştım, hatta bu keşfimde o kadar ileri gittim ki, bana, artık bu sefer katî bir tarzda, izdivaç meselesini açacağına bile hükmettim. İzdivaç meselesi&#8230; Hakikaten de hiç yanılmamıştım. &#8220;Kızım!&#8221; diye resmî, ciddî, yüksekten, kalın bir ses perdesiyle başladı, bir çok defalar dinlediğim fikirleri, sebepleri, delilleri, mukayeseleri kendine mahsus muntazam bir mantık zincirine bağlayarak, sakin, heyecansız ve soğukkanlı, söyledi, söyledi, son hükmünü de verdi:<br />
-Sen ilkbahara kadar, mutlaka evleneceksin! (P. Safa, Gençliğimiz)</p>
<p>2. İsim Cümlesi</p>
<p>Yüklemi isim soylu bir kelime olup, ek-fiilin zamanlarından biri ile çekimlenmiş olan cümlelerdir.</p>
<p>Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık.<br />
Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.<br />
İçinde kaybolup gittiğini sandığı bu kalabalık şehirde bir tek tanıdığı bile yoktu. Ama şimdi sevgili öğrencileri, vefalı arkadaşları, dostları var.<br />
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı&#8230;<br />
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,<br />
İsim cümleleri genellikle iki unsurdan, özne ve yüklemden meydana gelir.<br />
İnsan, üç beş damla kan, ırmak, üç beş damla su<br />
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu<br />
Mehmet Emin Yurdakul, Cenge Giderken<br />
Ben bir Türk&#8217;üm; dinim, cinsim uludur;<br />
Sinem, özüm ateş ile doludur.<br />
İnsan olan vatanının kuludur.<br />
Türk evladı evde durmaz giderim.<br />
Bu topraklar ecdadımın ocağı;<br />
Evim, köyüm hep bu yerin bucağı;<br />
İşte vatan, işte Tanrı kucağı.<br />
Ata yurdun, evlât bozmaz, giderim.<br />
Tanrım şahit, duracağım sözümde;<br />
Milletimin sevgileri özümde;<br />
Vatanımdan başka şey yok gözümde.<br />
Yâr yatağın düşman almaz, giderim.</p>
<p>]İsim cümlelerinde zarf ve bulunma ekli yer tamlayıcıları da kullanılır.<br />
Anadolu’da dağların ve köylerin sonsuz bir biteviyeliği var.<br />
Geyik, dağdan dağa atlarken güzel.<br />
Bu sabah hava berrak.<br />
Bahar geleli kargalar sınırsız bir neşe içinde.</p>
<p>]İsim cümlelerinde nesneyle yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıcı az kullanılır.<br />
Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.<br />
Ek-fiil, isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir. “imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.</p>
<p>Şu üç kipe göre çekimlendiğinde yüklem olur.</p>
<p>1. Geniş zaman<br />
İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere “-dİr” eki getirilir.<br />
“insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar”<br />
“yorgun değilim, yorgun değilsin, yorgun değil, yorgun değiliz, yorgun değilsiniz, yorgun değiller”<br />
Ben bir küçük kelebeğim.<br />
Üstümüze doğan bir güneşsin sen.<br />
Her taraf bugün bir başka güzel(dir).</p>
<p>2. -di’li geçmiş zaman<br />
Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.<br />
“sevinçli idim, sevinçli idin, sevinçli idi, sevinçli idik, sevinçli idiniz, sevinçli idiler”<br />
“sevinçli değildim, sevinçli değildin, sevinçli değildi, sevinçli değildik, sevinçli değildiniz, sevinçli değildiler (değillerdi)”<br />
Bir güzelin hayranıydım. ‹hayranı i-di-m<br />
Dün daha heyecanlıydın. ‹heyecanlı i-di-n<br />
Merhametli biriydi. ‹biri i-di</p>
<p>3. -miş’li geçmiş zaman<br />
Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.<br />
“küçük imişim, küçük imişsin, küçük imiş, küçük imişiz, küçük imişsiniz, küçük imişler”<br />
“küçük değilmişim, küçük değilmişsin, küçük değilmiş, küçük değilmişiiz küçük değilmişsiniz küçük değilmişler (değillermiş)”<br />
Suçlanan ben-miş-im. ‹ ben imişim<br />
Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. ‹ çalışkan imişsin<br />
Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. ‹ hasret imiş</p>
<p>Dikkat<br />
Ben iyi bir okurum. Ek-fiilin geniş zamanı<br />
Hep iyi kitaplar okurum. Şahıs eki<br />
Benim okurum anlayışlıdır. İlgi eki ve iyelik eki</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-cumle-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe sbs, cümlenin öğeleri,</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[cümlenin öğeleri]]></category>
		<category><![CDATA[dolaylı tümleç]]></category>
		<category><![CDATA[nesne]]></category>
		<category><![CDATA[öğelere ayırma]]></category>
		<category><![CDATA[özne]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe sbs]]></category>
		<category><![CDATA[yüklem]]></category>
		<category><![CDATA[zamir]]></category>
		<category><![CDATA[zarf tümleci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=129</guid>
		<description><![CDATA[CÜMLENİN ÖĞELERİ 1. Yüklem 2. Özne. 3. Nesne 4. Dolaylı Tümleç 5. Zarf Tümleci Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle CÜMLE Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CÜMLENİN ÖĞELERİ</p>
<p>    1. Yüklem</p>
<p>    2. Özne.</p>
<p>    3. Nesne</p>
<p>    4. Dolaylı Tümleç</p>
<p>    5. Zarf Tümleci</p>
<p>    Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle</p>
<p> CÜMLE</p>
<p>Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir.</p>
<p>Bugün hava ne kadar güzel!<br />
Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara, “Şehir magandaları!” diye bağırasın geldi mi hiç?</p>
<p>Özellikleri</p>
<p>]Her cümle bir yüklem ve varsa ona bağlı diğer öğelerden oluşur.<br />
]Cümlede yargı bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur. İhtiyaca göre başka öğelerle desteklenir. </p>
<p>Geldim.<br />
Ben geldim.<br />
Ben buraya geldim.<br />
Ben evden buraya geldim.<br />
Ben evden buraya koşarak geldim.<br />
Ben evden buraya kadar koşarak geldim.<br />
Ben seni görmek için evden buraya kadar koşarak geldim. </p>
<p>]Bir cümle anlam ve yargı bildiren, ek-fiille çekimlenmiş bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve şahsa göre çekimlenmiş bir tek fiilden (yüklem) de oluşabilir, yüklemi ve birbirini anlam bakımından bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani en küçük cümle tek kelimeden oluşabilir.</p>
<p>Öğretmenim.<br />
Öğretiyorum.<br />
Biz sizinde gelmeyeceğiz.<br />
Sokaklarda, caddelerde, kaldırımlara park eden otolar yüzünden, yayaların rahatça yürüme imkânı kalmadı artık.</p>
<p>Karşılıklı konuşmalarda tek kelimeden oluşan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya bırakılmıştır. </p>
<p>¦İnsanın elini yakmaz mı?<br />
¦Yakmaz.<br />
¦Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.<br />
¦Biliyorum.<br />
CÜMLENİN ÖĞELERİ</p>
<p>Öğe:Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öğe denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümleridir. </p>
<p>Bugün   /   alış veriş yapmak için   /   çarşıya   /   çıkacağım. </p>
<p>]Anlam bozulmayacak şekilde birbirlerinden ayrılabilirler. </p>
<p>çıkacağım.</p>
<p>çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p>alış veriş yapmak için   /   çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p>Bugün   /   alış veriş yapmak için   /   çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p> ]Her öğe görev ve anlam yönünden bir tek öğeye eşlik eder; onu tamamlar. Bu öğe de yüklemdir.  </p>
<p>­Birinci derecede önem taşıyan öğe yüklemdir. </p>
<p>çarşıya   /   çıkacağım.</p>
<p>alış veriş yapmak için   /  çıkacağım.</p>
<p>bugün   /   çıkacağım.</p>
<p>Bugün              alış veriş yapmak için           çarşıya             çıkacağım.</p>
<p>zaman              amaç                                   yer                   yapılacak</p>
<p>bakımından      bakımından                           bakımından      iş</p>
<p>­İkinci derecede önemli öğe öznedir. Sadece yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. </p>
<p>Beğendi-k                   “-k” eki “biz”i karşılıyor. </p>
<p>­Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci, dolaylı tümleç, edat tümleci ve nesnedir. </p>
<p>Hiçbir zaman              kader              bizi      senden             ayırmasın.<br />
Zarf tüml.                   Özne              nesne   d.lı tüml.         yüklem </p>
<p>]Bazı cümlelerde bazı öğeler hiç bulunmaz. </p>
<p>­Yüklemi geçişsiz fiilden oluşan cümleler nesne almazlar.<br />
Tarlanın sınırına gelince dinlenmek üzere oturduk. </p>
<p>­İsim cümlelerinde tümleçler pek sık görülmez.<br />
Ben / de / bir varisin olmakla / bugün / mağrurum.<br />
                Edat tüml.           Zarf tüml. </p>
<p>]Öğelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde olabilir.<br />
Yağız atlar / kişnedi, meşin kırbaç / şakladı.<br />
Bir dakika / araba / yerinde / durakları.<br />
Giden geminin arkasından / bakakaldı. </p>
<p>]Yüklem genellikle en sondadır. Diğer öğelerin yerleri anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur yüklemin önündedir. </p>
<p>“Bu şehrin çilesini ben çekerim yıllardır,<br />
Hasretini ben duyarım.” </p>
<p>]Cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Vurgu, gerektiğinde özellikle belirtilmek istenen öğe üzerine çekilebilir, ya da o öğe yükleme yaklaştırılır. </p>
<p>Ben Ankara’ya yerleştim.<br />
Ben Ankara’ya yerleştim.<br />
Ankara’ya en geç ben yerleştim. </p>
<p>]Asıl yargının bulunduğu cümleler gibi, ona bağlı olan yan cümleler de öğelerden oluşur. Öğelerden oluşan bir cümle başka bir cümlenin öğesi de olabilir. </p>
<p>Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar.      (amaç) </p>
<p>]Öğeler bulunurken,  </p>
<p>­Önce yüklem, sonra özne ve sonra tümleçler aranır.<br />
­Sorular yükleme sorulup alınan cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.<br />
­Öğeler bulunurken tamlamalar ve diğer kelime grupları bölünmez.<br />
­Bağlaçlar öğe sayılmamalıdır. </p>
<p>Bugün              alış veriş yapmak için           çarşıya             çıkacağım.<br />
Kelime               kelime grubu                      kelime              kelime </p>
<p>Semt belediyesine bağlı bir sağlık ocağında             dolaylı tüml.</p>
<p>fazla iş                                                                  özne</p>
<p>olmaz.                                                                   yüklem</p>
<p>Basit muayenelerin ve müdahalelerin dışında,         zarf tüml.</p>
<p>ya                                                                              bağlaç</p>
<p>hastahaneye                                                              dolaylı tüml.</p>
<p>hasta                                                                         belirtisiz nesne</p>
<p>sevk ederler,                                                              yüklem</p>
<p>ya                                                                              bağlaç</p>
<p>ölüler için                                                                  edat tüml.</p>
<p>defin ruhsatnamesi                                                    belirtisiz nesne</p>
<p>verirler.                                                                     yüklem</p>
<p>Masasında                                                                 dolaylı tüml.</p>
<p>bir de                                                                        bağlaç</p>
<p>bunların koçanları                                                    özne</p>
<p>olurdu.                                                                       yüklem</p>
<p>O koçanlardan kopardığım sayfaların arka yüzüne             dolaylı t.</p>
<p>resimler                                                                     belirtisiz n.</p>
<p>yapar,                                                                       yüklem</p>
<p>otomobil modelleri                                                    belirtisiz n.</p>
<p>çizer                                                                           yük</p>
<p>ya da                                                                          bağ</p>
<p>ilerde keşfetmeyi umduğum makineler                     b.siz n.</p>
<p>uydurur,                                                                    yük</p>
<p>bir de                                                                        bağ</p>
<p>tanıdığım artistlerin, ünlülerin listesini                     b.li n.</p>
<p>çıkarırdım.                                                                yük</p>
<p>Az sonra                                                                    zarf t.</p>
<p>annem                                                                      özne</p>
<p>gelir,                                                                          yük</p>
<p>koçandan ,                                                                dol. t.</p>
<p>temiz bir sayfa                                                           b.li n.</p>
<p>koparır,                                                                     yük</p>
<p>ön yüzünü                                                                  b.li n.</p>
<p>doldurur,                                                                   yük</p>
<p>gelenin işini                                                               b.li n.</p>
<p>görür,                                                                        yük</p>
<p>defin ruhsatnamesinde yukarıya                               dol. t.</p>
<p>ölenin adını                                                                b.li n.</p>
<p>yazar,                                                                        yük</p>
<p>en altta                                                                      dol. T.</p>
<p>da                                                                              bağl.</p>
<p>hep                                                                            zarf t.</p>
<p>kendi kaşesi ve imzası                                               özne</p>
<p>olurdu.                                                                       yüklem</p>
<p>Benim gözümde anneme ölüm karşısında üstünlük sağlayan bir şeydi    yüklem</p>
<p>bu.                                                                             özne</p>
<p>Ölümü                                                                       belirtili nesne</p>
<p>başka adreslere                                                         dolaylı tümleç</p>
<p>gönderirdi.                                                                Yüklem. </p>
<p>(Murathan Mungan, Pamukçuklar)</p>
<p> Şimdi bu cümle öğelerini tek tek inceleyelim:<br />
1. Yüklem</p>
<p>İş, kılış, oluş, hareket, durum bildiren; haber veren; cümleyi bir yargıya bağlayan çekimli öğedir. </p>
<p>Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle getirdi.</p>
<p>Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da insanların birbirlerini sevip saymamalarıdır.</p>
<p> Özellikleri</p>
<p>]Cümlenin temel öğesidir. Cümle yargı bildiren bir söz; yüklem de yargıyı üstlenen öğe olduğuna göre yüklemsiz bir cümle olamaz.</p>
<p> Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle &#8230;&#8230;&#8230;?&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;          cümle değil</p>
<p>Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da &#8230;&#8230;&#8230;.?&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;      cümle değil</p>
<p> ]Yüklem, tek kelimeden de oluşabilir bir kelime grubundan da.  </p>
<p>Yaşlılara saygı, topumun geçmişine olan saygısını gösterir.<br />
İnsanlar birbirlerinin hakkına riayet etmeliler. </p>
<p>] Cümle oluşturmaya yeterli olan tek öğe yüklemdir.<br />
Öğretmenim.<br />
Geliyorum. </p>
<p>]Diğer unsurlar, yüklemin anlamını desteklemek üzere cümlede bulunur. </p>
<p>Yeri</p>
<p>]Türkçede asıl öğe en sonda bulunduğu, yardımcı öğeler daha önce geldiği için Türkçe söz dizimine göre yüklem cümlenin en sonundadır. Bütün öğeler sıralanır, sonra bunlarla hazırlanan haber veya yargı yükleme yüklenir. </p>
<p>Gökyüzünün başka rengi de varmış.<br />
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı. </p>
<p>]Şiirde, atasözlerinde ve günlük konuşma dilinde yüklem cümlenin sonunda değil de herhangi bir yerinde olabilir.  </p>
<p>“Uzar gider bir sessizlik içinde<br />
Bir uçtan bir uza Türkistan toprakları.”<br />
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler.<br />
Sakla samanı, gelir zamanı. </p>
<p>Türü</p>
<p>]Fiil cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildiren cümlelerin yüklemi çekimli bir fiildir. Bu fiil, basit, türemiş ya da birleşik olabilir.</p>
<p>Fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir. </p>
<p>Bir ipte iki cambaz oynamaz.            Hiçbir zaman<br />
Yarın buraya gelecekler.                    Onlar </p>
<p>]İsim cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildirmeyen cümlelerin yüklemi de ek-fiille çekimlenmiş bir isimdir. Bu, isim soylu herhangi bir kelime (sıfat, zamir, zarf, edat) olabilir. </p>
<p>Ben bir Türküm; dinim cinsim uludur.<br />
Yeniden doğmuş gibiyim.<br />
Tabiattaki en iç açıcı renk yeşildir.<br />
Çık hızlısın. </p>
<p>*Bu ek-fiiller bazen düşebilir.<br />
İçimde en güzel duygular saklı. </p>
<p>*Ek-fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.<br />
Gökyüzünün başka rengi de varmış. </p>
<p>Sayısı</p>
<p>Bir cümlede birden fazla özne, zarf tümleci, dolaylı tümleç, nesne bulunabilir, ama yüklem tektir. Bir söz dizisi içindeki yüklem sayısı cümle sayısını gösterir. </p>
<p>“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,<br />
Bir dakika araba yerinde durakladı.”<br />
“Yol onun, varlık onun,<br />
Gerisi hep angarya.” </p>
<p>Yüklemdeki Kelime Sayısı</p>
<p>Yüklem tek kelimeden oluşabileceği gibi bir kelime grubu da olabilir. </p>
<p>Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir / bu.<br />
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir / bu.<br />
Dönülmez akşamın ufkundayız.<br />
Güzel yüzü, geniş bir gülümseyişle  / ışıl ışıldı. </p>
<p>Yüklemsiz Cümleler (Eksiltili Cümle)</p>
<p>]Yüklemi söylenmeyen cümlelere eksiltili (kesik) cümle denir. Yüklemin söylenmemiş olması cümlenin anlamında eksiklik meydana getirmez. Dinleyici ya da okuyucu cümlenin söylenmemiş kısmını ya kendisi tamamlar ya da zaten bilinmektedir. </p>
<p>Kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan.<br />
Az veren candan, çok verev maldan.<br />
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder. </p>
<p>“Seni istikbal için önce gelmek cihana,<br />
Ve başkasından almak sonra geliş müjdeni,<br />
Bir nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana,<br />
Aramak her tarafta, bulmamak asla seni.    (Han Duvarları)</p>
<p> *Bazı kesik cümleler önceki cümlenin yardımıyla tamamlanır.<br />
Bilmiyorum aradan ne kadar zaman geçti. Belki altı ay&#8230; Belki bir yıl.<br />
Buralarda hiç yol yoktur. Hatta keçi yolu bile&#8230; </p>
<p>¦Nerede çalışıyordun?<br />
¦Türk Dil Kurumunda. (çalışıyorum) </p>
<p>¦Kardeşin kaçıncı sınıfta okuyor?<br />
¦İkinci sınıfta.<br />
2. Özne</p>
<p>Tanımı<br />
Yüklemde bildirilen işi, oluşu, hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur. </p>
<p>Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.<br />
Elimdeki defter yere düştü. </p>
<p>Özne, yükleme sorulan “ne?, kim?” sorularının cevabıdır. </p>
<p>Göçmen kuşlar yine yolculuğa başladı.<br />
¦Kim? / Kim başladı? / Başlayan kim?<br />
¦Göçmen kuşlar </p>
<p>Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.<br />
¦Ne? / Ne dizilmişti? / Dizilen ne?<br />
¦Kitaplar </p>
<p>Özellikleri</p>
<p>Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olurlar.Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.</p>
<p>Ankara halkı kaldırımlarda yürüyememekten rahatsız değil galiba.<br />
Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar. </p>
<p>Durumu</p>
<p>Özne; yüklemi isim olan cümlelerde pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir. </p>
<p>Hava durgundu.                                            Özne, olan</p>
<p>Muayene odasının kapısı açılır.                     Özne, olan, yapılan</p>
<p>Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu.                    Özne, yapan</p>
<p>Genç kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu.     Özne, olan </p>
<p>Türü</p>
<p>İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde özne olabilir: </p>
<p>Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.<br />
Bir dakika araba yerinde durakladı.<br />
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,<br />
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar&#8230;<br />
Dakikalar ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.<br />
İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.<br />
Kapı tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.<br />
Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.<br />
O, benim can dostumdur.<br />
Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?<br />
Köprü altında balık tutanlar, bezgin değildi.<br />
Türklerin bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez. </p>
<p>Çeşitleri:Sözde ve gerçek özne </p>
<p>Sayısı:Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir. </p>
<p>Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bit parıltı içinde erir.<br />
Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır. </p>
<p>*Bazı cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.<br />
Etrafa hoş ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı. </p>
<p>*Bazı cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle ifade edilir.<br />
Tarih, sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur. </p>
<p>Öznesiz Cümleler</p>
<p>Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir öznedir.</p>
<p>*Gizli özne bir özne çeşidi değildir. </p>
<p>Dün beni aramışsın.   Sen: gizli özne<br />
Karanlığın, yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.<br />
Geniş merdivenlerden yukarı kata çıktı. </p>
<p>*Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir. </p>
<p>Bu sıcakta uyunmaz.<br />
Bu söze gülünür.<br />
Yarın pikniğe gidilecek.<br />
Burada kalınacak.<br />
Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı. </p>
<p>Özne-yüklem Uyumu</p>
<p>Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir. </p>
<p>a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu</p>
<p>Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk anlamı varsa yüklem olumsuzdur.</p>
<p>Yarın herkes dersten önce kütüphanede toplansın.<br />
Hepsi burada toplanacak. </p>
<p>*Öznenin olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.<br />
Akşam yemeğine herkes katılmadı.<br />
Yağmur yağdığı için öğrencilerin tamamı gelmedi. </p>
<p>*Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.<br />
Üç günden beri kimse uğramadı buraya.<br />
Hiç kimse bu paraya bu işi yapmaz.<br />
Hiçbiri anlatılanlara inanmadı. </p>
<p>*“ne&#8230;.ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin yüklemi olumludur.<br />
Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir.<br />
Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi. </p>
<p>b. Tekillik-çoğulluk Uyumu<br />
Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur. </p>
<p>Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.<br />
Çocuk annesini çağırdı.<br />
Ali’yle Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler. </p>
<p>*Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme bağlanır. </p>
<p>Bu erikler çok tatlıdır.<br />
Otlar kurudu.<br />
Aradan uzun yıllar geçti.<br />
Gözlerim yaşardı.<br />
Fikirler baskıyla benimsetilmez.<br />
Dışarıdan bağrışmalar duyuluyordu.<br />
Sıfatlar çekim eki almaz.<br />
Ordu yola çıktı.<br />
Martılar bağrışıyorlar. </p>
<p>*Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de olabilir çoğu da. </p>
<p>Çocuklar erken uyur.<br />
Öğrenciler teneffüse çıkmış.<br />
Memurlar hak aradı.<br />
Askerler eğitim alanında toplandı.<br />
Öğrenciler birer ikişer gelmeye başladılar. </p>
<p>*Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1., 2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki alır. </p>
<p>Ahmet’le ben yarın gideceğiz.<br />
Ben ve o, beraberce içeri girdik.<br />
Bu işi sen ve ben yapmalıyız.<br />
Ben, o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.<br />
Biz, siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız. </p>
<p>*Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.<br />
Sen ve o, bu işi yapmalısınız.<br />
Siz ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız. </p>
<p>*Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır. </p>
<p>Sayın Vali, madalyaları elleriyle taktılar.<br />
Cumhurbaşkanı, okulumuzu ziyaret edecekler.<br />
Küçük bey henüz uğramamışlar. </p>
<p>*Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır. </p>
<p>İki çocuk içeri girdi.<br />
Birçok insan böyle davranışlara tepki gösterir.<br />
3. Nesne</p>
<p>Tanımı<br />
Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.</p>
<p>*Dolayısıyla sadece fiil cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim cümleleri de nesne alabilir.</p>
<p>*Düz tümleç de denir.</p>
<p>*Yükleme sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabıdır. </p>
<p>Burada son fırtına son dalı kırıyordu.<br />
Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.<br />
Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur. </p>
<p>Türü</p>
<p>]İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar, tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler, kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.  </p>
<p>Babam gazetesini okuyor; annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında uyguluyordu.<br />
İyilik eden iyilik bulur.<br />
Ayıkla pirincin taşını.<br />
Bugün bana ne getirdin?<br />
Siz bunlardan hangisini istersiniz?<br />
Çocuk sevinçle, “Bitirdim!” dedi.<br />
Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” demişler.<br />
Sabahları odadan odaya gezinerek düşünmeyi severim. </p>
<p>Çeşitleri<br />
Belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır. </p>
<p>Belirtme hâl eki alanlara belirtili; yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir. </p>
<p>Her gün gazete okuyorum.<br />
Gazeteyi her gün okuyorum. </p>
<p>]Belirtisiz nesnenin kullanılması ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur. Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar. </p>
<p>Bunu bana bir çocuk anlatı.              Vurgulanan: herhangi bir çocuk<br />
Bir çocuk bana bunu anlattı.             Vurgulanan: bu<br />
Her hafta bir kitabı okurum.             Belirli kitaplardan birini<br />
Bir kitabı her hafta okurum.             Belirli bir tek kitabı </p>
<p>]Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile” edatlarından başka bir kelime giremez.<br />
Her hafta bir kitap okurum.<br />
Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.<br />
Gezi sırasında sincap bile gördük. </p>
<p>*Bazı nesneler belirtme hâl eki almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.<br />
“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.<br />
Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin okurduk. </p>
<p>Sayısı<br />
Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı özelliği taşımalıdır.  </p>
<p>“Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,<br />
Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,<br />
Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.” (YKB)<br />
Dağılmış eşyaları, titreyen çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.<br />
Uçurtmalar biraz gök, açık hava, rüzgâr ister. </p>
<p>*Bazı cümlelerde ikinci nesne, birincinin açıklayıcısıdır.<br />
Surların önünde, kemerlerinden hâlâ o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)<br />
4. Dolaylı Tümleç</p>
<p>Tanımı</p>
<p>“-E, -dE, -dEn” eklerini alarak cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir.</p>
<p>Yer tamlayıcısı da denir. </p>
<p>Biz yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.<br />
Nice tarihî eserler sular altında bırakılıyor.<br />
Buğdayı çiftçiden hep ucuza alırlar.<br />
Baş ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.<br />
Büyük bir boşlukta bozuldu büyü.<br />
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.<br />
Başımız üstünden yorgun bulutlar geçer. </p>
<p>*Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.<br />
-Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.<br />
- Hâlbuki bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız. </p>
<p>]Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereye?, nerede?,  nereden?, kime?, kimde?, kimden?, neye?, nede?, neden?” sorularının cevabıdır. </p>
<p>Bunları babana sormalısın.                        Kime?<br />
Aradığınız kitapları sahafta bulursunuz.       Nerede?<br />
Tebeşir kireçten yapılır.                             Neden? </p>
<p>Türü<br />
]İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları dolaylı tümleç olabilir. </p>
<p>Kuleye çıkınca, sabah güneşinin henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.<br />
Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.<br />
Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu. </p>
<p>]Yer soran soru kelimeleri de dolaylı tümleçtir?<br />
Bu elbiseyi nereden aldınız?<br />
Benim kalemim kimde kalmış?</p>
<p>Sayısı</p>
<p>Bir cümlede birden fazla aynı veya farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir. </p>
<p>Ormanlardan, derelerden, köprülerden, tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.<br />
Gökalp ve arkadaşları, hem edebî eserlerinde, hem de Türkçeyi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde halka yöneldiler. </p>
<p>*Bazı yer tamlayıcıları kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.<br />
Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.<br />
5. Zarf Tümleci</p>
<p>Tanımı</p>
<p>Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır.</p>
<p>*Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir. </p>
<p>Akşama kadar çalıştık.<br />
Toprak derin derin ürperdi.<br />
Bu şiir yağmur yağarken yazdım.<br />
Ben resim çekmeyi de çok seviyorum.<br />
Akşama doğru eve varırız.<br />
Aşağı inmişti.<br />
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.<br />
Bu hastahanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.<br />
On beş yaşına dek evinden uzun süreli ayrılmadı.<br />
Anlatılanları korkuyla dinledik.</p>
<p>Hastayı ambulânsla getirmediler; taksiyle getirdiler.          vasıta<br />
Yağmur yağdığı için sular kesilmiş.                                  sebep<br />
Düşüncelerinizi bir kompozisyonla açılayın.                       araç<br />
Bazı öğrenciler anneleriyle gelmişlerdi.                             birliktelik </p>
<p>]Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl?, ne zaman?, ne kadar?, nereye?” ve “kiminle?, neyle?, niçin?, neden?, niye?”soruları sorulur.  </p>
<p>Sağa sola bakmadan içeri girdi.                             Nasıl?  Nereye?<br />
İki arkadaş gece boyunca uzun uzun konuştular.     Ne zaman?  Nasıl?<br />
Biz , akşamki trenle gideriz.                                  Neyle?<br />
Raşit’i son gördüğümde Hüseyin’le geziyordu.         Kiminle?<br />
Çocuk korkudan konuşmuyordu.                            Neden?<br />
Onu görmek için beklemiştik.                                 Niçin? </p>
<p>Türü<br />
İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar. </p>
<p>Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.<br />
Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur.<br />
Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı.<br />
Hana sağ indi, ölü çıktı geçende.<br />
Kulak verdin mi yürekten kavala saza.<br />
Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde  olduğundan ayakta fazla duramadı.<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım. </p>
<p>*Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir.<br />
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.<br />
Ankara’ya yaklaştıkça heyecanım artardı.<br />
Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu.<br />
Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.<br />
Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler.<br />
Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim.<br />
Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme. </p>
<p>*Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.<br />
Yarın benimle gelir misin?     zarf<br />
Yarını bekleyemem.                İsim<br />
İçeri›içeriye, dışarı›dışarıya, aşağı›aşağıya </p>
<p>*Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)</p>
<p>“ile”<br />
Ankara’ya uçakla giderler.               (vasıta)<br />
Bizi boş vaatlerle kandırdılar.           (araç)<br />
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu.    (beraberlik)<br />
Arabanın gürültüsüyle irkildi.           (neden)<br />
Öfkeyle kalkan zararla oturur.          (nasıl, öfkeli ve zararlı)<br />
Sevinçle boynuma sarıldı.                  (nasıl, sevinçli bir hâlde) </p>
<p>“-E kadar”</p>
<p>Dershaneye kadar gidelim.<br />
Akşama kadar çalıştık.   </p>
<p>“için”</p>
<p>Çalışmak için başvurdu.        (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)<br />
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir.       (sınavı kazanmanın şartı)<br />
Sıkıldığı için dışarı çıktı.                    (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)<br />
Bu ayakkabıyı babam için aldım                   (özgülük)<br />
Bu iş için kaç lira ödedin?                             (karşılık)<br />
Senin için sorun yok tabi.                              (görelik)<br />
Bizim için ne diyorlar?                                  (hakkımızda)<br />
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı.                       (aitlik) </p>
<p>“üzere, üzre”</p>
<p>Sorunu halletmek üzere gidiyorum.              (amaç, için)<br />
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı.    (için, amaç) </p>
<p>“-E göre”</p>
<p>Başbakana göre enflâsyon düşük.     (açısından)<br />
Ayağını yorganına göre uzat.            (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)<br />
Allah dağına göre kış verir.               (uygunluk)<br />
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş.  (bakılırsa, yönünden)<br />
Siz bana göre daha gençsiniz.           (karşılaştırma)<br />
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu.  (karşılaştırma)<br />
Bana göre ayakkabınız var mı?        (uygunluk) </p>
<p>“karşı”</p>
<p>Edebiyata karşı ilgim vardı.              (hakkında, yönelik)<br />
Denize karşı bir balkonu var.                        (yönelik) </p>
<p>“diye”</p>
<p>Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)<br />
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden) </p>
<p>“doğru”<br />
Ormana doğru yürüdük.<br />
Bana doğru bakıyor. </p>
<p>“dolayı, ötürü”<br />
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.<br />
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.</p>
<p>“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.<br />
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.  </p>
<p>“karşın, rağmen “</p>
<p>Çok uğraşmama karşın başaramadım.<br />
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu. </p>
<p>“beri”<br />
Dün akşamdan beri görülmedi.<br />
Okuldan beri hiç susmadı.<br />
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.<br />
Kar, sabahtan beri yağıyor. </p>
<p>“yalnız”<br />
Cebinde yalnız yol parası vardı.        (sadece, edat)<br />
Beni yalnız sen anlarsın.                    (sadece, bir tek) </p>
<p>“ancak”<br />
Seni ancak ebediyyetler eder istiab   (sadece)<br />
Onu ancak para ilgilendirir.              (sadece, bir tek);<br />
Bu işten ancak Hasan Usta anlar.     (sadece)<br />
Bu kömür ancak üç ay yeter.            (en fazla, olsa olsa)<br />
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler.       (belki, ihtimal) </p>
<p>Sayısı</p>
<p>Bir cümlede aynı veya farkı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir. Zaman zarfı genellikle diğer zarf çeşitlerinin önünde, miktar zarfı da yüklemden önce kullanılır. </p>
<p>Kızılay’a indiğim zaman, kalabalığa takılmamak için insanlar arasından hızla ilerlerim.<br />
“Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış<br />
Eski Şîrâz’ı hayal ettiren ahengiyle.”  (YKB)<br />
Çocukları ilk gördüğünde çok sevinmişti.<br />
Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle</p>
<p>Cümlenin kuruluşuna katılmayan, yani öğe olmayan ve dolaylı olarak cümlenin anlamına yardımcı olan unsurlardır.  </p>
<p>Bağlaçlar, ünlemler, ünlem grupları, hitaplar, ara sözler cümle kuruluşunun dışında kalan unsurlardır.  </p>
<p>Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.<br />
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.<br />
Şair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.<br />
Ulu mabet, seni ancak bu sabah anlıyorum.<br />
Neden böyle düşman görünürsünüz<br />
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar. </p>
<p>Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.<br />
Varsın sonunda bizzat yarattığımız bu eser bizi inkâr etsin.<br />
Bahçeye indim, fakat çiçeklerin eski kokusunu alamadım. </p>
<p>*Yardımcı ve açıklayıcı bir öğe olarak cümlenin içine giren ve çıkarılması cümlenin anlamında eksiklik ya da bozulma meydana getirmeyen sözlere ara söz denir. Ara söz bir kelime, kelime grubu veya cümle hâlinde olabilir. </p>
<p>Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.<br />
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik. </p>
<p>]Ara söz, iki virgül arasında, parantez içinde ya da iki kısa çizgi arasında verilir. “ki” ile de bağlanabilir.<br />
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.<br />
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.<br />
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.<br />
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa  Kemal hedef olarak göstermişti bize. </p>
<p>]Cümlede herhangi bir öğenin açıklayıcısı ve açıkladığı öğe ile aynı görevde olabilir.<br />
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.     Özneyi<br />
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik.                      Dolaylı tümleci<br />
Doğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti.         Nesneyi<br />
Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay’da gördüm. Zarf tümlecini </p>
<p>]Cümlenin herhangi bir öğesi olmaksızın da kullanılabilir.<br />
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.<br />
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.<br />
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz. </p>
<p>]Cümlenin herhangi bir yerinde bulunabilirler.<br />
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli<br />
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi<br />
Evet, her şey bende gizli bir düğüm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-cumlenin-ogeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe sbs, fiiller, fiil nedir</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-fiiller-fiil-nedir.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-fiiller-fiil-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[fiil nedir]]></category>
		<category><![CDATA[fiiller]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe sbs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[FİİLLER Seyredilecek bir şey ve dinlenilecek bir hikâye yoksa, hayat çoğu zaman bir sıkıntıdır. Çocukluğumda bu sıkıntıya karşı ya radyo dinlenirdi ya da pencereden dışarıya, sokağa, gelip geçenlere, karşı apartman dairelerinin içine bakılırdı. O zamanlar, 1958&#8242;de Türkiye&#8217;de daha televizyon yoktu. &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-fiiller-fiil-nedir.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>FİİLLER</p>
<p>Seyredilecek bir şey ve dinlenilecek bir hikâye yoksa, hayat çoğu zaman bir sıkıntıdır. Çocukluğumda bu sıkıntıya karşı ya radyo dinlenirdi ya da pencereden dışarıya, sokağa, gelip geçenlere, karşı apartman dairelerinin içine bakılırdı. O zamanlar, 1958&#8242;de Türkiye&#8217;de daha televizyon yoktu. Ama &#8220;yok&#8221; denmez, tıpkı İstanbul sinemalarında gösterilmesi üç-beş yıl alan Hollywood&#8217;un efsane filmlerinden söz ederken yapıldığı gibi &#8220;daha gelmedi&#8221; denirdi iyimserlikle.</p>
<p>Pencereden bakmak öylesine temel bir alışkanlıktı ki, televizyon Türkiye&#8217;ye geldiğinde ona pencereden dışarı bakar gibi bakılmaya başlandı. Babam, amcam, babaannem pencereden bakarken yaptıkları gibi, televizyon seyrederken de birbirlerinin yüzüne hiç bakmadan konuşup kavga ederler, tıpkı pencereden dışarı bakarken yaptıkları gibi gördüklerini birbirlerine anlatırlardı.</p>
<p>&#8220;Bu gidişle bu kar iyice tutacak.&#8221; derdi meselâ halam, sabahtan beri atıştıran kara pencereden bakarken.</p>
<p>&#8220;Yine o kâğıt helvacı geldi Nişantaşı&#8217;nın köşesine!&#8221; derdim ben de öteki pencereden tramvay caddesine bakarken.</p>
<p>Pazarları amcamlar, halamlar ve biz aşağı katlardaki dairelerden yukarıya, babaannemin katına çıkar, öğle yemeklerini hep birlikte yerdik. Pencereden bakıp yemeğin sofraya konmasını beklerken, orada annemler, yengemler, amcamların kalabalığı içinde olmaktan öylesine mutlu olurdum ki gözümün önünde, arkamı döndüğüm büyük salon, hazırlanmakta olan uzun yemek sofrasının üzerindeki kristal avizenin soluk lambaları canlanırdı. Babaannemin salonu bütün öteki katlar gibi yarı karanlık olurdu, ama bana bizim katlardan daha da karanlıkmış gibi gelirdi. Hiç açılmayan balkon kapılarının kenarlarından korkutucu gölgelerle sarkan tüller ve perdeler yüzünden belki. Belki de sedef kakmalı paravanalar, eski sandıklar, lenduha masalar, sehpalar, üzeri çerçeveli fotoğraflarla dolu kuyruklu bir koca piyano ve diğer eşyalarla tıkış tıkış doldurulmuş havasız odalar sürekli toz koktuğu için öyle gelirdi bana. (Orhan Pamuk; Pencereden Bakmak)  </p>
<p>Tanım</p>
<p>Yukarıdaki parçada koyu yazılmış kelimeler, kök itibariyle fiil soylu kelimelerdir.Bunlardan bir kısmı hangi şahsın ne zaman ne yaptığını, yapmakta olduğunu ya da yapacağını göstermektedir.  </p>
<p>denirdi, başlandı, tutacak, çıkar&#8230; </p>
<p>İşte bu şekilde, varlıkların yaptıkları veya etkilendikleri işleri, hareketleri, oluşları, kılışları, durumları zamana ve kişiye bağlı olarak anlatmada kullanılan kelimelere fiil denir.  </p>
<p>Fiiller dilin temel kelimeleridir.  </p>
<p>Fiiller mastarları ile isimlendirilirler. Mastar fiil kök veya gövdesinin “-mEk, -mE, İş” eklerini almış hâlidir. Bu ekler atıldığında geriye sadece fiil kalır. Bu fiiller artık zamana ve şahsa göre çekimlenmeye hazırdır.  </p>
<p>Fiil kök ve gövdelerinin, kısaca fiillerin zamana ve şahsa göre yargı bildirecek hâle getirilmesine de fiil çekimi denir.  </p>
<p>Geldim, okumuş, yazıyor, düşünmez, biliriz, sormalısın, dinle, konuşalım&#8230; </p>
<p>Fiile çekimleri ikiye ayrılır: </p>
<p>Basit (yalın) zamanlı çekimler ve birleşik zamanlı çekimler </p>
<p>Basit çekimlerde sadece zaman ve şahıs ekleri vardır; ama birleşik çekimlerde zaman ekleriyle şahıs ekleri arasına birleşik zaman eki getirilir. Biz şimdilik basit zamanlı çekimleri göreceğiz. Fiil kipleri bittikten sonra birleşik zamanlı çekimleri de öğreneceğiz.  </p>
<p>Her fiilin bir adı vardır. Fakat bu adlar, şahıs ve zaman kavramı taşımazlar. Fiillerin sonuna “-mE, -mEk, -İş” ekleri getirilerek yapılan fiil adları, bu ekler çıkarılarak çekimlenirler. </p>
<p>Sevme             ›        sevdik</p>
<p>Kalkış             ›        kalktı</p>
<p>Hoşgörmek     ›        hoşgörelim<br />
Fiilimsiler</p>
<p>Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelerdir.  </p>
<p>Bunlar artık fiil olarak kullanılma özelliğini kaybettikleri için fiil çekim eklerini (olumsuzluk eki hariç) alamazlar; isim çekim eklerini alabilirler, isim sıfat ve zarf (tümleci) olarak kullanılırlar; yancümlecik kurarlar. </p>
<p>Fiilimsiler üçe ayrılır: İsim-fiiller, Sıfat-fiiller ve Zarf-fiiller<br />
1. İsim-fiiller</p>
<p>Fiillerin adıdır.</p>
<p>Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen “-mE, -mEk, -İş” ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir.  </p>
<p>Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak&#8230;;<br />
Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama&#8230;;<br />
Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış&#8230; </p>
<p>*İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır.  </p>
<p>Kitap okumayı çok seviyorum.                     Nesne</p>
<p>Okumak en faydalı eylemdir.                        Özne</p>
<p>Sinirli olduğu gelişinden anlaşılıyor.             Dolaylı tüml. </p>
<p>*Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.<br />
Okumamak, yazmama, seslenmeyiş&#8230; </p>
<p>*Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.<br />
Okumak, yazma, danışma, sesleniş&#8230; </p>
<p>*Eğer “-mE” ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki  hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir. </p>
<p>Danışma         fiilimsi                         danışma          olumsuz emir</p>
<p>Kaynaşma      fiilimsi                         kaynaşma       olumsuz emir </p>
<p>Dikkat: “-mE” eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın. </p>
<p>*Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.<br />
Dondurma, danışma, kavurma, kızartma&#8230;;<br />
Çakmak, yemek, ekmek&#8230;;<br />
Alış veriş, gösteriş, direniş&#8230; </p>
<p>*“-mE” ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.<br />
Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek&#8230;<br />
2. Sıfat-fiiller (Ortaçlar)</p>
<p>Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.</p>
<p>Tanı-›tanıdık           (adam)                        kırıl-›kırılası (eller)&#8230; </p>
<p>“-En, -Esİ, -mEz, -r, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleriyle türetilirler </p>
<p>*Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar. </p>
<p>gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş&#8230; </p>
<p>*Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar. </p>
<p>Gelenler kimdi?                                 özne<br />
Tanıdıklarımıza rastlayamadık.        Dolaylı tüml. </p>
<p>Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:</p>
<p>*Geçmiş zaman ortaçları :“-dİk ve -mİş” ekleriyle yapılır.<br />
Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler. </p>
<p>Koca şehirde bir tek tanıdık yok.<br />
Aramadık yer bırakmadık.<br />
Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.<br />
Pişmiş aşa su katmak. </p>
<p>*Gelecek zaman ortaçları:“-Esİ ve -EcEk ” ekleriyle yapılır.<br />
Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler. </p>
<p>Kırılası eller hep zalimin yanında.<br />
Memleketin o kadar çok görülesi güzellikleri var ki&#8230;<br />
Daha yapılacak çok iş var.<br />
Çözülemeyecek bir sorun yoktur. </p>
<p>*Geniş zaman ortaçları: “-En, -mEz, -or” ekleriyle türetilirler </p>
<p>Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç<br />
Koşar adım eve gitti.<br />
Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.<br />
İşe erken başlayan erken verim alır. </p>
<p>Gelen adayların kaydını yapıyorlar.             (şimdi gelen)<br />
Akan kanı durdurmalı önce                          (her zaman akan)<br />
Kaçan mahkûmları yakalamışlar.                 (kaçmış olan) </p>
<p>Belirtme Ortaçları:“-dİk ve –EcEk” eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır. </p>
<p>Okuduğum son kitap<br />
Okuyacağım ilk kitap<br />
Yapacağımız işler<br />
Yapılacakları belirledim.<br />
Geleceği varsa göreceği de var.<br />
Diktiğimiz fidanlar meyve vermeye başlamış. </p>
<p>Dikkat: Bu eklerden “-mEz, -or, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır.  Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler. </p>
<p>Bu konu uzun süre tartışılacak                      (çekimli fiil)<br />
Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk.       (ortaç)<br />
3. Zarf-fiiller (Ulaçlar)</p>
<p>-Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.<br />
-Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.<br />
-İsim görevinde kullanılmazlar. </p>
<p>Çeşitleri şunlardır. </p>
<p>a.Bağlama Ulacı“-İp” ekiyle türetilir.</p>
<p>Bu ek genellikle “ve” bağlacının yerini tutar.<br />
“-İp” ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.</p>
<p>Telefon edip hâlini hatırını sordum.‹ Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum </p>
<p>Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:<br />
Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.<br />
Bakıp bakıp gülüyor. </p>
<p>b. Durum Ulaçları :“-erek, -e&#8230;, -e, -meden, -meksizin, -cesine” ekleriyle yapılır.Fiilin nasıllığını bildirir. </p>
<p>Sınıfa gülerek girdi.<br />
Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.<br />
Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.<br />
Dinlene dinlene gittiler.<br />
Gürültüye aldırmadan işiyle meşgul oluyordu.<br />
Hiç dinlenmeksizin yedi saat yürüdüm.<br />
Her şeyi bilircesine konuşuyordu. </p>
<p>c. Zaman Ulaçları:“-İncE, -dİkçE, -dİğİndE, -ken, -mEdEn, -or, -mEz” ekleriyle yapılır.Bu ulaçlar fiilin zamanını bildirir. </p>
<p>Gülünce gözlerinin içi gülüyor.<br />
Canım sıkıldıkça şiir okurum.<br />
Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.<br />
İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.<br />
Uyurken hep sayıklar.<br />
Gün ağarırken düştük tarla yollarına.<br />
Uyumadan önce de yarım saat kitap okunabilir.<br />
Gelir gelmez seni sordu. </p>
<p>d. Başlama Ulaçları:“-Elİ” ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir. </p>
<p>Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.<br />
Seni tanıyalı hayatım değişti. </p>
<p>e. Nedenlik Ulaçları:“-dİğİ, -EcEğİ” ekleriyle türetilir ve “-dEn dolayı, için, -dEn ötürü” edatlarıyla birlikte kullanılır. </p>
<p>Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.<br />
Sizden ayrılacağı için üzülüyor. </p>
<p>f. Bitirme Ulaçları:“-EnE, -İncEyE, -EsİyE” ekleriyle türetilir ve “değin, dek ve kadar” edatlarıyla birlikte kullanılır.Sonraki fiilin bitimini gösterir.  </p>
<p>Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz.<br />
Yollar açılıncaya kadar bekledik.<br />
Öldüresiye dövdüler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/turkce-sbs-fiiller-fiil-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sbs Türkçe, ünlem nedir,</title>
		<link>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html</link>
		<comments>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 19:40:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[SBS TÜRKÇE 6. SINIF]]></category>
		<category><![CDATA[SBS]]></category>
		<category><![CDATA[SBS HAZIRLIK]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe konuları]]></category>
		<category><![CDATA[ünlem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hedefsbs.com/?p=124</guid>
		<description><![CDATA[Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir. Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir. Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir: &#8230; <a href="http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya sözlerdir.</p>
<p>Bu kelimelerin yanında dilek, emir, tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler, cümleler ve yansımalar da ünlem değeri kazanabilir.</p>
<p>Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:<br />
1. ASIL ÜNLEMLER</p>
<p>Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.<br />
Seslenme Ünlemleri</p>
<p>Ey Türk Gençliği!                              Hey! Biraz bakar mısın?<br />
Bre melûn! Ne yaptın?                       Hişt! Buraya gel!<br />
Şşt! Sus bakayım!</p>
<p>Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ünlemi olarak kullanılabilir.</p>
<p>Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!<br />
Duygu Ünlemleri</p>
<p>Ee, yeter artık!                       Aa! Bu da ne?             Ah, ne yaptım!<br />
Eh! Fena değil.                      Ay, elim!                     itme ha!<br />
Hah, şimdi oldu!                     Hay Allah!                  Vah zavallı!<br />
Vay sersem!                            Aman dikkat!              Eyvah! Geç kaldım!<br />
İmdat! Boğuluyorum!<br />
2. ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ KELİME ve SÖZLER</p>
<p>Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.</p>
<p>Komşular!                Babacığım!                  Simitçi!            Çok ilginç!<br />
Ne kadar güzel!        Çabuk eve git!             Ne olur yardım et!        Çık dışarı!</p>
<p>Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.</p>
<p>Şır!   Çat!     Güm!   Hav!    Miyav!   Tıs!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hedefsbs.com/sbs-turkce-unlem-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
